Sal. Haz 2nd, 2020

Fikri olan herkes için …

Huzur Hanem

3 min read

            Kapıları açtığımda burnuma önce bir toz kokusu gelmişti. Sonra ilk gözüme çarpan dokumalı kilimler oldu.  Narin bir tebessüm ile içeri girmiştim. Annem bu evde yaşamıştı. Doğası güzel kır çiçekleri içerisinde gezindiğimi hatırlıyor gibiyim. Üç odalı toz kokan ve tahtadan balkonu olan kerpiçten yapılmış bir evde…

            Yıllarını,  gençliğini geçirmiş olduğu bu hane onun için çok değerliydi. Anılarını anlatırken; tekrar aynı evde yaşadığını hissederek huzur bulduğunu dile getirmekten kendini alıkoyamıyordu. “Hadi gelin yamacıma” diyerek bizlere seslendiğinde heyecanla anlatacağı anılarını,  yaşadıklarını dinler ve mutlaka gerçek bir hikâyeden var olması bizi çok etkilerdi. Bazen su bulmakta çok zorlandıklarını ırbık adı verilen bir şeyle suyu kullandıklarını unutmamıştı.  Ailesinin kıt kanaat geçinmesine rağmen, yaşadığı hayattan çok haz duyduğunu yeni neslin hiçbir şey ile yetinmediğini ve daha fazla istediklerini dile getirir ve bundan hiç hoşlanmazdı.  Şırıl şırıl akan ırmaklarının olduğunu ve her gün oradan su getirir içtiği zamanda o suyun tazeliğini başka hiçbir yerde tadamadığını söylerdi.

            Çardaklarından sarkan dutların hala tadının damağında olduğunu, közde pişen biber bazlama kokusuyla uyandıkları anı asla unutamadığını, o evde bulduğu huzurlu yıllarını maneviyatının eşsiz güzelliğiyle yaşadığı zamanları olduğu için oraya huzur hanem diye hitap ederdi. Orakla ekin biçerek ekini sapı samanı ayırdığını düvenle harman sürerek deste çekerek bostan suladığını, davar koyun güddüklerini yaylada bostandan topladığı domatesleri yufka ekmeğine katık ederek yediklerini dile getirirken;  sanki hala gençliğini yaşadığı yıllarında idi. “o zamanlar saygı en ön safhada olduğu zamanlardı kızım her işimizi zevkle yapar yorulduğumuz anı hissetmeden yaşam sürer ve mutlu olurduk”.

 Annemi dinlerken onun yerinde olmayı arzuladığımı hissettim.  Huzur duyarak yaşadığı huzur hanesindeki anılarını çok etkileyici bulmuştum.  Ona gıpta ile bakıyordum.

            Külü küpeli ağır bir tencereye koyarak bulaşık yıkadıklarını akşama kadar yedi şelek odun taşımalarına rağmen, yakınca ısındıklarını söylerken; laf arasına girerek “Anne şelek ne demek?” diye bir soru sordum. O ise; “sırtında odun taşımaya denir kızım. Dedi kara kazanlarla pekmez kaynattıklarını bütçeye katkı olması için,  pekmezi sattıklarını ne kadar zor koşullarda yetişseler de şikâyet etmediğini aksine huzur bulduğunu mutlu olduğunu söylemişti.  Şimdi evine neden huzur hanem dediğini daha iyi anlıyorum.

            Bazen insan geçmişte yaşanan her şeyi silmek ister ama elinde olan her şeyin kıymetini elinde olunca bilmek gerekir. Rüzgârda esen yel havasında elleri cebinde evine uzaktan bakarken ki, hali hala gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. Yanına yaklaştığımda annemin içini hüzün kaplamış olduğu aşikârdı. Yüzünde olan çizgiler yaşlandığının ibaresiydi. “Ah kızım, huzur hanem işte tamda buradaydı. Çocukluğum gençliğim bu evdeydi fakat evimi, huzur hanemi yıktılar onu yapmakla beraber benim yüreğimi de gönlümü de tarumar ettiler. Geride sadece karşında gördüğün yıkıntılar ve hatıralarım kaldı. İnsan yaşadığı acı hatıralarına da kayıtsız kalamıyormuş bunu daha iyi öğrendim ”dedi.     

                        Annem için çok üzülmüştüm. Gözlerinden yanaklarına doğru süzülen yaşları görünce evinin neden yıkıldığını sormak ağırıma gidiyordu.  Kararlıydım yüreğini tekrar dağlamamak için yarasına tuz basmak yerine merhem olmayı istedim…

Sena Alboğa

3 thoughts on “Huzur Hanem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir