Z’aman’sız Veda…

0
226

Gece çok geç yatmıştım. Yetiştirmem gereken yazılar ve okumam gereken makaleler vardı. Uykum kaçsın diye sabah dörde kadar kahve ve sigara içmekten ağzımın tadı tuzu kalmamıştı.Son zamanlar da beslendiğim tek şey çay ve kahve olmuştu. Yine iştahsızlık başlamış, eski kilomdan eser kalmamıştı. Annem olsa elinde pekmez kasesi ile peşimde dolaşırdı.    

Gözümü açtığımda öğlen ikiydi. Zil çalıyordu. Kapıyı açmak için yatağımdan fırlayınca ayağım bilgisayar kablosuna takılmış düşmüştüm. İçeriden ses geldiğini duyan kapıdaki kişi tekrar zile bastı. Komşum Havva teyze. Havva teyzeyi hep mutfak önlüğü ve elinde ki tepsiyle hatırlarım. Sürekli elinde bir şeyler, konu komşuya dağıtırdı. Hamilesi vardır kokmuştur, hastası vardır canı çekmiştir der evinde ne pişerse göz hakkı diye dağıtırdı. Allah bereket versin çok iyi komşu.Komşum dediğime bakma benim değil aslında annemin komşusu.    Havva teyze elinde yine tepsiyle aşure getirmişti. Doğru ya Muharrem ayına girmiştik hatta geçenlerde zezemle (teyzemle) telefonda konuşurken oruçlu olduğunu, üç gün sonra aşure yapacağını söylemişti.Son zamanlarda gün, hafta, ay kavramım tamamen gittiği için unutmam çok normaldi.Dört tane kase uzattı Havva teyze.-Bende dört tane fazla bir tane yeter dedim.-olsun sen seversin hem arkadaşların gelir belki dedi.bende kıramadım dört tane kaseyi aldım. Birde ne güzel süslemiş.    İki sene evvel bizde annemle beraber aşure yapmıştık. Binbir dua ile başlayıp,bindir dua ile bitirmiştik. Tek tek, özene özene kaseleri doldurmuştuk. Kaseleri süsleme ve dağıtma işini bana bırakmıştı. Eğer evde bekar kız varsa aşure yapılır evin bekar kızı dağıtırmış. Nasılsa alttan altta bana mesajı veriyordu.Sandığından çıkardığı dantel örtüsünü tepsiye serip, kaseleri nasıl intizamlı koymuştu. Dantelin üzerine narları dökmemek için nasıl özeniyordum. Annem evine gelen misafir olsun veyahut yaptığı rızkı olsun ikram ederken hep özenirdi.


  Çok özledim seni anne. Sen gittiğinden beri, her şey saçma sapan oldu. Evde hala kapının arkasında terliklerin duruyor. Sen gittikten sonra renkli olan ev şimdilerde nefret ettiğim o gri renge boyandı.Sen gittiğinden beri, insanlara derdimi anlatmak için artık uzun uzun cümleler kurar oldum. İnsanlarla konuşarak anlaşmak zorunda kaldım. Ben susmaya başlayınca sen bir demlik çay koyar, balkonda saksıya ektiğin çiçekler eşliğinde kıtlama çayımızı içerdik. Ağzımdan laf alana kadar önüme servis ettiğin kitap cümleleriyle nasıl deşerdin beni. Bunu nasıl becerirdin bilmiyorum ama tamda derdim olan konu üzerine cümleleri söylüyordun bana. Sana gözlerimi kısıp baktığımda “anayım ben anlarım ” derdin.Anlardın ya anacım. En çokta sen anlardın.    Biliyor musun anne saksıda ki çiçekleri soldurmamaya çalışıyorum, sanki onlar solarsa sen tekrar gidecekmişsin gibi geliyor. Şimdi ben yine çay demliyorum, masaya da iki tane çay bardağı koydum, karşımda yine sen varmışsın gibi. Hep sevdiğin renkli kıtlama şekerleri de masaya getiriyorum. Ama her seferinde masaya gidip geliyor, bir tanesini ağzıma alamıyorum. Senin z’aman’sız vedandan sonra hiç bir şeyin eskisi gibi tadı yok.Saksıda ki çiçekleri severken, kıskanma kızlarımı derdin. O zamanlar kıskanmazdım ama şimdilerde onları ne çok kıskanıyorum. Seninle beraber toprağa kök salıp, koynunda yatıyorlar. Ben ise buz gibi duvarda asılı kalan resmine bakıyorum.


  Saat epey olmuş. Kütüphanemde yeşil koltuğumun üzerinde bilgisayarım da son yazımı düzenliyordum. Son aldığım kitap için ayağa kalkıp kitaplığıma yönelirken zil çaldı… Gelen Zeynep ti. Sık sık gelir beni kolaçan ederdi. Onu kütüphaneme ağırlamak istedim. Zeynep yabancı değildi. İstediği gibi hareket ederdi annemin evinde. Çay demleyip aşureleri alıp yanıma gelmişti. Şaşkın yemeği ne çok sever. Şansına aşurelerde ona nasipmiş. İştahlı yemek yemesi benimde bir parça iştahımı açıyordu.Zeynep sessizce otururken, bende oturuyordum köşemde. Duvarda asılı tabloya gözüm dalmıştı. Sessizliği Zeynep bozdu. Bilgisayardan Şebnem Ferah’tan bir şarkı açarak o sessiz sakin odayı bir anda içinde fırtınalar kopan bir denize çevirdi. ‘Deli kızım uyan söylenenler yalan’
Ne çok isterim yalan olmasını.
  Saat geç olunca Zeynep’i evine arabayla ben bıraktım. Dönüşte sahilde biraz dolaşıp hava alıp bir bankta oturup bir sigara içtikten sonra evime geçtim.Yazımı bitirmiştim. Balkona çıkıp çiçeklere iyi geceler öpücüğünü kondurduktan sonra odama geçtim. Burnumun direği sızladı ama ağlayamadım. Çünkü  ben hep içime ağlardım, beni bir tek annem duyardı.

Sinem ÖZKAN

iPhone’umdan gönderildi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here