Serzenişim Yine Yüreğim

0
214

  

Nasıl bir ressam eline fırçayı alır gördüklerini, yaşadıklarını, hülyalarını inceden inceye tüm renkleriyle, güzelliğiyle, berraklığıyla yansıtmaya çalışıyorsa ben de gönül penceremdekileri satırlarla ölümsüzleştirmek, aksettirmek istiyorum.

   Daha birkaç gün evvelinde sarının ve yeşilin tüm tonlarının ahenkle dans ettiği manzaraya şimdi de beyazlar eklendi. Bir nazlı gelin edasıyla salınan beyazlar… Yeşilçam ağaçlarının üstüne öyle güzel bezenmişler ki kıskanmamak elde değil. Sararan ağaçların uçlarında kahverenginin tüm esintilerini bulmak mümkün adeta bir renk cümbüşü.

     Yalnızlığımın, hüsranlarımın, hayal kırıklıklarımın üst noktada olduğu hummalı günlerle geçirdiğim son bir yıl ve resmettiğim bu manzara. Bazen ders esnasında camdan dışarı bakarken ne keder kalıyor ne tasa. Bu muhteşem tabloyu seyre dalmak ve hayaller âleminde gezinmek sanki kurtuluşum oluyor.

      Amansız dağların çevrelediği bu kaçamak mekan öyle heybetli duruyor ki üstüne çöken duman bile bu müstesnalığı bozamıyor. İnsanlarda öyle değil mi? Heybetin, gücün hatta yenilmezliğin ardında hep dumanlı düşünceler belki de tarifsiz bir keder.

    Dağların eteğinde ki evler her ne kadar köhne, eski ve bakımsız da olsalar hiçbir şey kaybetmemişler mağrurluklarından. Zaten bembeyaz kar kapatmış onların ayıbını, acziyetini. Upuzun kavakların sıralandığı, sararmayan yapraklarıyla yeşilliğini açık yüreklilikle sunan çam ağaçları ayrı bir dokunuşla kader ortaklarını yalnız bırakmıyorlar. Dar patikalar, olabildiğince amansız yokuşlar ve insanı kendinden eden o mistik hava. Hem güneşli hem soğuk. Camdan bakınca parıldayan ışıklarıyla içini ısıtıyor, dışarı çıkınca esen acı bir yelle yüreğine kadar titretiyor. Kendini bulmak ya da sana kendini buldurana ne kadar çok benziyor diye düşünmeden edemiyorsun. Bedbahtlar dıştan cezbeder, büyüler, hayretler içerisinde bırakır ama tanıyınca onları keşfetmeye başlayınca aynen bu yalancı güneş gibi darmadağın ederler. Sadece esen acı yelden kaçmak için çaresizce sığınacak bir liman ararsın.

     Kendime defalarca sordum ne işim var buralarda diye… Benim işim ummadığımdan çok fazlaydı. Rabbim istemişti buralara yolumun düşmesini, kaybetme kuşağında kazananlardan olmamı, yaşamaktansan yaşatmamı. Gayemiz yaratılışımıza yakışanı yerine getirmek.  Gel gör ki hakkını vermek, pişmek has meyveyi elde etmek, kemale ulaşmak sabır ille de sabır istiyor.

Nerede kalmıştım… Ressam benim gibi yapmıyor ama gördüğünü resmederken, düşündüklerini, iç dünyasındaki dalgalanmaları saptırmıyor tuvalin hakkını veriyor. Oynadık kelimelerle, satırların ahengiyle, dehlizlerdeki ıstırabı paylaşmak istedik yine sözcüklerin büyüsüyle!

Işkın Arslan Coşkun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here