Affet Bizi Çocuk

0
486

Birkaç gündür ciddi ciddi ilk yazımda ne yazacağım diye durup durup düşünürken, kullandığım kelimelerin israf olup olmayacağını, yazımın değerli okurların sürelerini meşgul edeceğini bildiğimden, acaba bir yandan da onların hem 3-5 dakikalık vakitlerini alıp hem de acaba kul hakkına girer miyim diye ezilip bükülürken ve yazılacak yüzlerce meselem varken bu dünyada en çok sevdiğim “Çocuklar” hakkında yazmaya karar verdim. Ve doğru bir karar verdiğime de inanarak kalbimin heyecanı biraz rahatladı ve yazmaya başlamış oldum.


   Çocuklar…

Çocukları en iyi çocuklardan öğrenebiliriz… Yetişkinlere güvenim azalsa da çocuklara güvenim hep tam oldu olacak…
   “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.” diyor Hz. Ali(ra).
    Oysaki günümüz dünyasında çocuklar oynayamıyor ki… Kapalı kapılar ardında, ruhsuz binalar içinde büyüyor, büyütülüyor. Apartman çocukları diyoruz biz onlara artık. Sokak çocuğu demesinler diye… Eskiden sokaklarda büyürdük, çamurlarla oynardık. Mahallemizin çocuklarıyla top oynar, akşama kadar koşar, terlerdik. Anne babalarımız çağırmadıkça eve girmek aklımıza bile gelmezdi. Ancak acıkınca eve girer, yemeğimizi hızlıca yer yine koştururduk şimdi cüzzamlı muamelesi gören sokaklara… Yemeğimizi de dışarıda yemezdik belki arkadaşlarımız arasında maddi imkanı iyi olmayanlar vardır diye. Yediğimiz şey arkadaşlarımıza yettiği vakit sevinerek evlerimizden çıkar, ekmeğimizi paylaşırdık. Bir yiyişimiz vardı gözlerimizin içine bakarak sormayın gitsin. Şimdiki çocuklar çocuk görmüyor sokakta.

Hepsi kapalı kutularda…


-Anne sokakta oynayabilir miyim?
-Sokakta? Sakın çocuğum sokak güvenli değil. Sana bir şey olursa ben ne yaparım?
– Ne olacak ki anneciğim sokakta?
– Gitme çocuğum! Al telefonu, tableti, oyun konsolunu… Oyun mu oynamak istiyorsun? Oyna işte bunlar ile… Milyonlarca oyun var bak burada sana. Ben de sen buradayken gönül rahatlığı ile ev işimi yapayım oğlum/kızım gönül rahatlığıyla…

    Çocuk çocukluğunu yaşamıyor… Gönüller rahat, çocuk sosyal medyada, oyunlarda şimdilik mutlu. Sözde oyun oynuyor. Hayatın ona asıl oyunu oynayacağı günlerden habersiz. Dedim ya  şimdilik mutlu… Zaten amaç bu değil miydi çocukları mutlu etmek… Okulda öğretmeni sorduğunda da “Hocam çocuğum mutlu benim. Sokaklara çıkarmıyorum malum biliyorsunuz sokaklar tehlikeli”

   “Sokaklar tehlikeli”…


    Düşünüyor muyuz eskiden eve girmeyen doya doya oynanılan sokaklar niye tehlikeli hale geldi? Niye insanlara güvenilmez oldu? Ne zaman toplum bu kadar bozuldu? Eskiden küçük çocukları sevindirmek için cebinde şeker, çikolata taşıyan amcalar, dedeler, ninelerden neden kaçılır oldu? 10-20 yıl sonra bizi, çocuklarımızı ne bekleyecek? Kafeste büyütülen kuşlar gibi, dört duvar arasında evden çıkmasınlar veya dışarıdakiler eve girmesinler diye kapılara üç beş kilit daha mı takacağız? Toplumdan, insanlardan kaça kaça nereye kadar kaçacağız? Hem neden kaçacak hale geldik ki? Birileri bir şey yapmalı…
 

  Bu yüzden çocukları seçtim dedim ya ilk konu olarak. Çocuklar başlatacak kaçmamayı… Sevgiyi bize tekrar öğretecekler. Tekrar birbirimize sımsıkı sarılacağız, el ele tutuşacağız. İlkokul 1.sınıfta ilk öğretilen cümleler gibi Ela, Lale ve Emel tekrar el ele tutuşacak. İnsanlar birbirinden korkmayacak, maskeler takılmayacak… Yeni bir gençlik oluşacak… Her gün dünyanın bir yeri kanıyor. Kanayan yerlere koşup merhem olacaklar, sevgilerini verecekler sevgisiz kalan tüm coğrafyalara… Önce kendi sokaklarından başlayacak çocuklar. En yakın yerden. Ve dünya yeniden yaşanılır hale gelecek çocuklar ile. Ne kolay söyledim değil mi? “Dünya yaşanılır hale gelecek” Kimse inanmaz şimdilerde. Dünyayı sevgi kurtaracak. Nefretin panzehiri de sevgi… Bu sevgi, samimiyet, vicdan çocuklarda var. Oyunlarda sayarken bile 1-2-3 ve araya 3,5 ve 4 diyen, araya 3,5 sıkıştıran merhametli çocuklar sadece ülkemizde değil dünyada bol bol var. O halde çözüm çok basit gibi… Bize emanet edilen çocuklarımıza sahip çıkmak. 

 Çocuk, cennet nimetlerinden biri… Emanet… Bugün problem olan yetişkinler dün bizim ihmal ettiğimiz çocuklardı. Yarın problem olacak yetişkinler bugün ihmal edeceğimiz çocuklar olacak. Kime ne emanet ettiysek kırdı. Hem kalplerimizi hem güvenimizi. Kırsalar iyi paramparça ettiler. Bu kalpler nasıl onarılır diye bakmadılar. Yıkmak kolay tabi. Yapmak zor. Onlar için varsa yoksa makam, mevki, para, eğlence hep daha yukarıya hep daha yukarıya… Bilmiyorlar ki yukarıya çıktıkça artık oralardan ne çocuklar gözüküyor ne bir zamanlar içinden çıktıkları insanlar. Sokaklar tehlikesizdi bir zamanlar… İnsanların belki fotoğrafları kalitesizdi ama insanları çok kaliteliydi. Birbirlerini darda gördüklerinde tüm mahalleli sessizce yardım ederdi de kimsenin ruhu duymazdı, sağ elin verdiğini sol el bilmezdi. Şimdi üç beş takipçi toplamak için medyadan yapılıyor yardımlar… Allah’tan beklemiyorlar artık sevabını… Yanlış adreslerde geziyorlar. Yardım ettiği kişilerin onurunu, gururunu eze eze. Yardım ettim, sevap işledim zannediyorlar. Bu yüzden çocuklar dünyayı güzelleştirecek dedim. Yardımlarını karşılıksız ederdi geçmişte büyümüş çocuklar. Yetişkinlerin çocuklardan öğreneceği çok şey var. Sadece iyice gözlemleyin herhangi bir çocuğun kalbini. Kalpsizleştiğinize mi, hayatı boşuna yaşadığınıza mı yanarsınız  bilmem. 

   Savaş ülkelerinde çocukluğunu yaşayamayan o kadar çocuk var ki… Ya bize ne demeli… Bizim ülkemizde de mi savaş alarmı verildi sokaklarda… Sokaklar tehlikeli hale nasıl geldi? Kıyamadığımız o çocukların içimizdeki düşmanları kim? Sokaklar o düşmanlara, canilere, sapıklara niye kaldı? Hiç mi suçu yok büyüklerin, ilgililerin… İlgililer diye adlandırdığımız ilgisizlerin… 

   Affet bizi çocuk! İyi bir dünya bırakmak istiyor sözde herkes size, iyi bir dünya bırakmak istedikçe zifiri karanlıklar bırakıyorlar. Karartıyorlar hayallerinizi, masumiyetinizi…  Bir güneş gibi doğ zifiri karanlık kalplere! 

   Ah! Bu büyükler, her şeyi mahvettiler… Örnek olacak, temsil edecek büyümüş çocuklara ihtiyaç var önce. Sana kıyamam diyenler kıydı önce sana… Senin gibi naif, merhametli, güzel kalpli emanetlere sahip çıkamadılar! Onlar yine anlatsın masallarını, okullarda, çevresinde “Benim çocuğum çok mutlu hocam, ne güzel oyun oynuyor işte” demeye… 

  Affet bizi çocuk, bakma sen büyüklerine!

  Bir güneş gibi doğ zifiri karanlık kalplere! 

Metin Özdemir

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here