Ağır Olur…

0
438

Hiç şüphesiz adalet denilen olgunun varlığı ile dünyada yaşanılır bir hayat meydana gelebilir. Aksi durumda güçlü her zaman güçsüzü ezer. Orman kuralı işlenir yani. Allah’ın adalet ayeti, Resuûü sallallahu aleyhi selam’ın tavsiyeleri göz ardı edilip dünyevî menfaatler ve çıkarlar doğrultusunda hareket edilirse hak olan Allah’ın adaletinin tecelli edeceği vakte kadar zulme uğrayan kadın/erkek herkese sabretmek düşer. Zalimin ettiği yanına kalmayacağı gibi mazluma da hakkı teslim edilecektir yüce divanda.

Adalet dediğimiz şeyin “herkes ve şeye hakkı olanın eksiksiz teslim edilmesi” olgusudur. Bu olgu zengin fakir, kadın erkek ayırmaksızın herkesin sahip olduğu bir haktır. Bu hakkı veren Allah’tır. Uygulayacak olan ise insanların yani seçmenlerin seçtiği liderdir. Eğer bizler güvencemiz olan liderkerimiz ya da kurumların başındaki insanlara güvenimizi yitirirsek bunun bedeli de karşılığı da ağır olur. Muktedire, toplumdan bir ferdin yaptırım uygulaması elbette ki zordur. Hatta biraz abartılı olabilirim ama imkânsızdır. Dünya denilen mecrada elinde bulundurduğu gücü keyifyet ve kural dışı işler için kullanıp insanlardan bir tek kişinin dahi mağdur olmasına sebep olan yöneticiler, Allah’ın hesap soracağı günden nasıl kalacaklar. Zira ben mümkün Allah’ın hak kıldığı bir şeyden kaçabilmek.

Suç ve ceza, yapan kişiyi kapsar ve ona etki eder. Olması gereken bu. Fakat hiçbir zaman bu kuralın dünyevî sistemlerde uygulanmadığı görülmüştür. Zor değildir aslında adaletli davranmak. Vicdanı ve ahlâkı olan yöneticiler için. Adaleti, adaletli olmayı, ahlâkı, ahlaklı olmayı ve bunun gibi dünyayı ve yaşamı güzelleştirmek için var olabilecek tüm çalışmaları, talepleri emreden, İslâm dinidir. Ve yine üzücü bir durum ki bu kadar haksızlık, adaletsizlik ve ahlaksızlık olaylarının yaşandığı toplumlar da İslâm toplumlarıdır.

İslâmî bir hayat ve dünya düzeni olmadığı sürece, insanların şuur ve ahlak denilen hayat biçimini içselleştirmediği müddetçe sistemin ne olduğunu sorgulamaksızın bu tür ahlak dışı şeylerin olabileceğini bilmek gerekiyor. İslâm’ın kendisi bir başına yetmez. İslâm zaten var ve o kıyamete kadar da var olacak bir dindir. Biz buna iman ettik.


Peki eksik olan nedir? Bizler… Bizler, İslâm’ı dünyada hâkim kılmak istiyorsak buna öncelikle kendimizden başlamalıyız. Bizzat kendi nefsim olmak üzere insanlarımızın yani Müslüman camia dediğimiz kitlenin bunu uygulaması gerekiyor. Asrı saadet dediğimiz hayat biçimi kendiliğinden meydana gelmemiştir. Bu uğurda bedeller ödenmiş, insanlar fedakârlık yaparak İslam’ın son din, Peygamber Efendimiz sav’in son peygamber olduğuna ve bu dinin peygamberi olduğuna kalben iman edip hayatlarında tatbik etmişlerdir. Ve “mutluluk zamanı, refah vakti ” anlamlarına gelen asrı saadet hayatı yaşanabilmiştir. Öyle bir devrin tekrar gelmemesi için bir sebep yok aslında. Olmayan şey fedakârlık yapabilecek anne babalar, gençler ve bizleriz.

Adaletin hayatın en ücra köşelerine bile ulaşabilmesi için bizlerin bu yolda fedakâr olması gerekiyor. Vaktimizden, uykumuzdan, yemeğimizden ve en önemlisi de dünyalık tat ve zevklerimizden… Çocuklarımıza, bize ait olmayan bir şeyin alınamayacağı gerçeğini bizler öğretmeliyiz. Bu sadece mal ya da madde olarak bir şey algılanmamalıdır. Buna bir kadının iffetine dokunmak da bir kadını kullanmak da dahildir. Aynı zamanda kız çocuklarımıza da erkeklerin birer meta olmadığını anlatmamız gerekiyor. Yani aile denen olgunun temel taşları olan anne-baba ikilisini çocukken yetiştirmek gerekiyor. Onları örnek anne baba olmak için gayret etmemizi de unutmamak gerekir. Zira söylenen şeyler değil yapılan şeyler kalıcı hale gelir. Aksi durumda söz konusu olayların herkes tarafından anlatıldığını da bilmek gerekiyor.

Adalet olgusunun yerleşmediği kalpler, karaktersiz, fikirsiz ve ahlak yoksunu kişiler oluyor genellikle. Kendi düşünce ve kararlarıyla değil başkasının iki dudağı arasında hapsolmuş olarak yaşamlarını idame ettiriyorlar şeref denilen olgudan uzak bir şekilde. Ardında bıraktıkları “ah” dolu hayatların, çocukların ve ailelerin acısını duymadan sadece güce ve güçlüye tapma, biat etme derdinde olurlar.

Allah bizleri adaletten uzak eylemesin. Kalplerimize adalet nasip eylesin. Bizleri adaletin mutlak sahibinin ve Hakk sahibinin Allah olduğu gerçeğini her daim kalplerinde taşıyan insanlardan eyleyip onlarla karşılaşmamızı nasip etsin.

Muhittin Uymaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here