İMAM HATİP ÖĞRENCİSİ OLMAK

0
269


Günümüz Türkiyesinde sayısını dahi bilemediğimiz bir çok lise çeşidi bulunmaktadır. Bu kadar çeşitliliğin bulunduğu bir ülkede her zaman tartışılan bir okul çeşidi vardır ki; o da İmam Hatip Liseleridir.
Benim gözümde İmam hatip liseleri diğer liseler arasında en değerli okullardır. Bu okullarda eğitim gören öğrenciler; hem lise eğitimlerini almaktadırlar, hem de dini bilgilerini edinmektedirler. Hatta en önemlisi de bu okullarda okuyan öğrencilerin neredeyse tamamı, gariban ailelerin, gariban çocuklarıdırlar. Kadir ve kıymetin kimlerden geldiğini, nasıl şekillendiğini, neye matuf olduğunu iyi bilirler. Kendilerine değer vereni ile kendisi ile dalga geçenini ayırt edebilecek ferasete de sahiptirler. Kimse ile dalga geçmez, kimseyi küçümsemezler, kimsenin varlığının boş olduğunu iddia etmezler. Sevdiklerinde candan sever, asla yarı yolda bırakmazlar. Sizin kendilerine verdiğiniz değerin iki katını belki de üç katını size geri vermenin gayretine girişirler. O kadar vefalıdırlar ki bunu anlatacak bir kelime bulamıyorum. Bu, ancak yaşayanların bilebileceği bir durumdur.


Yeterki siz bu öğrencilere adam akıllı yaklaşmasını bilin, kendilerini sevin, değerli olduklarını hissettirin ve her birisine yürekten dokunun. Böyle yaptığınızda sizi başlarının üzerinde taşıdıklarını görürsünüz. İstediğiniz kadar kendilerinden, sizi başlarının üzerinden indirmesini isteyin, asla sizi indirmezler yere, kadr-u kıymet bilen, o kadr-u kıymet sahibi insanlar.


Yeter ki itip kakmayın onları…
Yeterki kendilerini işe yaramaz görmeyin…
Yeter ki onlara bir insan olarak değer verin…
Yeter ki ellerinizi çekin onların yakasından…
Ve sonra kenara çekilin, bakın ne yaptıklarına…
Yeterki bu öğrencilere değerli olduklarını hissettirin. Eğer değerli olduklarını kendilerine hissettirebilirseniz, aralarında ne cevherlerin gizlendiğini göreceksiziniz. “Madenden ancak madenci anlar” hesabı, bu öğrencilerden de ancak feraset sahibi, ileri görüşlü, anlık çıkarların hesabına girişmeyen, enaniyet ve koltuktan uzak, yorulmayı ve yürümeyi seven, yüreğe yürekten dokunan kişiler anlarlar.
“Anadolunun saf çocuğu” tabiri adeta bu okul öğrencileri için söylenmiş bir söz gibidir. Her birinin yüzünde masumiyetin izleri fersah fersah uzaktan görünmekte ve okunmaktadır.
Bu okulda çalışan kimi idareci ve öğretmenin ağzından düşürmedikleri, çürümeyen bazı sakızları vardır. Bu sakızlarını çiğnemekten de geri kalmazlar asla. Bu okula gelen öğrencilerin seviyesizliğinden başlar, seviyesizliğinden bitirirler. Bazı sapsız baltalar; bu okullarda okuyan öğrencilerin hiçbir baltaya sap olamadığından ve olamayacağından dem vururlar. Bu okula niçin geldiklerini dahi sorgulamaya kalkışırlar.


Bu kişiler ekmek yedikleri tabağa tükürmeye benzer bir durum içinde debelenip dururlar.
Kendi seviyelerine bakmadan, başkalarının seviyesinden ölçme ve bahsetme cüretini ulu orta sergilerler.


Çiçek tarlalarında bir çok çiçek vardır ama bu çiçeklerin arasında bulunan bazı çiçekler bir başka görünürler. Gül bahçelerinde birçok gül vardır ama bazı güller bir başka görünürler. Dakik olmayanın dakikleri görmesi pek mümkün de değildir. Eşyanın tabiatına aykırıdır zaten herkesin bazı şeyleri görmesi. Farklılıkları görmek isteyenler; yeter ki çiçeklere farklı bakmasını bilsin, yeterki güllere farklı dokunabilsin. Yeterki yürekten yüreğe uzatabileceği bir duyguya sahip olabilsin.
Tabi böylesi bir duyguya, henüz yürekten ve duygudan mahrum kalmamış olanların ulaşabileceğine inanıyorum.


Yeter ki siz bu okullarda okumakta olan öğrencilere değerli olduklarını hissettirin ve onların da birer öğrenci olduklarını kabul ederek kendilerine bakmaya çalışın! Yıllardır takmakta olduğunuz gözlüğünüzü çıkarın, çıplak gözle bir kez daha bakın bu öğrencilere, belki farklılığın farkına varabilirsiniz bu şekilde. Bu gözle kendilerine baktığınız andan itibaren geriye dönük nice farklı çiçekleri es geçtiğinizi de göreceksiniz. Nice farklı güllerin bulunduğu tarlada farklı güllerin de bulunduğuna ve şimdiye kadar niçin fark edemediğinize özüleceksiniz.


Pişmanlık duyacaksınız; şimdiye kadar nice cevherleri nasıl da fark edemeyip atladığınıza…
Şayet pişman olduysanız şimdiye kadar yaptıklarınızdan, şimdi geriye dönüp kaybettiğiniz ve solmaya mahkum bıraktığınız o çiçeklerden ve güllerden bir üzür dileyiniz lütfen.


Özür dilemek zorunda kaldığınız bir zaman geldiğinde, dileyeceğiniz özür sizi kurtarmaya, aklamaya ve paklamaya yetmeyecektir.


Benden söylemesi…

Nihat Güç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here