ÇOCUK EĞİTİMİ VE ETKİLİ İLETİŞİM 2

0
236
dav

 

 Yapılan her eylemin sebebini anlatmanın, çocuğun bilgi dünyasında ne kadar önemli olduğunu bir önceki yazımızda bahsetmiştik. Ortak dil kullanmanın, anlaşmakta ve anlaşılmakta ne kadar önemli olduğuna  da değinmiştik.

 Aynı dili kullanmak kadar olumlu dil kullanmak da çocuk iletişimi için hayati bir önem taşır. Çocuğa olumsuz anlamda kurulan her cümle onun olaylara karşı sert tepki vermesine sebep olur. Gördüklerine ve yaşadığı dünyaya karşı aşırı merak ve tepki yumağı olan çocuk, olumsuz ifadeyi duyduğunda içindeki tepkiyi ortaya çıkarır. Siz onun zarar görmemesi için “Ateşe yaklaşma!” dersiniz o sanki “Ateşe yaklaş!” dediğinizi algılamış gibi ateşe yaklaşır ve zarar görür. İşte bu tür olayların asıl problemi “olumlu cümle” kullanmamamızdan kaynaklıdır. Çocuk göstermek istediği tepkiyle birlikte o zararlı eylemi yapar. Çocuğa olumlama yaparak “Burada ateş var, sana zarar verebilir.” ya da “Ateşe dikkat etmelisin!” gibi olumsuzluk ifade etmeyen cümlelerle onun tepkisini durdurabilir  ve onu korumak istediğimiz zararlı olaydan da koruyabilirsiniz.

Çocuğa kurulan cümlelerle birlikte onunla yaptığımız konuşmalar onun dünyasında göremediğimiz dehlizleri fark etmemizi sağlar. Bu yapılan konuşmalar onun yanlış yapma durumlarını en aza indirecektir.  Anlattıklarına karşı onu tedirgin edecek tepkiler vermek onun bizden uzaklaşmasına sebep olacaktır. Bu tepkiler düzeltilebilecek durumların kangrene dönüşmesine sebep olacağından daha sakin duruşla ve olumlu açıklamalar yaparak yanlışı düzeltmemiz daha kolay olacaktır. Meselâ çocuğunuzun okulda arkadaşlarıyla yaptığı kavgayı “Niye kavga ediyorsun, ben sana söylemedim mi! Öğretmenlerinden şikâyet istemiyorum, diye.” şeklinde kurulan cümleler onun daha da içe kapalı olmasına sebep olurken bazı olayları gizleme ihtiyacı hisseden bir çocuk olmasına yol açar.

Bu durumu şuna benzetebiliriz: Dışarıda hava çok soğuk ve aşırı yağmur yağıyor. Bu havada çocuğunuzu dışarıya bırakır mısınız? Eminim ki hepiniz, “Evet, bu havada çocuk dışarı bırakılmaz. Soğukta çocuk dışarı mı bırakılır!” dediniz. İşte bu benzetmeden yola çıkarak, çocuk zaten okulda can sıkıcı bir olay yaşamış siz de suçlayıcı, kırıcı ve güven duyulmayan cümleler kurarak onu o soğuk havada dışarıda bırakmış oluyorsunuz. Dışarıda kalan çocuk her şeyi yapabilir. Siz onu koruyup kolladığınızı sanırsınız ama o duymak istemediği cümlelerden ötürü çoktan sizden uzaklaşmıştır. Sevgi, ilgi ve takdir görmeyen çocuk  sevgi ve ilgi gördüğü insanlara doğru yol alır. Eğer ona ilgi gösteren kişiler onun için kötü işler planlıyorsa işte kendi elinizle çocuğunuzu onlara vermiş olacaksınız. Anne ve babasının tepkileri ve kurduğu cümlelerle kendisine yol belirleyen çocuk, aldığı her olumlu ifade ile yanlış gittiği yoldan dönecektir. Ya da içini kemiren yanlışı paylaşarak düzeltme çabasında olacaktır.

Çocuğun yaşadığı problemlerin nedenleri ve niçinleri olumlu dille anlatıldığında belki de olaya onun sebep olmadığı fark edilecektir. Sebep olduğu olay bile olsa yaptığımız konuşma aslında çocuğunuza zarar gelmesinden endişe ettiğiniz yönünde olması ve onu anladığınızı ifade etmeniz çocuğa değer duygusu vereceği için yaşanan olayda farklı güzelliklerin yaşanmasını sağlayacaktır.

Neden çocuklar öğretmenleriyle konuşma ihtiyacı hisseder, hiç düşündünüz mü? Ya da sizin kurduğunuz cümleyi öğretmeninden duyduğu zaman sizin vazgeçiremediğiniz durumdan öğretmeninin anlatımıyla vazgeçmesini hiç anlamaya çalıştınız mı? Ben bunu hem bir öğretmen hem de bir anne olarak çok düşündüm. Kendi çocuğuma karşı daha sert olabildiğimi ama öğrencime daha yumuşak bir dil kullandığımı fark ettiğimde kendi evlatlarım için bir anne olarak üzüldüm. İşte biz anne ve babalar çocuklarımızın daha iyi olması için onların hatalarını kabul edemiyoruz. Bu kabul edememe durumu da bizde aşırı tepkiye onlarda da anne ve babadan uzaklaşmaya sebep oluyor.

Tabii çocuk eğitiminde bu durum aşılamayacak bir durum değildir. Empati yaparak ya da onların isteklerini ortak noktada buluşturarak daha olumlu bir iletişim içerisinde olabiliriz. Olumlu ifade kullanmak, bırakın birey olmaya çalışan çocuğunuzu, belli bir yaşa gelmiş insanların bile karşısında duramayacağı bir durumdur. Çünkü karşı tarafı düşündüğünüzü hissettirdiğiniz her cümle onun değer duygusuna dokunacaktır. Değer gördüğü kişinin de söylediği cümleler yapacağı yanlıştan onun dönmesi için yeter de artar bile.

İş yerinizdeki patronunuz size her gün bu işi yapamadığınızı söylese yaptığınız işte ne kadar başarılı olduğunuzu bilseniz bile orada çalışmaya devam edemezsiniz. “Marifet iltifata tabidir.” der büyüklerimiz. Yani biz güzel işler yapmak, faydalı bireyler yetiştirmek istiyorsak önce kurduğumuz cümleleri düzeltmemiz ve yapılan başarıları küçük de olsa alkışlamayı öğrenmemiz gerekir. Hele de dünyaya kendini ispatlamaya çalışan bir “insan” ın belli bir noktaya gelmesi için sevgi, başarı, ilgi vs gibi duygularının tatmin edilmesi lazımdır.

Değer duyguları zedelenmemiş birey daha sağlıklı büyüyecek ve daha üretken olacaktır. Bir fabrikanın dişli çarklarını düşünelim: Dişlilerden birinin zarar görmesi o çarkın dönememesine sebep olur. Veya bakımı yapılan dişliler daha rahat döner ve aksama yapmaz. Öz benliği zedelenmemiş birey ileriki yaşlarda başarı ve üretme bakımından her zaman diğer kişilerin önünde olacaktır.

 Evet, çocuklarımızın yaşları bizden küçüktür ama bizim yaşımıza geldiklerinde bizim yaptıklarımızdan daha değerli işler yapabileceklerini de unutmamak gerekir. Bu düşünce ile onlara olan saygımıza ve ilgimize daha çok dikkat etmemiz yetiştirdiğimiz birey için altın kıymetindedir.

Zeyneb Büşra

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here