Başlarken…

0
337

İnsan, tek başına yaşayabilen bir varlık değildir. Canlılarla etkileşim hâlinde olması onun yaradılış kodlarında var olan bir durumdur. Verilen uzuvlar,  bu etkileşime fayda sağlaması içindir. Beyin düşünüp değerlendirme kâbiliyetinin ana merkezidir. Beyine bağlı sinirler ise bu girdi çıktının dıştan görünmeyen iletim araçlarıdır. Dilse insanın içindeki duygu ve düşünceyi dış dünyaya aktarmanın temel  taşlarından biridir, hiç şüphesiz.

Dilin olmadığını düşündüğümüz vakit yapılacak aktarım yeterli ve tam olmayacaktır. İsteklerimizi, üzüntülerimizi, sevinçlerimizi ve kavgalarımızı hep bu şekilde aktarırız. Yunus Emre “Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı/ Bal ile yağ ede bir söz” mısralarıyla dilden çıkan sözün ne kadar etkili olduğunu anlatmış bizlere. Bazen savaşları bitiren bazen bir insanın veya insanlığın ölümüne sebep olan bazen dinlemeye doyamadığımız bazense insanın içine taş gibi oturan acı ve kırgınlıkların toplamı, sözün yani dilin içinde saklıdır. Söz bu kadar etkiliyse peki sözün kayda geçmişinin -yazının- etkisini hiç düşündünüz mü?  Söz söylenir; kâh acıtır kâh güldürür ama yazı, zamanı ve mekânı aşarak farklı insanlara ulaşır. Etkisi yıllarca hatta yüz yılllarca sürer gider. Bu zamana kadar toplumun önemli yerlerindeki insanlar, sözlerini söyledikten sonra hemen kalemi eline almıştır. Çünkü yazının sözden daha etkili olduğunu bilmişlerdir. Hele de görmediğin veya varlığını bilmediğin insanların, yazdığın bir cümleni okuması ve bu okumayla onun aydınlanmasına yardımcı olmanın kıymeti bu dünyada değeri ölçülemez zannımca. Yaşar Kemal’in  “Benim kitaplarımı okuyanlar katil olmasın, savaşa düşman olsun. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsun. Benim kitaplarımı okuyanlar…” diye devam eden cümlelerinde yazılanların birilerine faydalı olduğu sürece anlam kazanacağı da ifade etmektedir. Bir insana bir yazının ulaşması elmas değerindeyse o yazının okuyucuya fayda sağlaması da zümrüt veya yakut kıymetindedir.

Ben de  ilk yazımla bu heyecanı yaşamaktayım. Diliyorum ki önce kendime sonra yazımın ulaştığı insanlara bir şeyler katayım. İşte bu düşünce ile Fikriyyat ailesine dâhil oldum. Umarım bu ailede hem öğrenir hem de eksik olan taşları taşımaya yardımcı olurum.

Böylece daha yaşanır bir toplumda daha anlaşılır ilişkiler içinde daha sağlıklı yetiştirdiğimiz bireyleri hep bir araya getiririz. Okuyan toplum sağlıklıdır. Okuduğunu içine sindirip yaşayan toplum ise daha sağlıklıdır. İşte bu toplumun yetiştireceği bireyler de daha çalışkan daha ahlâklı daha üretken olacaktır. Ahlâklı ve üretken bir toplumsa gelmesi gereken yere hızla ulaşacaktır.

Bu çabada olan herkese iyi okumalar dilerim…

Zeyneb Büşra

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here