Hüzün Akşamı

0
526

Hüzün akşamı gibiydi gece. Yağmur çisil çisil yağıyor, gönlüme damla damla akıyor. Sokak lambası aydınlatamadığından utanıyor, sıkılıyordu. Etrafı boğucu bir hüzün kaplıyordu. Sanki aydınlanmama izin vermiyordu. Eskiden olsa karanlıklar içinde ilerlemekte karar kılıp, kendimi karanlığa iterdim. Fakat şimdi nerede ışık orda ben oluyorum. Yağmura, kara, çamura rağmen hep sokak ortasında yürür halde buluyorum kendimi. Sırtımda çanta, kafamda düşüncelerim. Kafamdaki düşüncelerin çantamdaki eşyalardan ağır oluşu bir sonraki adımımın yavaş olmasına neden oluyor ve yolum uzuyordu. İnsanlar yok denecek kadar az oluyor bu yüzden kendimle baş başa kalıyordum. Buna ihtiyacım vardı, sanki ki her gün bunu yapıyordum. Öyle içime işlemiş yalnızlığın verdiği aydınlık, aydınlığın sunduğu yalnızlık…
Kafamın istediği ayaklarımın da o yöne ilerleyişi aklımın hâlâ yerli yerinde oluşunun bir göstergesi galiba. Kafam karışık biraz. Kafamın karışık oluşu, gittiğim yerlerin izinin uzayıp sonsuzluğa ilerleyişine sebebiyet veriyor. İzlerini takip edebilmek ne mümkün, upuzun sırra kadem basacak cinsten. Bir sonraki yürüyüş için sabırsızlanıyorum. Bu da beni heyecanlandırıyor. Hâlbuki sadece yürüyorum neyin sabırsızlığı ve heyecanı ki bu?
Gül Asan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here