Teşbih

0
59
reklamlar
Yazı arası Reklam

Haftalardır İstanbul’da kasvetli bir hava vardı. İnsan huzur bulmak için göğe baksa,içi daha da bunalmış bir şekilde yere indiriyordu bakışlarını. Yine öyle bir gündü. Meteoroloji o gün sağanak bir yağışın beklendiğini söyledi ve insanları uyardı. Ama bu ilk uyarışı değildi. Her ne zaman böyle dese yere tek bir damla düşmezdi. Kapalı havaları sevenlerin bile içini bunaltıyordu.
Hayat telaşesi biter mi? Herkesin işi gücü var. ‘Evden çıkmayın’ uyarısı yapıldığı halde olay artık yalancı çoban hikayesine döndüğü için çoğu insan aldırış etmeden dışarı çıkmıştı.

İş bu ya bu sefer meteorolojinin dedikleri tuttu. Kasvetli hava sıkıntılı oluşundan ödün vermeyerek kuvvetli bir yağış ve fırtınayla şiddetini artırdı. İnsanlar işlerine gitmek üzere evlerinden henüz çıkmışlardı tüm bunlar olurken. Herhangi bir olağanüstü durumda insanların zarar görmemesi için büyük bir sığınak vardı ve insanlar akın akın sığınağa doğru koşuyorlardı. Hava öylesine yağışlı ve kasırga öylesine kuvvetliydi ki… İnsanlardan kimisi ellerini açıp Allah’a dua ediyor,kimisi de namaz kılıyordu tüm bunlardan sağa sağlim kurtulabilmek için.

Sonra birden güneş açtı ve sanki o dehşet anları hiç yaşanmamışcasına hava aydınlanıverdi ve insanların içini sürûr kapladı. Sevinçten ağzı kulaklarına varmıştı herkesin. Derin bir oh çektiler ve…

İşte tam da burada tekrar şükür duaları ve şükür namazları gerekirdi. Allah dualarını kabul etmiş ve bu dehşet anları geçmişti. Ama insan nankör,unutkan ve cahildi değil mi ? (Ahzab,72: Şüphesiz insan çok zalim ve cahildir.) Hiç bir şey olmamış gibi tekrar yola koyuldular. Ne bir teşekkür var ne de bir hiçliğini hissetme. Evet hiçlik. O dehşet anında insanın elinden ne gelebilir ki. Herşey ama herşey Allah’ın elinde,her zaman olduğu gibi.

İşte hayatta,Allah’a karşı insanların durumu da bu şekilde. Teşbihte hata olmaz. Allah bize olacakları söyler ve uyarır. Yapmamız gerekenler ayan beyan ortadayken kendimizce mantıklı olanı yaparız. Sonra bu dikbaşlılığımızdan dolayı başımıza büyük sıkıntılar gelir. Sıkıntılı anlarımızda başımız secdeden kalkmaz,ellerimiz dua için semadan inmez. Allah rahman rahimdir. Kuluna merhamet eder ve sıkıntıyı üstünden alır. Oysa ki insan çok nankördür(İbrahim,34:Şüphesiz insan pek zalimdir,pek nankördür.)Sıkıntı geçtiği andan itibaren başının dikine gitmeye devam eder. Artık ne semaya kalkan bir el,secdeden kalkmayan bir baş vardır.

Böyle mi olmalı gerçekten? Gerçekten, bizi yaratan,bizi en iyi bilen,bizi uyaranı dinlemeyip,sadece veyahut genellikle başımıza bir sıkıntı geldiği anda O’nu hatırlamak ve sıkıntı bizden gittiği anda tekrar eski halimize dönmek,hiç dersler çıkarmamak… Ne acı.

Rabbim cümlemizi her anımızda O’nunla beraber olup,ihsan duygusu içerisinde yaşamamızı nasib eylesin. Amin!

Habibe Nur Erdem

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikYazar mı, Manken mi?
Sonraki İçerikArıyoruz

CEVAP VER