KARŞILIKSIZ KADIN EMEĞİ

0
99
reklamlar
Yazı arası Reklam

Kadın emeği, iktisadi ve toplumsal yaşamdaki tüm önemine karşın; ihmal edilen, üzerinde yeterince düşünülmeyen ve araştırılmayan , hukuki bir alandır.
Kadının sosyal hayatta ve aile içerisinde sürekli olarak ürettiği maddi emeğin yanı sıra “duygusal, manevi” emeğinin de çok ciddi bir şekilde bilimsel olarak incelenmesi ve göz önünde bulundurulması gerekir. Kadının görünmeyen emeği yapıldığında değil, yapılmadığında değeri anlaşılır.
İngiltere’de yapılan bir araştırmada, kadınların ev işleri ve çocuk bakımı için haftada ortalama 74 saat vakit harcadıkları saptanmıştır. Bu iş başkasına yaptırılmış olsaydı bu kişiye 32 bin 812 Sterlin (80 bin TL) ödenmek zorunda kalınacağı hesaplanmıştır.

Türkiye gerçeğine baktığımızda bu durum daha da vahim görünmektedir. Türkiye de kadınlar adeta bir sanayi gibidirler. Gıdadan tutun tekstilde, tarımda, hayvancılıkta hiçbir ücret almadan büyük bir içtenlik ve özveri ile bunların hepsini yapar, bir yandan da eşine, çocuklarına, kayınvalide ve kayınpederine, kısacası bütün ev halkına tatlı bir köle gibi hizmet eder. Tüm bunlara rağmen icabında dayak yer, hiçbir söz hakkı yoktur, üzerine kuma getirilir ve kadın erkeğin potasında eritilerek kimliksiz, iradesiz, alışılmış çaresizlik içerisinde var olma mücadelesi vermeye çalışırken, toplumun cehaletinin bir ürünü olan tanrısallaştırılmış erkek kendini kadının yaratıcısı zannetmiştir. Bu durumda kadının konumuna ve karşılıksız emeğine gereken değer verilmedi. Zulme varan bu haksızlık karşısında kadın, bir hak arayışı içine girdi. Para kazanmak insanı değerli kılıyorsa “bende para kazanırım” dedi ve tabiri caizse haklarını aramak üzere kendini dışarı attı. Evet, kadınlar artık para kazanıyorlar lakin gelin görün ki ne evlerde huzur kaldı ne de yuva sıcaklığı. Çocuklar anaokullarında anne kucağının sıcaklığını ararken, psikologlarda gezer oldular. Yaşlılar huzurevlerinde yalnızlığa terk edilmiş halde bırakıldılar. Oysa kadınlarımız bunların hepsini fıtratı gereği en güzel şekile yapıyorlardı.
Dışarıda çalışan kadın, bu seferde ikinci vardiya diye ifadelendirilen formel. Sektördeki ücretlendirilmiş emeğe ek olarak hane içerisinde ücretlendirilmemiş emeği arasında başka bir zulümle karşı karşıya kaldı. Kadın, hem dışarıda çalışma hemde evdeki sorumluluklarını yerine getirme çabasından dolayı kimlik çatışması yaşamaktadır.
Kadınlarımız elbette ki sosyal hayatın bütün alanlarında var olsunlar. Ancak bunu aile kavramına ve en önemlisi de kendi fiziksel ,ruhsal yapısına, fıtratına zarar vermeden en uygun bir şekilde yapmaları gerekmektedir. Şöyle ki; kadınlar dışarıda çalışacaklarsa önce bunun alt yapısı oluşturulmalı ve uygun bir sistem geliştirilmeli ki, bir takım olumsuz sonuçlar doğmasın.

Allah’ın biz Müslümanlara gönderdiği mesajda kadınla erkeğe eşit olarak ; Veli, eş , örtü kavramlarını kullanmıştır. Aynı ödül , ve aynı ceza ile uyarmıştır.

Bir toplumun medenileşmesi kadınlarının sosyal ve ekonomik statüsünden belli olur. Yine bir toplumun yıkılması da kadınlarının bilimden, ilimden, sanattan ve fikirden geri bırakılmasıyla mümkündür.Toplumun yarısı kadın yarısı erkektir. Toplumun bütününü kadınlar doğurur ve yetiştirirler. Toplumun yarısını oluşturan ve bütününü yetiştiren bir varlığın emeği göz ardı edilemeyecek kadar değerlidir. Bu emek ve varlığın kıymeti mutlaka bilinmelidir. Nitekim dinimiz kadının karşılıksız emeğini, cenneti annelerin ayağının altına sererek en güzeliyle ödüllendirmiştir.

Betül Aynur Celep

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikHastane Koridoru
Sonraki İçerik

CEVAP VER