“BEN BANA YETERİM”CİLİK

0
117
reklamlar
Yazı arası Reklam

Yeni bir akım çıktı duydunuz mu?

Akımın adı:Ben Bana Yeterim

İsmini duymamış olabilirsiniz ama belki de büyük oranda temsilciliğini yapıyoruz. Ben bilmediğim şeyin temsilciliğini yapmam arkadaş demeyin yapıyoruz.

Mesela şuan aktif olarak görüştüğünüz kaç komşunuz var?

Ortaokul bayağı maziye kaçıyor belki ama liseden mezun olduktan sonra kaç arkadaşınıza selam verdiniz?

Veya bir mahalleden, şehirden, iş yerinden ayrıldıktan sonra aylarca, haftalarca birlikte vakit geçirdiğiniz insanlar şuan neler yapıyor vakıf mıyız?

Bu sorulara çoğunlukla iç açıcı cevaplar veriyorsanız helal olsun demek lazım ama toplum olarak içimiz kapandı maalesef bu sorulara.

Toplum olarak içimiz dar artık. İnsanlara yer yok. ”İnsan sevmiyorum ben” demek moda olmuş. Hele de bir edebiyat var ki insanlarla anlaşamadığı için kitaplarla arkadaş olmacılık..

Biraz çelişmiyor mu bu? Kitap nedir? İnsanı insan yapandır. Düşünmeye, duygulanmaya, hissetmeye iten şeydir. Yani kitaplarla arası iyi olan kişinin insanlarla anlaşmada bir derdi olmaz. Erdemli insanın insan ilişkilerinde sorunu olması trajik olur neticede.

Ama bizi bu ”ben bana yeterim” akımına iten şey kitaplar değil zaten. Ömür boyu hiç bir insana selam vermeden yaşayabileceğimize inandıran başka bir mecra var: Sosyal Mecra! Affedersiniz Sosyal Medya!

Sosyal medya çok kollu bir dev.Her yerimizden bizi öyle bir kucaklamış ki gidip de bir daha eşle dostla, komşuyla kucaklaşasımız gelmiyor. Öyle sûni selamlaşmaların içerisindeyiz ki artık sözle verilen bir selam klavyeden yazılan bir hal hatır kadar değer arz etmeyecek diye korkuyorum. Belki de etmiyordur çünkü kendimizi klavyede ifade ettiğimiz kadar canlı kanlı ifade edemiyoruz. Neden? Aktif iletişimi unuttuk çünkü. Bir insanla yolda karşılaşınca ne sorulur ne sorulmaz, bir haneye yeni taşınılınca kime selam verilir kimden selam alınır? Bizi bunlara iten sebeplerimiz vardı eskiden.

Bir derdimiz olur, iyi- kötü günümüz olur ilk adımımız komşumuza atılırdı. Şimdi aman kimse duymasın…

Başımıza bir hal gelir ne yapacağımızı şaşırdığımızda bir büyüğümüze danışır zihnimizi ferahlatırdık. Şimdi adım başı para karşılığı danışman hizmeti merkezleri. Çok şükür ne güzel imkanlarımız var eskiden böyle miydi (!)

İşimiz gücümüz ters gitse muhakkak eski ahbaplardan el kol uzatacak biri çıkardı. Şimdi o eski ahbapların takip isteklerini ayıp olmasın diye onaylıyoruz.

Koskoca bir cemiyeti şu elimizdeki beyaz ekranlara sığdırdık mı sahiden? Okuduğumuz kitaplar, aldığımız eğitimler, işimiz gücümüz, sosyal varlığımız bizi insanlaştıracağına insanlardan mı uzaklaştırdı?

O kadar çok şey bilir olduk ki kimseye akıl sormamayı ( büyükler istişare der) marifet bildik. Zorlu dağları zor bela tek başına aşınca da ‘oh be ben bana yettim, kimseye muhtaç olmadım’ dedik.

Bir düşünsek mi bu kudretli Yaradan bunca milyar insanı dünya denen fanusun içinde neden döndürüp duruyor? Dileseydi her insana ayrı bir dünya verebilirdi. Gücü var. Belkide bu sebepler halkası dünya birbirimize çarpalım diye böyle dönüp duruyor.

Kendimizi küçük dairelere kapatıp ” ben bana yeterim” akımının kol gezdiği bir dünya yaratma gayesi öyle boş ki..

Rabbimizin muradı birbirimizi bulmamızdan yana. Biz neden yaradılandan kaçıyoruz, birbirimizi bulsak ya..

Es-SELAM.

Nuray Bektaş

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikÂN
Sonraki İçerikYolcu

CEVAP VER