İNSAN NE İLE YAŞAR?

1
1198
reklamlar
Yazı arası Reklam

Bir sesti kıskıvrak boynuma dolanan,
Ve bir ışıltıydı her zerresi ile saran bedenimi
Öyle bir sesti ki, mevsimlerden baharla gelen,
Ama…

Ama hırçınca akan bir ırmak misali, ayazıyla vurdu sevdanın yüzüne …
İşte o ses; bulutlar kadar sonsuz, kuşlar kadar özgür ve mavi gök kadar derindi..
Bu derinlik beraberinde neyi getirdi.? Korkup kaçarken insanlıktan delicesine, yakalandı derinin en zifirinde ve işte o soru;
– İnsan ne ile yaşar .? oldu.
Ne kadar derin bir soru değil mi? Düşün o vakit. Evet, evet sen şuan bu satırları okuyan ve belki de bu soruyu şimdiye kadar kendine hiç sormamış olan sen..
Geç aynanın karşına, o harikulade ayrıntılar ile yaratılmış çehrene bak ve sor lisanına;
” İnsan ne ile yaşar?”

Dakikalarca baktın değil mi? Sen konuştun kalbin sustu, gönlün konuştu dilin lal oldu. En derinine in kendinin. Kimsenin bilmediği, ömrünü sakladığın en derinine. Hatta inmekten korktuğun o bilinmez derinliklere in ve bak.
Dur, sen bu soruya çehren ve lisanınla cevap ararken yardımcı olayım sana .
İnsan sevgiyle yaşar aslında…

Evet doğru okudun “Sevgi” hani şu beş harf kadar kısa ama bir ömür kadar uzun olan o fiil… Ve insan sevdasıyla yaşar biraz da. Peki ya neye sevda? Kime sevda? İşte bu sevda sorusu tam olarak aynada izlediğin çehren de saklı.

Sevdamız kadar var oluruz yaşamda ve sevdamız kadar konuşuluruz belki de. Evet, konuşuluruz dedim çünkü her yaşantı konuşulur. Hatta sana bir sır vereyim; ”Her yaşantı, yaşanırken konuşur.” Her zaman başkalarına gerek kalmaz yani. Örneğin; birini çok seversin, her zerrenle … tüm benliğinle… Ve sevginle konuşursun o kişiyle. Her hareketin, her cümlen ve sevdanla yaptığın her fiil konuşur. Bu konuşma karşı tarafa kendini konuşturur. Ütopik gelir, inanılmaz gelir, muhteşem gelir ve… Evet, maalesef düşündüğün gibi bir sonla bitmez. Böyle güzelliklerle gelen o sevgi, artık sıradanlıkla gelir, lüzum değildilerle gelir, gerek yoktularla gelir, benim için değmezlerle gelir ve sen daha ne yapabilirim diye düşünürken, onun en hassas noktalarını haberi bile yokken bulup, ona öyle davranırken o sana bir cümle ile gelir; “Ben bu kadarım. Fazlasına gerek yok, belki var ama bu beni aşar ve ben bu kadarım.”
İşte cümlenin sonu … İşte bu sevdanın yıkılışı… Ona göre son ya da hiç başlamayan sıradan birkaç konuşma? Sevdasını yaşayana göre bu son muydu peki? Belki evet belki de hayır … Buradan sonrasını yazmaya takat bulamaz el ve konuşamaz dil…

İnsan sevgi kadar hüzünle de yaşar. Bu göğü mavi ,toprağı kara olan hayatta… İşte; “İnsan ne ile yaşar?” sorusunun cevabı… Temel taşları oluşturan üç husus; sevgi, sevda ve hüzün…
Sevgin seni var eder, sevdan seni güçlendirir ve hüznün benliğini kendine getirir…
Şimdi sıra bu mısralara gömülmüş ve “Acaba ben ne için yaşıyorum?” diyen sende…
Dur aynanın karşısında ve sor; “Ben kimde ne kadarım ve kim bende ne kadar?”
Sor ve bul cevabını.

Emin ol bulduğun anki sen ile biraz önce aynaya bakan sen aynı kişi olmayacak. Ve cevabı bulduğun an; sevdaya, hüzne bakış açın yeniden benlik bulup göklerde bir boyut kazanacak. Sen sadece bulmaya odaklan.
Unutma; sevda uğruna çıkılan yolda hüzün denizine dalıp boğulursan ölmez aksine yeni bir sevdaya yükselir, aşıktan maşuka yönelirsin. Varken yok, yokken var olup, gökyüzü denizinde ilerlemenin sırrına erişirsin…

Beyza Nur Öztürk

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikGünyüzü
Sonraki İçerikAh Be Çocuk!!!

1 YORUM

CEVAP VER