Yazar Olacağım

0
341
reklamlar
Yazı arası Reklam

YAZAR OLACAĞIM

Yine sabah annemin sesiyle uyanmıştım. Gözlerimi açtığımda kuşların cıvıltısı gökyüzünü sarmıştı bile. Aşağıdan mis gibi kızarmış ekmek kokuları gelince iştahımın açıldığını fark edip elbiselerimi giyerek lavaboya gittim. Elimi ve yüzümü yıkayıp hızlıca kahvaltı sofrasına oturdum.

– Anneciğim, ellerine sağlık.

– Afiyet olsun benim güzel prensesim.

Kahvaltımızı yaparken kapı çaldı. Annem kapıyı açmasıyla benim de “Dayı” diyişim bir olmuştu.

– Yaşasın dayım geldi.

Dayım elleri hiç boş gelmezdi. Hep çikolata, dondurma alıp her gün sevgisini daha çok gösteriyordu. Dayım en büyük oğlu Oğuz’u da yanında getirmişti. Oğuz abinin elinde de bir şeyler görünce sevinmiştim ama bu sevincim fazla sürmedi. Çünkü elinde kitap vardı ve ben daha okula gitmediğim için okuma-yazma bilmiyordum. Kitapları benim için getirmediğini anladığımda biraz üzülmüştüm. Seneye okula başladığımda ve okuma-yazma öğrendiğimde belki bana kitap alır düşüncesiyle üzüntüm pek fazla sürmemişti. Annem dayımın elindeki poşetleri alıp kapıyı kapattı.

– Hoş geldin abi.

– Hoş buldum benim güzel kardeşim.

Annem dayımı kahvaltı yemek için ikna etmeye çalışsa bile dayım yiyip geldiğini söyleyerek annemin teklifini reddediyordu. Bende kahvaltımı hızlıca yapıp kanepeye otururken Oğuz abi de gelip yanıma oturdu. Elindeki kitabı yanıma koyunca meraklanıp aldım. Tam sayfasını açıp bakacakken:

– Bu sana göre bir şey değil. Sende okula başladığında en güzelini alacağım, deyip kitabı elimden aldı.

Dayım annemle sohbet edip kolundaki saate baktı.

– Geç olmadan ben kalkayım. Halletmem gereken daha çok iş var, deyi p Oğuz abiyle evden çıktılar.

Benim aklımda hala kitap vardı. Oğuz abinin kitabı elimden alması beni öyle üzmüştü ki bunu annem bile fark etmişti.

– Ne oldu benim minik prensesime?

– Anneciğim, Oğuz abi elindeki kitaba bakmama izin vermedi. Ben kitap istiyorum.

– Zamanı var daha kızım.

Her şeyin bir zamanı vardı ama benim sabrım yoktu.

( 1 sene sonra… )

Nihayet okula başladım ve okuma-yazma öğrenmiştim. Artık kitapları elime alabilecektim. Oğuz abim artık elimden kitapları almayacaktı.

İlk okuduğum kitap Tavşan ile Kaplumbağa öyküsüydü. Kitabı okuyup bitirdikten sonra kitabın üzerindeki isim dikkatimi çekmişti. Bu ismin ne olduğunu sormak için öğretmenimin yanına gitmiştim. Bana bu ismin kitabı yazan kişi olduğunu söylemişti. Acaba bende kitap yazabilir miydim?

(8 sene sonra…)

Kitaba olan sevgim aşka dönüşmüştü. Okuma-yazma öğrendiğimden beri Oğuz abi her gün okumam için kitap getirdikçe evde büyük bir kitaplık dolusu kitabım olmuştu. Şimdi ise ortaokulum bitti. Bu yaz tatili için planım kitap yazmaktı. Çünkü bir şeyler yazılmasa okuma eylemi diye bir şey olmayacaktı. Ben bu zamana okudum ve benim de yazdıklarım okundun diye kitap yazmaya son derece kararlıydım. Yazar olacağım, bunu kafama koymuştum.

Çok düşündüm, yazdım, karaladım ve sonunda 10 kitaptan oluşan ilkokul düzeyinde seri kitaplar yazdım. Oğuz abim kitabın basımı konusunda bana yardımcı olmuştu. Artık bende bir yazar olmuştum. Mezun olduğum okuldan tebrik mesajları doğru yolda olduğumu fazlasıyla hissettiriyordu.

(1 sene sonra…)

Telefon çaldığında okuduğum kitabı kanepeye bıraktım. Arayan yabancıydı ve telefonu açarken biraz tereddütlüydüm.

– Alo.

– Alo, Ayşe Hanımla mı görüşüyorum?

– Evet benim.

– Ayşe Hanım yaptığımız araştırmalara göre en çok satan, en genç başarılı yazar olarak listenin ilk sırasına yerleştiniz. Birazdan telefonunuza törenin yapılacağı adres gelecek. Sizi ve sevdiklerinizi aramızda görmekten memnuniyet duyarız.

Ne diyecektim? Öyle heyecanlanmıştım ki kelimeler ağzımdan çıkmıyordu. Derin bir nefes alıp:

– Tabii ki geliriz. Çok teşekkür ederim. Çok sevindim ne diyeceğimi bilemiyorum.

– Rica ederiz. O zaman bugün ki törende sizleri bekliyoruz. İyi günler.

– İyi günler.

Olduğum yerde donakalmıştım. Ta ki annem gelene kadar.

– Kim aradı kızım?

– Kitabım en çok satan kitaplar arasında olmuş ve en genç başarılı yazar olarak seçilmişim. Tören yapılacak anne. Bizi davet ettiler.

– Çok sevindim kızım.

Telefonuma gelen mesajla hemen odama gidip hazırlandım. Bugün benim günümdü. Çok güzel olmalıydım.

(3 saat sonra…)

Hepiniz ödül törenimize hoş geldiniz. Bugün burada bulunmamızın sebebi hem başarılı hem de genç bir yazarımızdır. Yazdığı kitaplarla ilkokulların en çok tercih edildiği kitaplar arasına girerek hem başarısını konuşturdu hem de genç olmasıyla umutlarımızı yeşertti. Bu başarısından dolayı ödüllendirilmeye hak kazanmıştır. Şimdi ödülünü almak üzere en başarılı genç yazarımızı huzurlarınıza davet ediyorum. Ödülünü almak için sahneye Ayşe Çavlı’yı davet ediyorum.

İsmim okununca salondan alkış ve ıslık tufanları kopmuştu. Sahneye çıktığımda annemin gözyaşlarını görebiliyordum. Ödülümü alırken gözlerimin dolmasını durduramadım. Biliyordum ki başarımın ilk adımını atmıştım. Başarı yolunda atabildiğimce adımlarımı çoğaltacağıma söz vermiştim…

AYŞE GEZER

Yazı altı reklam

CEVAP VER