BOLLUĞUN YOKSULLUĞU

0
477
reklamlar
Yazı arası Reklam

Zaman her şeyin ilacıdır. Kimi zaman yokluğun kimi zaman yoksulluğun ilacıdır. Çok uzaklara gitmemek lazım. Yakın tarihimiz bizlere ışık tutmaktadır. Hem modern dönemin bolluğu hem de post modern dönemin yoksulluğunu yaşamaktayız. Yoksulluk kimi zaman duyguların harekete geçmesi için kullanılan bir meta kimi zaman sevgiden, samimiyetten uzak bir yaşam öyküsü olarak görmekteyiz yoksulluğu. Sosyo- kültürel yapının hem yansıması hem de analizidir. Sessiz yığınların sesi olarak kitap sayfalarında, gazete ve dergi sayfalarında kimi zaman bir fotoğrafçının bir karesinde bulduğumuz acı yönümüzdür yoksulluk.
Bir şairimizin ifade ettiği gibi ‘ ATEŞTEN BİR GÖMLEK GİBİ YAKARSIN ’ yoksulluk. Birçok satırların yazılacağı kanayan yanımızdır yoksulluk. Mustafa KUTLU ‘YOKSULLUK KİTABI’ adlı deneme eserinde bizleri bir sohbete alarak bizlere bir edebiyat sohbeti sunmaktadır. Hem bireysel analizler sunup hem de toplumsal analizleri sunan bir serden bahsetmek bizlere eserin her yönüyle topluma indiğini göstermektedir. Eserde altını çizerek okuduğumuz bölümler günümüz sosyo- politik süreci hakkında bilgi vermektedir.
Geçmişin bir yönüyle geleceğin umuduyla günümüzün aksaklığıyla okunacak güzel bir deneme. Toplumdan uzaklaşarak yalnızlaşan tek bireyli toplumların bolluğunu insanlığın yoksulluğunu işleyen bir bölümden oluşması edebiyat sosyoloji açısından güzel bir bölüm. Toplumsallaşmanın siyasal, kültürel, ekonomik aksaklıklarını bulmamız gerçekten de kaleminin özgünlüğüne ve sadeliğine işaret etmektedir. Zamanın bolluğunda zamansızlaşmanın yokluğunu ifade etmektedir. ‘Madem zamanı satın alıyorsun, o zaman başucunda kocaman bir ‘ danışmanlık sektörü’ duruyor, sana zamanı nasıl kullanacağını da öğretirler, tasalanma.’ İfadeleri bizlere bir zamanın pazarlama sektörünü işaret etmektedir. Zaman ne güzel bir ifade ilerleme ve gelişmeden esinlenen bir güzel payda. Birey zamanın geçmişini yaşayarak bir özleme geleceğin umutlarında ise bağlılığı ifade ederiz.
Eğer birey hasretinin içinde yalan bağlılığının içerisinde güvensizlik yaşıyorsa burada düzenli toplumdan bahsetmek mümkün değildir. ‘YALAN VE GÜVEN’ kısmında bizlere sürekli geçmişi anımsayarak geleceğe umutla bakarak günümüzde huzurla yaşayacak bir yol haritası sunmaktadır. Bir çok söylevler işitmiş olmalıyız ki bunun adına ESKİ TÜRKİYE ve YENİ TÜRKİYE söylevleri budur. Bunu bize en güzel şekilde şu ifadeler sunmaktadır ‘ Türkiye bir imparatorluk bakiyesidir. Her an silkinip ayağa kalkabilecek kudret ve kabiliyete maliktir. İnsanımız aza kanaat edecek çile çekmeye katlanacak bir ahlak üzeredir. Yeter ki yapılacak planların, gösterilecek faaliyetlerin sonunda ‘adaletin’ tecelli ettiğini görürsün. Demek odur ki bizler her zaman bir yoksulluğu yaşayıp adaletin tecelli etmesiyle sükûneti sağlamış bulunmaktayız. Demek ki ESKİ- YENİ TÜRKİYE ayrımı öncesinde dahi bir yoksulluğu yaşayıp adaletin işleyen terazisiyle ve güvencesiyle sessizliği bir kural bilmişiz.
Hukuk kurallarının bolluğu günümüz toplumunda ADALETİN YOKSULLUĞUNU yaşıyor olmamız ise bir aydınlanma döneminde cahiliye devri yaşadığımızın göstergesidir. Uzaklaşmamız gereken altın bir kuraldır adalet, erdem ve ahlak. Binbir zorluklar içerisinde okutup dizimizin dibinde oturan diplomalı işsizler çağı modern döneme selam olsun. Bilginin bolluğu liyakatın yoksulluğunu sunan modern döneme selam olsun. Eski dönemlerde iktidar kısalarında buna ışık tutan bir bölümü bulmak ise eserin bir samimi yönünü daha bizlere sunarak güzel bir söyleşiye devam etmekteyiz. ‘Osmanlı döneminde kötü gidişe dur demek için padişaha sunulan layihalarda özet olarak ‘‘KANUN-I KADİM’E DÖNELİM’’denilirdi. Ben de asırlar sonra aynı şeyi tekrarlıyorum ve kanun-ı Kadim’e dönelim diyorum. Yani ; bilgiye, ahlaka ve liyakata.
Adalet ancak bu unsurlarla gerçekleşir ve ayakta durur. Satırları bizlere gerçekten de günümüzde adaletten, ahlaktan ve erdem den yoksun toplumsal yaşamı gözler önüne sermektedir.

Sonuç olarak birçok kavramın bolluğunda bizlere yoksulluğu sunan düzen bir kere daha yıkılmaya mahkumdur düşüncesi var olmuştur. Kutlu’nun da eserinde bahsettiği gibi bizlerinde gündelik yaşam pratiklerimizden kazandığımız bilgi birikimleri de sunmaktadır ki YOKSULLUĞUN bitmesi için YOLSUZLUĞUN bitmesi gerekir. Edebiyatın bir toplumda hem eleştirel hem de gelişimsel perspektif kazanması gerekir ki toplumsal yozlaşma ve aksamalara ses olsun. Kutlu ise hem samimi hem içten hem de akıcı üslubu ile bizleri bu yönde gelişmeye ve ilerlemeye harekete geçirmiştir.

Bizler her bolluğun yoksulluğunu yaşayan bireyleriz. Batının özlemiyle yanan Doğu’nun aydınlığına hasret kalan toplumuz ve bizler kanunlar yığınında adaletsizliği iliklerine kadar yaşamış toplumuz.
Umut ederim ki mutluluğun bolluğunu, huzurun bolluğunu, sağlığın bolluğunu yaşayacak günlere merhaba diyelim. Gelişen teknolojik, bilimsel bolluğun yanında erdem ve ahlak yoksulluğu geçirdiğimiz günlerin son bulması bizim temennimizdir. Hem sosyolojik yönüyle hem de eğitimci yönüyle bir toplumsal hareket umut ederiz.
Amacımız; ‘Kanun-ı kadime dönüp’ ahlaklı ve erdemli bir toplum inşa etmek, bolluk içinde yoksulluğu ve yolsuzluğu bitirmek tek düstur ve amacımızdır.

Muhammed Güzel

Yazı altı reklam

CEVAP VER