Tutsak Mıyız!!!

0
192
reklamlar
Yazı arası Reklam

Birkaç duvar ve demir parmaklıklar arasında kalmanın adıydı tutsaklık. Öyle miydi gerçekten? İnsan sadece duvarlar ve demir parmaklıklar ardında mı tutsak olurdu? Yürürken, gezerken, yazarken veya konuşurken tutsak olmamız ihtimaller dahilinde değil midir?

İnsanlar çoğu zaman kendi yaptıklarının veya nefislerinin etkisi altında kalıyorlar. İnsanlık dediğimiz olgunun şuan en çok da sıkıntı çekmesindeki sebeplerin en başında nefsine olan tutsaklığı gelmektedir. Birilerinin doğruları, gerçekleri, söyledikleri insanlara rehber olurken Allah’ın söyledikleri maalesef insanların hayatında dilden başka her hangi bir alana tesir etmemektedir. İnsanlar, kendilerinden olanlarına topyekun sahip çıkmaktansa kendi aralarında kendilerini hayvan gibi öldürüp daha sonra da insan seviciliği yapmaya kalkıyorlar. Hatta çoğu insan grubu ve kitlesi de oldukça hayvansever olduklarını lanse etmeye çalışırlar.

İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesi konumunda yer alıyor. Yani Allah’ın emir ve yasaklarını insanlar arasında tesis etmekle yükümlüdür. Bundan zaman içerisinde inanç olarak ayrıştıkları için uzaklaşırlar fakat Müslümanlar için hiçbir bahane onları Allah’ın emirlerini yaşatmaktan alıkoymamalı ki koyamaz da. Yaratılan bir kulun tüm emirleri yerine getirilirken kişileri yaratan Allah’ın emirlerini yerine getirmemek en büyük tutsaklıktır.

Tutsaklık zihinde ve fikirde başlar. Bunu aşmanın en kolay yolu da zihnimizi ve fikrimizi oldukça geniş tutmak. İnsanları bilmek, araştırmak ve tanımak. Yani iletişim kurmak. İletişim insanlar arasındaki en önemli bağdır. Yabancı yerli, ahlaksız ahlaklı, Müslüman veya değil toplumun tüm dinamikleri ile bir araya gelmek ve iltişim mekanizmasını oluşturmak insanların içinde bulunduğu en temel zihin yapısına bir neşter vurmak için en önemli etkendir. Zira insanlar kendi dar ve pas tutmuş fikirlerine neşter vurmayıp her zaman aynı yolda giderse kimseyle iletişim kuramayacak belki de en kötü duruma düşecektir. Biz kendimizden olanla değil olmayanla iletişim kuracağız ki sorunun ne olduğunu ortadan kaldırabilelim. Sorunların çözülmesinde en büyük etken iletişim kurmaktır.

Dünyada ve Orta Doğu Bölgesi’nde sorunların ana sebebi iletişimsizlik ve kafatasçı düşüncelere itaat etmeleridir. Bir kişi ve grubun her dediği kabul edilir ve o söz hiçbir şekilde tartışmaya açılamaz. Hangi gerici çağın düşüncesidir bilinmez ama eskilerden kalma bir adettir ki baş ne derse desin itaat ediliyor. Altta yer alan kişilerin hiçbir şekilde düşünme ve fikir beyan etme gibi özgürlük ve hakları yoktur. Konuşularak çözülemeyen tüm sorunların zaman içinde kaosa ve savaşa dönüştüğü görülmüştür. Yeryüzündeki katliamlar ve savaşların çoğu fikirsizlik ve geri kalmış, yeni şeyler üretemeyen toplulukların başvurduğu bir şeydir. Fikir kavgayı değil çözümü getirir beraberinde. İletişim tanımayı ve bilmeyi. Bir arada yaşamak ise insanların birbirlerine ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterir. Fakat tüm insanlık neredeyse istisnasız bunlardan yoksun şekilde yaşamaktadır. Herkes sözde insan, Müslüman ama özde ve yaşantıda insanlık ve Müslümanlık vasfından eser yok. Merhamet ve vicdan,

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam

CEVAP VER