SAVRULAN UÇURTMALAR

0
291
reklamlar
Yazı arası Reklam

Son dönemlerde bazı şeyler yanlış gidiyor. Ya büyüyüp birey olma yolunda giderken hamurumuza, ruhumuza eksik malzeme koyuluyor ya da olmaması gereken bir şeyleri kabul ediyoruz içimize. Değişen dünya düzeniyle her dakika benliğimizden, kültürümüzden bir şeyleri yarı yolda bırakıyoruz. Özümüzü korumak için kullanacağımız zırhlarımız bize engel teşkil ediyor. Biz de her yeni nesil de vazgeçmeye devam ediyoruz. Esas olan konu şu ki; biz mi vazgeçiyoruz yoksa vazgeçmek zorundaymışız gibi mi gösteriliyor? Yeni bir oluşum içine girerken asıl olan şey geçmişten bu güne kadar taşımaya çalıştığımız benliğimizi korumak iken, insanlar arz ve talep yönlü çalışıp günü kurtarma derdine giriyor. Kafalarındaki en temel hedef ise çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak oluyor. İşte tam bu noktada geri dönüşü zor olan hatalar yapıyoruz. Gençlerimizin içine işlemesi gereken yegâne şeyleri göz ardı edip talep yönlü hedeflere kodluyoruz onları. Gün gelip hedefine ulaştığı zaman bu kez de yoksun olduğu değerlerden dem vuruyoruz. Hedef odaklı amaç belirleyen gençlerimizin, tutunacak tek dayanağı hayalleri ve umutlarından ibaret oluyor zamanla. En ufak bir tökezlemede dünyasının başına yıkılmış gibi hissetmesinin temel nedeni de budur. Oysa biz gençlerimizin sırtını daha sağlam bir ağaca yaslamalarına vesile olmalıyız. Benliğimizin en nadide temeli olan İslam’ı, imanı ve inancı onlara aşılamalıyız. Bir başlarına kaldıklarında bile manevi olarak yalnız olmadıklarımı bilmeliler.
Huzuru benliklerinde, İslam’da bulmalılar. Yürekleri daraldığı zaman, kimsesiz hissettiklerinde ellerini semaya kaldırıp dua etmek akıllarına gelmeli. Ama yaşadığımız zaman diliminde eller semada değil kalplerin üzerinde duruyor. Kalp acı çekiyor, üzülüyor ve kahroluyor. Bu duyguları yaşayan aslında kalp değil, ruhtur. Aklımız huzura ermenin yolunu bilmese de ruhumuz girdiği kıskacı yıkıp huzura ermeyi arzuluyor. Namazda Rabbi ile konuşmayı, Kur’an-ı Kerim’i okurken her kelamında sevdaya bulanmayı, oruç tutarken nefsini yenmeyi arzuluyor. Ama gençlerimiz manevi huzura çok farklı anlamlar yüklediği için bunu bilemiyorlar.
Gelin gençlerimize küçük adımlarla hayata başlamayı öğretelim önce. Uçurtmalarının savrulup kaybolmaması için güçlü bir düğüm atalım ruhlarına. İslam’ın huzur ve güven dolu sokaklarında dolaşmalarına vesile olalım.

Sümeyye Fidan

Yazı altı reklam

CEVAP VER