Misafir Telaşı

0
121
reklamlar
Yazı arası Reklam

Gençliğinde intihara, erliğinde firara teşebbüsüyle mağfur bir askerin
postalları sallanıyor sahnenin ardında.
Her sabahın nurunda yahut köründe
Okkalı bir kahır, küfür dolu bir dudak,
Azgın bir şelalede koşan sular kadar
dolu bir gözle boyanan botları bile
sempatik gösterebiliyor, acısı çekilmemiş
anlatım türlerinin hepsi.

İnce bir sıva, anılarını silebiliyor
site mahkumu çocukların sıkkınlığında
duvara çizdiği duvar ötesi özlemin.
Mahir bir ressamın elinden geçen
her tablo, kaybettirebiliyor günahların izini.
Nerede gördümse bir suçlu ya da mahzun
Kendisiyle baş başa, hep yar başlarında
Atıp atıp topluyor kendini, ufalanmış
kemiklerinden bir dev kurabilmek için.
Sebeplerden kuşanıp hakikati, fısıldıyor
akıl kulağa, kulak dudağa, dudak kalbe.

-Beni bana bırakma!-

Bir annenin misafir telaşı kaldırıyor
gönlümü yerinden.
İçim bin tasayla boğuşuyor
Boyandığım rengin
“ Ne derler “ putuna beğendirilme merasiminde.
Nihavent ezanlar çelmeye çalışıyor yüreğimi,
Baba duaları her karanlıkta dikilip karşıma,
Kaşlarını çatıyor.
Durup bir sabah vakti şişi inmemişken
Henüz parmaklarımın
Acıyorum şeytana
her şeye rağmen “ keşke “ diye.
İçimden kan ter içinde gelip bir taraf,
Keşkelerin paraf olduğu ütopyaları özlüyor.
Masumken annem elimden tutup
anılarımda;
-Anne eli değmiş günahkar mı olur? –
Bir tesbih, bir yakarış, bir şefkat,
Sadaka niyetine verilmiş bir borç
gibi yürütüyor, öğretiyor, yolları bana.
Bunca telaş, suç ve kibrin arasında
ellerimi ve annemi veren güç, çekip kaldırıyor beni aslında.

Muhammed Safa Ulusoy

Yazı altı reklam

CEVAP VER