HAFIZA MANKURTLAŞMASI

0
540
reklamlar
Yazı arası Reklam

‘Mankurtlaşma’; bir işkence, kölelik metodudur. Yıllar önce Güney Amerika’da kölelerin kafasına ıslak hayvan derisi geçirilerek, güneş altında tutulup derinin küçültülmesiyle beyinde küçük kanamalar meydana gelerekkişinin hafızasının silinmesidir.
Bu işlemi görenler geçmişini unutup, köleleşir ve etrafına zarar verebilir. Günümüzde de bu metodu teknolojinin üstlendiğinianlamakhiç zor olmasa gerek. İnsanlar üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Toplum psikolojisinde yanlış algı oluşturma çabasında olan kişilerin, teknolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullandığına şahit oluyoruz. Bu algıyı oluşturmak için; televizyon,radyo, sosyal medya, yazılı basın, sinema, tiyatro büyük oranda bu yapıya hizmet ediyor. Fakat bu hizmeti siyasi ve çıkar gözeten kurum ve kişilerin hizmetine gelecek şekilde uygulama içindeler.

Yanlış bilgiler ile halkı uyutan hocalar, tutarsız, özü sözü bir birini tutmayan siyasiler kültürümüzü, değerlerimizi hatta zevklerimizi değiştirme yok etme çabası içindeler.
Üzülerek söylüyorum ki bunu da başarıyorlar. Günümüzde; çocuğu, genci, yaşlısı kendi kültüründen, gelenek ve göreneklerinden git gide uzaklaşıyor.Göz gördüğüne, kulak duyduğuna, dil söylenen sözlere aşina oluyor. Televizyon karşısında saatlerce oturup,bize çok katkı sağladığını söylemek kendimizi kandırmak olur. En çarpıcı örnekle; son günler de sadece bizim toplumumuzda değil, dünyanın gündemini medya belirliyor olması, bu zamanın köle sisteminin teknoloji olduğunun kanıtıdır.Dünyanın küresel bir köy haline gelmesi, kültürel kayıplarave tek tip kültüre sebebiyet veriyor. Kayıplar, toplumun en küçük yapısı olan aileyide olumsuz etkiliyor.Televizyon da yayınlanan ahlaksız dizilerin yol açtığı manevi kayıplar, yıkılan yuvalar, annesiz, babasız yetişen çocuklar toplumdaki bozuk, çarpık düzenin etkisini olarak ortaya çıkarıyor.

İnsanların kaybettikleri sadece kültür, gelenek, görenek, manevi değerler değil, zamanı hoyratça harcadığından sevdiklerine zaman ayıramaması ve bunun doğurduğu sonuçlar, telafisi olmayan kayıplar da cabası. İletişim eksiğimizin getirdiği kopuşlar, konuşmak yerine başka yöntemlerin kullanılması (mesajlaşma vs.) aramızdaki sevgi ve saygının kaybına neden oluyor. Sonrasında içine kapalı, ben merkezli gençlik, ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ve bunları çözmek için verilen mücadelede kaybedilen güç ve maddi kayıpların yol açtığı zararlar.Buna ek olarak gençlerin kendi büyükleri yerine, seyrettiği dizilerdeki, şahısları örnek alması, Yanlış yapılan program tercihleri, ailece izlenilen ahlaksız dizilerin yol açtığı ahlaki çöküntüsü yaşıyoruz.

Son yıllardaki artan Teknolojik gelişmeler beraberinde jenerasyon farkını da hızlandırdı. Önceleri dede, baba, oğul, veya anneanne, babaanne, anne, kız arasında görülen jenerasyon farklılığıbir kaç yıla düştü dersek abartmış olmayız. Hem genç çocuk annesi olarak hemde bir eğitimci olarak gözlemlerim bunu doğrular nitelikte. Meselaİki sene önce ders verdiğimiz bir gençle ondan iki sene sonra verdiğimiz öğrencilerin düşünce ve davranışlarında büyük uçurumlar oluşuyor. Oluşan bu uçurumlar neticesinde, yetişkin insanla genç arasında da farklı dil ve farklı dünya algısı oluşuyor. Gençlik neredeyse tek tip olmaya zorlanıyor. Eskiden birinin giydiğini başkası giymezken Sokaklar şimdilerde tek model gibi, aynı marka cep telefonları, aynı moda kıyafetler aynı ayakkabılar neredeyse hepsi aynı fabrikadan çıkmış gibi.. İşin üzücü tarafı ise bir birey olarak kendi zevkinin ve düşüncesinin olmaması. Düşünce yetisini kaybetmiş, etrafına kendini beğendirme çabasında, milli ve manevi değerlerinden uzak bir nesil yetişiyor. Büyüklere saygıküçüklere sevgiden yoksun, yokluktan anlamayan her istediğim olsunda nasıl olursa olsun derdinde,helal haram kavramından uzak hayatı seyrettiği dizilerle algılayan acayip bir nesil.

Son günlerde televizyonlarda bir öğretmene yapılan terbiyesizliğe hep beraber şahit oldukgeldiğimiz bu son durum gerçekten endişe verici . Eskiden öğretmenin bir saygınlığı vardı. Edepten yanında izinsiz konuşulmaz,sınıfa girdiğinde ayağa kalkılır, saygı gösterilirdi. Şimdi bırakın saygı göstermeyi büyüne akıl verenler mi dersiniz, uyduruk lakaplarla hitap edenler mi dersiniz daha neler neler…

Toplumun ve kültürlerin diğer bir ayağı daahlaki, dini değerlerdir. Dini değerlerin insan ve toplum hayatında önemli bir yeri vardır. Bu değerlerin kaybı toplumlarının yok olma sebeplerinin başında gelir.

Mankurtlaşmak; insanlığın yok olmasını istemiyorsak; Milletlerin, toplumların hafızası olan milli ve manevi bu değerlere sahip çıkalım! Oynanan oyunların farkına varıp sisteme köle olan gençliğimize sahip çıkıp yaratılış gayemize uygun yaşamaya çalışalım ki o yaratılış amacı;

Kuran-ı Kerim’de şu şekil ifade edilmiştir.
Her şey insana ve onun amaçlarına hizmet için yaratılmıştır. Yine Kur’an’da yer alan; “Sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyorsunuz?” (Mü’minûn suresi, 115. ayet.)

Ayet hayatın amaçsız ve boş olmadığını vurgulamaktadır. Dünya hayatı geçicidir ve insanlar, imtihan için yaratılmıştır. Allah bizlere ve maillerimize bu bilinçle yaşamayı nasip etsin.

Zeynep Kayabaş Eker

Yazı altı reklam

CEVAP VER