GENÇLİK GELECEKTİR

0
512
reklamlar
Yazı arası Reklam

Gençlik yaşları bir insanın yaşamı içinde enerji olarak, hissiyat olarak en zirvede olduğu dönemdir. Çocukluktan yetişkinliğe geçilen bu dönem insanın kendini keşfettiği dönemdir. Duygular çok yoğundur. Kızgınlıklar da mutluluklar da hep en yukarıda yaşanır. Çünkü her ne kadar en doğrusu bildiğini ya da yaptığını düşünse de daha yaşam tecrübesine ve bu tecrübelerle gelen olgunluk ve duygu kontrolüne sahip değildir. Buna karşın hayata ve çevresine karşı sonsuz bir merak ve deneyimleme arzusunda olduğundan aslında rehberliğe ve desteğe en çok ihtiyaç duyulan dönemdir.

Günümüzde kültürümüzü ve manevi değerlerimizi yok etmek amacıyla gençliğimiz bir hedef haline gelmiş durumda. Tarih bize göstermiştir ki gençlerin desteklemediği ve inanmadığı hiçbir sosyokültürel devrim ve değişiklik başarılı olamaz. İslamiyetin ilk yıllarına baktığımızda Peygamberimiz Efendimiz’e (S.A.V.) ilk inananlar ve bu uğurda hizmet edenlerin çoğunlukla gençler olduğunu görürüz. Benzer şekilde Abdülhamid Han’ın devrilmesi ancak yine gençlerin desteği ile mümkün olmuştur. Bu örneklerde görüldüğü gibi gençlik olumlu ya da olumsuz yeniliğin ve değişimin öncüsüdür. Bu sebepledir ki tarihimizdeki Haçlı seferleri de artık zamana ayak uydurup çağdaşlaşmış! ve gençliğimizi yozlaştırmayı hedef almıştır. Teknik yetersizlik ve kısıtlı imkanlara rağmen iman gücü ve inançla Çanakkale’de kazandığımız zaferin rövanşı alınmaya çalışılmakta; gençliğimiz bencil ve kapitalist bir aşılamayla zehirlenmekte ve bu vesileyle ahlaki, kültürel, milli ve dini değerlerimiz yok edilerek nihai zafer amaçlanmaktadır.

Maalesef ki günden güne islam ahlakına aykırı olarak; anne-babadan ayrı eve çıkmak özgürleşme; kız ve erkeğin evlenmeden birlikte yaşamaları modernleşme ; bir başkasının hakkını gasp ederek fayda sağlamak, fırsatları değerlendirme; içki içerek günün stresini atmak da dinlence olarak görülmeye başlandı. Uyuşturucu, içki, fuhuş, bilgisayar oyunları, televizyon programları gibi birçok yolla gençlerimizin zihinleri ve bedenleri heba edilerek; sadece dünyevi zevklerin peşinde olan, düşünmeyen ve üretmeyen ruhsuz bir nesil oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Çok açıktır ki Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) ‘ahir zaman’ diye işaret ettiği dönemi yaşıyoruz. Bu baskıların ve saldırıların farkında olmak zorundayız. Gençlik gelecektir. Gençlik doğru ve iyinin devamının garantisidir. Gençlik yanlış ve kötünün telafi fırsatıdır. Hayata, sosyal çevresine merak ve heves içinde olan gençlerin; sevgi ve saygı bağıyla güçlü bir iletişim kurarak sahip oldukları enerjilerini pozitif gelişim yönünde kullanabilmesi sağlanmalıdır.
Öncelikle kendini bulmaya çalışan , kendi varoluşunu keşfetmeye çalışan o gence saygı duyacağız. O artık kendi düşünceleri, hayalleri olan ve bir birey olarak saygıyı hak eden bir insan. Sonrasında bu karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde kendi özgürlük alanını oluşturacağız. Tabi ki buradaki özgürlük ‘her istediğini yapabilirsin’ şeklinde olamaz. Kurallar net ve nedenleri anlaşılır olmalıdır. Örneğin akşam sekizde evde olunacak ve akşam yemeği hep birlikte yenecek kuralı var ise; bu kuralın, ailenin birliğini korumak, birlikte vakit geçirebilmek, aile içi iletişim fırsatı oluşturabilmek gibi nedenleri olduğunu bilmelidir.

Yaşantısı, ilmi , sözleri ve davranışlarıyla her daim rehberimiz olan Peygamber Efendimiz’ in (S.A.V.) gençlere gösterdiği özen ve ilgi bizim için örnek olmalıdır. O’nun hayatına baktığımızda gençleri kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda birçok önemli vazife ile görevlendirdiğini görürüz. Hadislerin yazılmasının yasak olduğu bir dönemde ilk müslüman gençlerden Abdullah b. Amr b. El As’ a (r.a.) bunun için özel izin vermiştir. Yirmi yaşındaki Zeyd b. Sabit (r.a.) vahiy katipliği gibi önemli bir görevi yerine getirmiştir. Bedir Savaşı’nda sancak taşıyan 24 yaşındaki Hz. Ali’ (r.a.) dir.

Fiziki gelişimi ve sağlığı için beslenmeye gösterdiğimiz o özen ruhun ve maneviyatın beslenmesi için de gösterilmeli. ”Çocuklar büyüdü, artık bana ihtiyaçları yok!” Ne kadar tehlikeli bir cümle değil mi? Asıl kendi bağımsızlığını ispatlamaya çalıştığı ve arayış içinde olduğu bu dönemde rehberliğe ve desteğe ihtiyacı vardır. Sabırla ve sevgiyle manevi ihtiyaçları doyurulmalı; en başta Kuran-ı Kerim ve sonrasında ilmi eserleri okumaya teşvik ederek ruhu ve dimağı beslenmelidir. Bıkmadan, yorulmasan, vazgeçmeden, sabırla muamele edilmeli ve karşılıklı güven bağı kurulmalıdır.

Çocukluk bir tohum ise gençlik en lezzetli meyvelerini vermeye hazırlanan bir fidandır. Allah’a kulluk ve ibadetle geçirildiğinde arşın gölgesiyle müjdelenen dönemdir. Bugünkü gençler geleceğin Mevlana’ları, Hamza’ları, Ömer Halis Demir’leridir Güçlü, sağlam, üretken, adil, ahlaklı bir toplumun ve ümmetin yapıtaşlarıdır. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: ” Allah ibadet eden gençlerle meleklerine iftihar eder ve der ki – Meleklerim! Şehvetini benim için terk eden ve bana ibadet eden şu kullarıma bir bakın! – ” (Deylemi)

Velhasıl-ı kelam hadiste de işaret edildiği üzere; Yüce Allah’ın övgüsüne (subhanallah!) mazhar ve vesile olmak umuduyla…

Saygılar

Şule GÖMLEKSİZ

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikONLAR GELECEĞİMİZ
Sonraki İçerikBİHABER

CEVAP VER