Gençlerimiz büyük tehlike altında! Farkında mıyız?

0
444
reklamlar
Yazı arası Reklam

Sakinleşmeli durmalı ve düşünmeliyiz… Bir şeyler yanlış gidiyor. Bırakalım, elimizde her ne varsa. Hayata bir mola verelim.
Geleceğimiz olan gençlerimiz büyük tehlike altında! Farkında mıyız?
21. Yüzyıldayız. Dünya küçüldü, kesintisiz iletişim halindeyiz. Çağımızda kötülerin sayıları hızla çoğalıyor. Dış âlemde globalleşirken iç âlemde gitgide yalnızlaşan insanların oranı arttı. Aile ve yakın akraba bağları kopuyor birbir…
Kafes içinde bir dünya resmi gözümde canlanıyor. İçinde ise aklen, kalben, ruhen, fiziken kayıp giden bir gençlik… Nereden geldim? Nereye gidiyorum? ‘’ben kimim’’ sorusuna sağlıklı cevap bulamayan bir nesil!
Her işi yapan robotlar çoğaldı. Sanayi zirve yıllarını yaşıyor. Aile fertlerinin ayrı ayrı telefonu, laptopu, arabası var. Akıllı evler tercihte ilk sıralarda. Faiz, kredi kartları iktisadı zedeledi. ‘’Ayağını yorganına göre uzatmak’’ deyimi kitaplar içinde kaldı. Bütün bu lüks yaşama yetişmek için, bir eve tek maaş yetmez oldu. Bereket kalktı. Hırs, ihtiras, dünya sevgisi kalbi zehirledi. Depresyon ve diğer ruhani hastalıklar çoğaldı. Hastaneler talep çokluğundan, aylar sonrasına randevu verir hale geldi. İçi boş ihlâssız namazların, ibadetlerin sayısı arttı! Huzur, mutluluk, manevi değerler, ruhsal gelişim elmas değerinde kıymetli oldu.
Eskilerde tek telefon, tek televizyon, tek araba, tek uzun yastık, tek maaş vardı. Bir baba o tek maaşı ile beş çocuk büyütür, okutur, evlendirirdi. Birbirine müdara, sabırla beklemek, tehlikeleri erken fark etmek, duyarlılık, samimiyet, saygı, vefa, diğerkâmlık vardı. Ağabeyler kız kardeşlerini korur gözetir. Kız kardeşler ağabeylerine saygıda kusur etmezdi. Eşler birbirine hürmet ve sevgi ile yıllarını geçirirdi.
Kişiye özel cep telefonları, ayrı tabaklar, ayrı odalarda vakit geçirmeler birlik beraberlik ruhunu yozlaştırdı. Aşırı özel hayat düşkünlüğü tehlikeleri tetikledi. Kadın, erkek ve çocuklar her an taciz altında, mahremiyetleri zedelendi.
Bu çağda en çok zararı gençlerimiz yaşadı. Ne anneler anne, ne babalar baba, ne dedeler dede gibi değil artık! Gençliğin enerjisi ziyan oluyor, rol model azlığı, ailelerin bilinçsizliği, manevi değerlerimizden nesillerimizi uzaklaştırdı. Evet, çocuklarımız maddi refah zenginlik bolluk içindeler lakin asıl fakirlikleri duygu, değerler, ruhi yönden yaşadılar. Özgürlük kavgası verirken esarete daha fazla yaklaştılar. İnsan olmak erdeminden duygu eğitiminden, nefis terbiyesinden, ezel- ebed sırlarından, hakikat yolculuğundan, aile bağlarından, dingin akıl ve gönülden, dengeli yaşam sanatından mahrum kaldılar. Öğretmenlerini dinlemeyen, anne baba bedduası alan, devamlı sınav yarışında, eğlence ve sefahat düşkünü, duyarsız, edep yoksunu bir gençlik!
Bir haftada evlenen üç ayda boşanan bir gençlik! Ziyan olan onca emek, israf olan onca maddiyat!Tutsaklıklarının farkında olmayan esirler gibiler… Moda, eğlence, teknoloji, dijital oyun, malayani işler ve sözler, kemalat eksikliği bilinçsizliği, din eksikliği, kötü alışkanlıklar, internet bağımlılığı, marka, rahat yaşam düşkünlüğü, haram helal duyarlığının eksikliği, benlik sevdası, her planları ‘’benmerkezcilik’’ üzerine kurulu… Vatan sevgisi eksikliği, nasihati reddeden, devamlı kendini savunma ihtiyacı hisseden, yeniliğe kapalı, sabırsız, yorgun radyasyonlu beyinler ile her biri bir esaretin kıskacında yaşam sürdürmeye çalışıyor. Plazalarda, yüksek sitelerde, gökdelenlerde yaşıyorlar. Boş bakan gözler, gülmeyi unutmuş yanaklar, çiçek kokularını bilmeyen, damak tadı bozulmuş, robotlaşmış yaşamlar hüküm sürüyor. Doğadan kopmuşlar, yeşilliğin enerjisine hasretler, yıldızları seyretmekten yoksunlar! Hafta sonlarını AVM’ lerde geçiren, kafelerde ömür tüketen bir gençlik. Yarım saat telefonları elinden kaybolunca sinir krizleri geçiren, internetsiz tatile çıkamayan bir gençlik! Yalan, riya, hırsızlık, argo konuşmayı ve saygısızlığı meziyet sanan bir gençlik! Edebin; ne dilde, ne akılda, ne gönülde, ne de yaşantılarında esamesi kalmamış… Fenomen olma sevdasında her yaptığını instagramda, sosyal medyalarda paylaşma adına ihlâsı kaybetmiş bir gençlik…
Elbet sözümüz bu çizdiğimiz kafes tablonun içindeki gençleri kapsıyor. Yoksa kafesin dışına çıkmayı başarmış olabilen eğitimli, duyarlı, başarılı, çalışkan, sorumluluk sahibi, erdemli, sanatçı, aile bağları güçlü, alnın teriyle ekmeğini kazanan, gönlü sevgi dolu, sağlıklı, sosyal ilişkileri düzgün, sanatkâr, nice güzel eserler ile ardından hayırla yâd ettiren, dinlenmesini de, eğlenmesini de kimseye zarar vermeden helal dairede yapan, dininde, imanında, ihlâsında gençlerimize ne mutlu… Uyanan farkındalığını kazanmış değişimleri olumlu yönde geliştirebilenlere ne mutlu…
Gençliğimiz bu tutsaklıktan nasıl kurtulur?
Çözüm yolları nelerdir?
Maddi ve Manevi İlim şart… Eğitim yuvaları ve kurumlarının kalitesi yükseltilmeli, çok yönlü eğitim sağlanmalı, din eğitimi sağlam kaynaklardan verilmeli. Genel kültür dersleri ezberci değil hakikatli verilmeli. Drama eğitimi ile duyguları canlandırmalı. Dirayetli ebeveynlerin sayıları artmalı. Aile birliği bilinci yerleştirilmeli. Dayanışma içinde olmalıdırlar. Aileler gençlerin fıtratlarına uygun güçlü hedefleri tetiklemeli, aşırı merhametin zararlarının bilincine varılmalı, yaşlarına ve fiziklerine uygun sorumluluk verilmelidir.
Sağlık olmazsa olmazlarımızdandır. Doğal gıdalar ile beslenmelerine önem vermeli, düzenli spor yapmaları sağlanmalı, sağlık problemleri zamanında çözülmelidir. Hıfz-ı sıhha bilinci yerleştirilmeli…
Finans meselelerinde parayı helal yoldan kazanmayı, iktisatlı harcamayı, sadaka ve hayır işlerine önem vermeyi, toplumun ihtiyaçlarına duyarlı olmayı öğretmeliyiz.
Aşk, Sevgi duygusunu israf etmemeyi, harama bulaşmadan yuva kurmaya tevsik etmeli, Allah’ı (cc) Peygamberimiz Hz Muhammed’i (sav), Vatanı, ailesini, insanları, bitkileri, hayvanları nasıl sevebileceğini ilahi aşka erişmenin yollarını gösterebilmeliyiz.
Sosyal ilişkilerinin güçlenmesi için; gelip geçici sahte fenomenler yerine, tarihe iz bırakmış şahsiyetleri gündemlerde tutarak, rol modeller özendirilmeli… Arkadaş, akraba, komşu ve diğer sosyal ilişkileri nezih ilimli, edepli, kültürlü, güzel ahlaklı çevreden olmasına özen göstermeli. Hayır derneklerinde vazifeler vererek, toplumsal meselelerde çözüm odaklı hizmetler yapmaları teşvik edilerek liderlik ruhları canlandırılmalı. Hayır, duaları kazanmaları için ortamlar oluşturmalıdır.
Tezhib, hat, kaligrafi, ahşap, yazı, şiir, musiki gibi güzel sanatlara yönlendirilmeli, tatil günlerinde tarihi, dini ve kültürel mekanlara ziyaretler yapılarak, dingin ruh haliyle hayata devam etmeleri sağlanmalıdır.. Sanata meşguliyete yönlendirip kalbi zenginliklerini artırmalı ve hayırlı eserler bırakmalarını teşvik etmelidir.
Ruhsal gelişimleri takip edilmeli; nefis terbiyesi eğitimi ile gençleri kemal ehli haline getirip, ruhsal gelişimlerini desteklemeli, ibadetlerini düzenli ve eksiksiz yapmalarının faziletleri anlatılmalıdır. Ezel – Ebed şuuru yerleştirilmeli uhrevi idealler aşılanmalıdır.
Bir nebzecikte olsa bir gönle derman olduysak ne mutlu bize…
Mevla’m gençliğimizi kurtarsın.
Hakiki insanlık mertebesine yükseltsin.
Sevdiği razı olduğu kullarından eylesin. İki cihan saadeti nasip eylesin.

Saygı ve hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

Yazı altı reklam

CEVAP VER