EVLİLİK

0
1806

Bizde kelamların en güzeli Bismillah ile başlar. Çünkü bismillah her hayrın başıdır. Bende Bismillah diyorum ve başlıyorum gönlümden dilime oradan da kalemime dökmeye cümlelerimi. Evlilik nedir diye soru yönelttiğimizde genelde insanlardan benzer cevap alırız. O cevaplardan bazıları sizlerin de çokça duyduğu sözlerdir: yuva kurmak, iki kişimin evlenip beraber yaşlanması, huzura erme, yahut sultanlığa veda, cefa çekme yolculuğu gibi değişik tanımlar duyarsınız. Çünkü insanların düşünceleri birbirinden farklıdır ve herkesin aynı düşünmesini bekleyemeyiz. O halde şimdi bu soruyu ben kendime yönelteyim. Bana göre evlilik ne olabilir derseniz şunları söyleyebilirim. Evlilik; iki parçanın bütünleşmesi, tamamlanmasıdır. Eş dediğimiz kavramın su yüzüne çıkması olayıdır. Evlilik %50 olan erkek ve %50 olan kadının birleşerek % ‘lik dilimlerini geliştirmesi bütünleştirmesidir. Ancak bu oranı arttırıp azaltma imkânı kendilerindedir. İletişimlerinin ve yaşananlarının ipleri kendilerinde olan bu bireyler evliliklerini güzel bir noktaya beraber getirecektirler.
Başta dediğimiz gibi çoğu insan huzura erme ve birlikte bir ömür geçirme diye tanımlanır. Evliliğin bu tanımdan gözlem çıkaracak olsaydım aslında herkesin huzura ihtiyacı olduğu ve ne kadar evliliği rahatı bozma görenler olsa da bütününü arayanların olduğunu ve bunların ölene dek beraber olmak diye tabir etmelerinden de ayrılmaya niyeti olmadan yola çıkma isteklerini gösterir. Kimse evlenip ayrılmak için evlenmez herkes bir olup devam etmeyi ister bunun için evlilik kapısını çalar zaten. Bizim konuşacağımız konuların içerisinde bu isteğin bazılarında zamanla bozulma nedenleri olacak. Kısaca evlilik: yapboz parçalarından oluşan insanın eksik parçasını bulup, yerleştirip kazanma mutluluğunu yaşama sürecidir. Hem de her seferinde kazanma şansı, hissiyatı olan ve sıkmayan kutsal bir yolculuktur bu…

EVLİLİK NEDEN ÖNEMLİDİR? EVLİLİĞİN FAYDASI NEDİR?

Açıkçası birçok yönden bu mevzuya bakabiliriz. Ancak uzun yazmak yerine sade ve düşünerek idrak edeceğimiz şekilde yazmayı uygun görüyorum. Evliliğe dini, psikolojik bir de toplum olma adına bakalım, bunların hepsinin bir ve ayrılmaz olduğunu gözlemeyelim. “Sükûna ermeniz için size kendinizden zevceler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması onun kudretinin delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen topluluklar için ibretler vardır.”(Rum süresi 21.ayeti kerime)Bu ayeti kerime evlilik hakkında çok kıymetli bilgiler sunuyor bize. Allah (c.c) Evlilikten maksadın sükûna ermek olduğunu bildiriyor. Peki, sükûn nedir? Alimler “sükun” kelimesini “rahatlamak, dinlenmek, durulmak, kaynaşmak, huzura kavuşmak “ gibi karşılıklarla açıklamışlar. Rabbimiz, kadın ve erkeği, birbirlerinde dinlenmeleri, durulmaları ve birbirleriyle rahatlamaları için çiftler hâlinde yarattığını açıklıyor. Bekâr çiftlerin her daim etraflarına çok sorar: Eş seçerken neye dikkat edelim? Diye. İşte ayetle yol gösterilmiş.
Evi, maaşı, tahsili, boyu-posu güzelliği değil ,öncelikle dikkat edilecek şey bu mis benim sükuna ereceğim kişi midir ? Hayatın Telaş ve yorgunluk içinde gönlümü ve bedenimi dinlendireceğim kişi olabilir mi? İlk bakılacak olan şey bu olmalı, değil mi? Ayrıca bu ayetle Mutlu bir evlilik için en gerekli iki şeyi de öğrenmiş oluyoruz: Sevgi ve rahmet, “ sevgi” Allah ‘ın Kullarına en büyük ikramıdır. Sevmek ibadettir. Sevgi bir sermayedir. Onu azaltmak veya çoğaltmak kişilere bağlıdır.
Sermayeyi tüketmemek için de bilmesi gerekenler vardır. Her şey sevilmek istiyor kâinatta hayvanlar, bitkiler, insanlar… Sevilenler daha mutlu oluyor, daha sağlıklı yaşıyor. Kanser gibi moral bozucu hastalıklar dahi mutlulukla bağlanıyor çoğu zaman hayata. Velhasıl sevilen adam ölünce de yüzünde tebessüm ile göçüyor. Hem de şu hadisleri duyunca evliliğin önemini biraz daha kavrıyorum kendi adıma, “Bir erkek karısına baktığı, karısı da kendine baktığı vakit Allah her ikisine rahmet nazarı ile bakar ve erkek karısının elini tuttuğu zaman her ikisinin günahları parmakları arasından dökülüp gider.

Ne kadar güzel değil mi ruhlarımız günahlarla günahlar ile kirleniyor Allah ise yanı başınıza bir temizleyici vazifesiyle eş koyuyor bakışla bile affeden silen bir rabbiniz varken sevgiden kaçmayın dostlar. Bir kadın için sevgi dolu bakış ne büyük nimettir değil mi geçim sıkıntısından kurtulmanın yolu da muhabbetten geçiyor.

“Allah bir evin rızkının bereketini, karı-koca muhabbeti arasına gizlemiştir .” Büyüyor efendimiz. Şu hadise bir göz attığınızda günlük hayatta daha fazla para için çalışan adamlar var ve yorgun mutsuz çoğu zaman daha çok isteyen kadın yada sürekli maddiyat sorununda anı yaşayamayan hep geçmiş ve geleceğe takılan kişiler dolu etraf ancak çoğumuz görmüşüzdür gecekonduda yaşamasına rağmen en zenginden mutlu ve eğlenebilen yuvaları bunun sırrı başta muhabbetten geçer Siz evlenince hastalıkta sağlıkta darlıkta rahatlıkta diye söz vermek zorundasınız, para bitti Aşk bitti olursa değil evlilik arkadaşınızla ailenizle Dahi muhabbetiniz kaçar ve mutsuz olursunuz. Siz paranın geçen giden bir dengesi olduğunu bilmek zorundasınız. Trilyoner olan adamlar bir günde çöküyor ya da fakir adam bir hamleyle güzel yere geliyor Ancak bunlar olurken çöken de sevgiyle birlikle kalkıyor düşende gece kondu aileleri gibi sadakatiyle ben her daim yanındayım bunu da beraber atlatacağız gerekirse beraber çalışacağız diyen insanlarla olur. Sadık olmak ve sevgi dolu olmak her daim sizi bir seviyeye getirecek. Bir başka hadiste ise söyle buyuruyor efendimiz :“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur. Geriye kalan yarısı icin de Allah’a karşı gelmekten sakınsın.”(Heysemi) Bir başkasında ise söyle aktarılıyor: “Allah kime dindar bir kadınla evlenmeyi nasip ederse, ona bu şekilde dininin yarısında yardım etmiş olur. Geriye kalan yarısında da Allah’a karşı gelmekten sakınsın.” (Suyuti)

Bu hadisleri incelediğiniz de aslında Allah’ın inanan insanlara çok fazla yardım ve ödül verdiğini görürsünüz. Şurada bir şeye dikkat çekmekte fayda var Allah dindar bir kadını bir erkeğe nasip ediyor. Yani demek istenilen o kadın o kadar değerli ki erkeğin görünen gücünün yanında kadının gizli gücü o adamı tamamlıyor çünkü kadınlar gizli devlet gibidir toplumu şekillendirir ve Yuvayı kuran odur ayrıca yuvaya erkeği bağlayan güçte kadındır.

“Kadın Erkeğin esiri değil fakat amiri, emiri de değil yalnızca eşidir, refikasıdır.” diyor Bediüzzaman Said Nursi. Evet, kadın erkeğin yanında taşıdığı bir mücevherdir ve onu taşıma ağırlığı sorumluluğu erkeğe verilmiş zor bir iş elbet. Yani inanan bir Müslüman için dinimin yarısını İmanının yarısını tamamlama ve asıl yolculuğunda ona eş olacak bir mevkidir evlenme. Bunlar dini boyutuydu simdi ise Psikolojik boyutuna bakalım.

Bu boyuttan baktığımızda teknolojimin olumsuzluğu yönünden getirdiği bir yalnız yaşama ve iletişim kopukluğu ve soğukluk var. Aileler bir ortama gelince ellerinden telefon düşmüyor yan odadan Dahi mesajlaşır oldu insanlar, misafirlik diye bir şey kalmadı herkes sanal ortamdan arkadaş, aile, sevgili kurmuş durumda sanal akrabalık dediğimiz olay gerçek artık bir nevi. İnsanlar mutlu olmak istiyor Ancak olamıyor yahut olamayacağını zannedip sorumluluktuk çekmemeyim niye evlilikten kaçıyor. Ancak duvar diplerinde dertlenen yüzünü şarkılara sarılan geceleri artık yastık yerine sevgi kadına sarılmak isteyen erkekler ve bir omuza ihtiyaç duyan kadınların sayısı çok çok fazla çünkü fıtrat bunu gerektiriyor. İnsan sevmek istiyor ve sevilmek istiyor ilgi görmek istiyor bazen pohpohlamaya bazen de sallanarak kendine gelmeye ihtiyaç diyor. Rabbimizi unutmayın bakın her bir saniye bizimle ilgileniyor, bizi sevdiğini gösteriyor. Seven Rabbimiz varken sevgiyi yaratan Rabbimiz varken neden sevgiden uzak kalırsınız ki? Yazar Sema Maraşlının kitabında dile getirdiği bir kaç sözü geldi aklıma; Sevmek bu kadar Güzelken bu kızgınlık bu nefret bu kavgalar niye? Sevmek bu kadar sevapken biz ne yapıyoruz?
Bir de evliliğin toplumsal boyutu var tabi. Herkesin takdiridir ki nesillerin devam etmesi adına evlilik şart. Bazı Ülkelerde nüfus politikaları var bu var olan nüfusu ya azaltmaya yönelik yada çoğaltmaya, Çünkü evlilik ve çocuk doğurma olmasa işgücü olmaz, ekonomi olmaz, askeriye olmaz, giyim sektörü olmaz, yani ihtiyaç var bunlara . Evlilikten uzaklaştıran, tekil olmaya mahkumlaştıran sistemler tam bir yıkımdır. Evet çocuk doğurma oranı, nüfus dengesi mühim olaylardır. Ancak genel olarak evlenmeyi arkaya atan sistemlerle dolu etrafımız. Hep anı yaşa ille de ben nidalarıyla bir bencillik ve hayvan fıtratıyla yaşamaya yol açan reklamlar, eşyalar ve kanallar var etrafımızda bu da bizi ister istemez etkiliyor, ancak ileriki nesilleri oluşturmada, sağlıklı, hedefi olan, temiz ve bilgiyle büyüyen bir nesil var etmeden evlilik şart ancak boş bir evlilik değil Kastettiğimiz elbet.

Her evliliğin amaçları olmalıdır bu kimine göre haz, kimine göre ailesinden kurtulma yolu, kimine göre maddiyat olabilir. Ancak amaçsız evlilikler olmaz. muhakkak bir ipin ucuna dayanır .bizim bahsedeceğimiz adıl hangi uca dayanmalı , Bu evlilikleri nasıl güzelleştiririz nasıl topluma faydalı bir hale getiririz nasıl monotonluktan kurtarır ve sadece dünya boyutunda kalmayız gibi konular olacak.

EVLİLİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN GENEL VE ALTIN KURALLAR NELERDİR?

Kural 1: Evlendiniz insanın sizin ikiziniz olmadığını, anlaşma ve uyuşma potansiyelinizin yarı yarıya olduğunu unutmamak. Çünkü siz sizin ile aynı olan her dediğinizde aynı fikirde olacak eş insan bulamazsınız annenizle Dahi farklıyken bunu beklemek akıllıca olmayacaktır. Bu değil ki bu oran değişmez, hep aynı kalır. Bu sizin elinizdedir dengesiz kuracaksınız bunun altın kuralı da iletişimdir.
Kural 2: Konuşmaktan sakın uzak durmayın ve etkili konuşmayı öğrenin. He, tamam, of, aynen vs. gibi kısa kelimelerden uzak durun konuları konuşurken. Olayı tartmayı engeller soğukluk oluşturur.
Sizden bir şey isteyen ya da bugün şunu yapalım diyen eşinize tamam fark etmez tarzı belirsiz cümleler kurmayın hem şef kaçar hem de anlaşmada ciddi soğuklar olabilir ilgisizlik hissedilebilir. Ne erkekler kadının dediğine düşünmeden onay versin ne de kadınlar ortak kararın çıkması şart.
Kural 3: Toplumda yanlış bir şekilde önümüze sunulan bir cümle var. “Ben eskiden de böyleydim.” Bunu genelde ilişkinin başında derler ve evlenince de devam ettirirler bazı insanlar. Ancak şu gerçeği göz ardı ederler, sen eskiden tektin şu an ikili oynuyorsun. Artık tek değilsin ve iletişimde olduğun seninle konuşan hareket eden bir eşin var. Hatanız olduğunda bu kelimeyle kaçarak değil beraber çözerek düzeltemeye çalışmalısınız.
Kural 4: Hataları kabul edin ve kibirden sakının hatasını kabul etmemek çok kötü sorunlara yol açar hâlbuki evet benim şu davranışım hatalı ve özür diliyorum demek şereftir bir insan için. Önce insanın benlik saygısı olmalıdır. Kendini bilmeli hatasını doğrusunu ayırt edip kabul etmesi gerektir ki hem kendi sorun yaşamasın hem de çevresiyle sıkıntıya girmesin.
Kural 5: Toplumun kızım kendini ezdirme, oğlunun sözünü geçir yumruğunu masaya vur sözlerinden çok çok uzak durun. Asla evlilik kurdurmaz de bir yeri var tutmaz ve bu söz tutarsızdır çoğu insanın dilinde. Siz kadın olarak ezdirmeyin bir dominant sert yüzü asık korkunç bir kadın olunca, ya da sert şiddetle çözüm bulan bir erkek olunca Yaşadığınız tartışmalarda Pencereden bakan teyzelerin “kadın olsaydın da kocana elinde tutsaydın, sorun sende .” tarzı sizi suçlayan ifadelerini sizden eksik etmezler. Çoğu zaman anneniz bile sizi kabul etmeyebilir. Hatta sen artık evlendin beni ilgilendirmez diye kapının önüne atılan kadınlar bile var. Ya da bir erkeği sen bir karına daha sahip çıkamadım diye sitem edenler muhakkak olacaktır. Hâlbuki çatışmanın bir nevi kurşunlarını atanlar onlardır, ancak aklı başında bireyler bu sözler karşısında kulak aşmayacak ve karşısındaki ile sorunları birlikte halletmeye çalışacaktır. Sizler unutmayın sadık olursanız mutlu olursunuz. Hz Ali’nin sözünü de unutmayın: Akılsız kadınlar kocalarını köle yaparlar ve kölenim karışı olurlar. Akıllı kadınlar ise kocalarını kral yaparlar ve kraliçe olurlar. Siz onu sevin sayın ki oda sizi baş tacı etsin.
Kural 6: Ailelerinizi sevin sayın ama onlara bağımlı olmayın, ağızlarına bakmayın. Maalesef toplumda da yeri gelir alay konusu olur ama mühim bir meseledir. “ANA KUZUSU” olma tabiri. Çünkü bu kimseler evlenmeden öncede ailelerinin yakınında ev almak ister, sürekli ailelerine bağlılığını dile getirir , erkekler böyle kadınları tercih etmeyin çünkü annesinin evinden çıkmaz ki kendi evine gelsin zorunlu ihtiyaç vardır bakarsın öyle yakın yerde kurarsın ancak bu dediğim çok başka bir mevzu . En ufak sorunda annesinin evine giden erkek veya kadın iletişim sıkıntısı yaşadığından dolayı sorunlarını dahi çözemiyor ve sürekli kaçış yöntemini kullanıyor Buda evliliğin bitmesine çok büyük neden oluyor yahut evin sırları başka evlerde gezdiğinden dolayı özel kalmıyor huzursuzluk oluyor bunlara dikkat edilmelidir.
Kural 7: Sabır! Bu kelime çoğunuzun yapamadığı şey olabiliyor çoğu zaman ancak her anahtarın kilidi budur. Kapılarınızı kullanışlı hale getiren budur . Sabretmesi öğrenmek ve bunu geliştirecek şeyler yapmak gerek. Ki bu da dünyaya bakan bir evlilik ile değil ahirete bakan bir evlilik ile olur. Dünyaya bakan evlilik de her şey simdi olsun kafasını çok yaşarsınız tatminsizliği çok görürsünüz.
Kural 8: Eşiniz eve gelir gelmez senin annen böyle dedi yok kardeşin şöyle yaptı tarzı ikiniz dışındaki insanların sorunlarıyla kapıdan yorgun giren eşinizi bunaltmayın. Önce bir beraber yemek yiyin, dinlenin gününüz nasıl geçti diye sorun ondan sonra böyle bir şey oldu ne düşünüyorsun ne yapalım tarzı konuşun, ya da şuna ihtiyacım var hayatım diye iletişime geçin. Alelacele olmayın, sinir küpü olmayın ve saldırgan tutumla yaklaşmayın.
Erkekler sizde çalışan esiniz olur ya da evde çocuklarla olan olur, yorgun olan eşinize yardım etmekten çekinmeyin, en azından anladığınızı belli etmeniz kadın için yeterli kadınlar size zaten kolay kolay iş yaptırmazlar, ancak değmediğini hissettiklerinde elleri kıpırdamaz, hissiyat önemli.
Kural 9: Özel günleri es geçmeyin. Kadınların beklentilerinin çok olduğunu söylerler. Aslında bana kalsa öyle değil, kadın sizden ilgi bekler o sinirliyse, duygu karmaşası yasıyorsa dizin ona şu anki durumunu anlıyorum geçecek bazen insan öyle oluyor ya ben hep yanındayım deyip bir çay içelim geçer demenizi bekler. Bir sarılma kadının yorgunluğunu alacaktır, hep karşı taraftan beklemeyin siz yapın her zaman ki o da yapsın. Kadınlarla çocuklaşmak, erkeklerle ciddileşmek gerek. Kadınlar erkekler kadar ciddiyetle duramazlar her daim hani düz kadın çok azdır. Kolay eğlenir ve gülerler. O enerjiyi ve duyguları dışarı atarlar. Siz eşiniz bu duyguları atarken ona eşlik edin. deli gibi dans ettiklerinde sizde ona uyun mesela, yada kadınlar sizler de eşiniz derin konuları düşünüyorsa köşede, ona usulca yaklaşın ve istersen tek düşünebilirsin ancak ben seninle sen köşede tek kal ,üzül yada stres yap içine kapan diye değil , ben seninle ortak olmak ,yüküne hafifletmek ,ve seninle dertleşmek gülmek ben ağlamak için varım deyin. Trilyon borcu olan adamın dert dağı sevgi depremiyle çöker.
Kural 11: Sevdiğinizi söylemekten, özür dilemek ve teşekkür etmekten çekinmeyin. Şımarır, yüz bulur diye sevdiğini söylememek saçmalığına sakın bulaşmayın.
EVLİLİK MONOTONLUKTAN NASIL ÇIKAR?
Son olarak bu konuya değinip sözlerimi bitireceğim. Yemek konusu: Evlenen ve gönüllü yardımcı danışmanlıklarını üstlendiğim insanlara hep derim yemek deyip geçmeyin diye. Haftada En az 1.02 kere sevdiğiniz ortak yemekleri yapın ve ortaya da yemediğiniz değişik bir lezzeti koyun ve onu birlikte tadarak yemeğinizi dahi monotonluktan çıkarın eğlenceli hale getirin. Boş günler konusu: Boş günler genelde temizlik artı gezme ile geçer, sizler temizliğe kendinizi çok fazla kaptırmayın.
Sana bir sürprizim var bizim için bir fikrim var şuraya gidiyoruz diyen bir eş olun, şuraya gidelim mi ya da yemek yiyelim mi tarzı konuşmak çok hoş olmaz evlilikte. Çünkü Misafire aç mısın dediğiniz zaman aç olsa dahi çekinip söylemeyecektir siz muhakkak ikram edin. Oyun oynama konusu: Çocuğunuz varsa ya da yoksa dahi muhakkak hem eğlenceli hem de öğretici oyunlar oynayın. İkinizin sevdiği tarzda olabilir. Hep bir olacağınız, beraber çocuklaşacağınız şeyler yapın. Savaşan değil Sayan ,seven ve birlikteliği olan şeyler yapın .
Film/kitap konusu: Kitap okumayı seven anne babalar nesillere en güzel hediyeyi bırakacaklardır. Muhakkak kitap okumayı sevecek şeyler yapın ve kitap okuma alışkanlığı kazanın, önce sevdiğiniz kitaplardan başlayabilirsiniz. Kitap okuma haftası, günü ya da her gün belli bir kısım saatte okuyabilirsiniz. Vaktimize göre ayarlayabiliriz bunu. Bunu kendinize yerleştirirsiniz zamanla.
Ziyaret konusu: Aile, arkadaş, hasta, darülaceze, mezarlıklar tarzı yerleri muhakkak ziyaret edin. Birlik için çok önemli dinen de silahı -rahim denilen aile bağı bambaşka bir şey. Sağlığınıza şükür için hasta ziyareti, ölümü unutmamak için mezar ziyareti, Darülacezeyi ise gençlik hiç şüphe yok ki gidecek sözünü her daim hatırlamak için yapın.
Velhasıl son sözlerim diyecek olursam, bir sene boyunca yaza yaza bitiremeyeceğimiz, sonsuza ağ ören bir mevki evlilik. Ne düğün gününde başlar ne de en önemli gün o gündür. Önemli olan sonrasında olacaklardır. Siz sonrası için en çok birikim yapın. Önce kendinizi bilin niyetinizi bilin. Kendini bilen Rabbini bileceğine göre Rabbini bilen de Kâinatı bilir, insanı bilir, sorun yaşamazsınız.

Sağlıcakla kalın…

Fatma Nur Tanboğa

CEVAP VER