AİLE ve TOPLUMUN DÖNGÜSÜ

0
457
reklamlar
Yazı arası Reklam

Konuşmak, iletişim kurmak, paylaşmak insanın en temel ihtiyaçlarındandır. Bu yüzden Allah Hz. Âdem’e Hz. Havva’yı eş olarak yaratmış ve onları bir aile yapmıştır. Temel ihtiyacı olarak “iletişim kurmak” zorunda olan bireyin oluşturduğu en küçük topluluk ailedir. Ayrıca bireyin ilk etkileşim ve iletişim yeridir. Bir çocuk diğer insanlarla yaşamayı, topluluk kurallarını ilk ailesinin içinde öğrenir. iletişim şekli, karakteri ilk ailede belirlenir.
Aileler topluluğu da bir araya gelerek belli bir bölgedeki insan nüfusu anlamına gelen toplumu oluşturur. Bu bağlamda aile ait olduğu toplumun yansımasıdır. Bir bina kerpiç ev, taş ev, tuğla ev gibi kendini oluşturan parçalarla adlandırılır ve binanın dayanıklılığı her bir parçasının sağlamlığı kadardır. Ayni şekilde aile içindeki ilişkiler sevgi, saygı, hoşgörü temeline dayandığı sürece toplum genelinde de aynı anlayış hâkim olabilir.
Filmlerde izlemişizdir. Toplum huzurunu bozan kimi suçlular psikolojik değerlemeye tabii tutulur, onun ‘çocukluğuna’ inilir. İlk katıldığı topluluk olan ailesinin yapısı, aile içi ilişkileri incelenir. Çünkü o birey toplum içindeki rolünü ailesinde öğrenmiş ve geliştirmiştir. Genelden özele indiğimizde toplum da aile yapısını etkileyen bir faktördür. Hepimiz yaşamış ya da duymuşuzdur. Aile olduktan sonra bilhassa çocuk sahibi olduktan sonra “daha iyi bir muhite taşınmak istiyorum” diyen insanları.
Kimse kapısını kapatıp münzevi bir hayat yasayamaz. Yaşadığımız toplumla etkileşim ve iletişim halinde olmak zorundayız. Uyuşturucu kullanıldığını öğrendiği için çocuğunun okulunu değiştirmek, ahlaksızlık yaşandığını gördüğü için işyerinden ayrılmak gibi toplumun kötü etkilerinden korunmaya çalışmak hiçbirimize yabancı olmasa gerek. Yaşadığımız toplum içindeki davranışlar ve olaylar niceliğine bağlı olarak bizim için de zamanla normalleşir. Nasıl ki toplumu biz oluşturuyorsak toplum da bizi oluşturur. Oğlumun sınıfında yeni yıl münasebetiyle çekiliş tertip etmişler. Akşam oğlum arkadaşım için yılbaşı hediyesi almam gerekiyor deyince eşimle birbirimize baktık. Oğlumun ait olduğu topluluk bir dayatma yapmıştı ve aslında bize ait olmayan bir kutlamayı bizim için normalleştiriyor; ilerideki yıllar için gelenek haline getiriyordu. O akşam oğluma bizim dinimizde yılbaşı kutlaması yapılmadığını, bayramlarımızda ya da kandillerimizde arkadaşlarıyla hediyeleşmesinin kültürümüze ve dinimize uygun olduğunu anlattık. Ertesi gün okulda çekilişe katılmayacağını söyleyince onunla birlikte birkaç arkadaşı daha bu faaliyetten ayrılmışlar.

Toplum bizim ailemizi etkilemiş ve biz kendi değerlerimiz doğrultusunda bir karşı etki oluşturmuştuk.
Aile ve toplum birbirinden ayrılamaz, birbirini tamamlar ve oluşturur. Günümüzde Müslüman aile yapısını ve dolayısıyla Müslüman toplumunu olumsuz anlamda etkileyebilecek yabancı kültürlere ulaşım gerek görsel gerek yazılı sosyal medya kanallarıyla o kadar kolaylaşmıştır ki; biz aileler toplum-aile ilişkisinin ve etkileşmesinin bilincinde olup her daim uyanık kalmak zorundayız. Güçlü, anlayışlı, ahlaklı, saygılı, vatanına ve dinine bağlı bir toplum ve gelecek ancak bu yapıdaki aileler ve bu ailelerde yetişen çocuklarla mümkündür.
Şule Gömleksiz

Yazı altı reklam

CEVAP VER