Hangi Bir’lik

0
495
reklamlar
Yazı arası Reklam

Düşünmek insani ve fıtri bir eylemdir. Düşüncenin sınırları uçsuz bucaksızdır. Eyleme geçene kadar herkes her şeyi düşünebilir. Düşüncelerin eyleme geçebilmesi ve hak iddia edilmesi için bir başkasının hakkını gasp etmemesi ve zarar vermemesi gerekir. Toplumsal ve işlevsel olarak bir kıymeti olması gerekir. İnsanı zaten hayvandan ayıran en temel özelliktir düşünmek. İnsan düşünebildiği sürece hayvandan farklıdır. Her zaman en iyisi için düşünceler tartışılır, konuşulur ve müzakere edilir. Her insana ait özel düşünceler vardır. bunun toplumsal bir hal alması için belli bir kalıp ve neden-niçin sorularına cevap bulması gerekir. Aynı zamanda o düşüncenin toplumda bir karşılığı olmalı. Bu da zaman içerisinde var olan düşüncenin neden ortaya atıldığıdır.

Fikir ve akımlar…

Bilindiği üzere ‘Fikir’ bir insan ya da bir takım insanlar tarafından ele alınan ve bir neden-niçin sorularına çözüm arayışı için toplumdaki bir takım olayları ve durumları çözümlemek ya da kitlesel bir hareket oluşturmak için bir zaman süreci içerisinde olaydan olguya döner. Zaman ve mekan kavramı olmayan fikir düşüncesinde kişi ve toplumlar çok önemlidir. Bu sebeple bir fikrin yayılması için toplumda kitlesel bir karşılığı olmalı. Bu da zaman içerisinde bulunduğu toplumun normlarına göre düşünmek ve bir şeyler geliştirerek olur. Her akım bir fikri temsil ediyor. Kimi Kominizm der kimi Sosyalizm der. Cemil Meriç ise ‘’İzmlr(fikirler) idrakimize giydirilmiş deli gömleklerdir.’’ der.(Bu Ülke-Cemil Meriç) Bu sebeple insanların belli bir kalıba izafe edilmesi fıtraten mümkün olmadığı gibi zaman içinde de toplumsal sorunlara meydan verecektir.

İzm’ler kutuplaşmaların en büyük sebeplerinden biridir. İnsanlar kendi fikirlerinden olmayanlara adeta düşman kesilip onlara karşı her şeyin yapılmasını doğru görmektedirler. İzml’lere tutulmuş birisinin sağlıklı düşünmesi neredeyse imkansızdır. İnsanın araştırma ve düşünme yetisini tamamen kontrol altına alan bu tip akım ve düşünceler ayrılık ve zıtlaşmalardan doğan sorunlardan ötürü yerini kaosa bırakabiliyor. Çünkü herkes kendi fikrinin en doğrusu olduğunu kabul eder ve buna karşı her hangi bir şeyin olamayacağını iddia eder. Ki İslam böyle bir şey demiyor. İnsanları Müslüman ve gayri Müslim olarak ayırıyor. Fakat insanlar zaman içerisinde birbirlerini dışlayıp; ‘mezhep, ırk, parti, grup ya da cemaat’ gibi oluşumlara dönüştükleri için ayrılıklar olmuştur. Hristiyan Dünyasının da mezhepler ve üstün ırk iddiasıyla savaştığını ve asırlarca geriye gittiğini biliyoruz. Tabii tekrardan bir araya gelip neler yaptıklarını da müşahede ediyoruz.

Müslüman Dünyası ve Fikri Akımlar

Müslüman Dünyası da fikir ve örgütsel akımlardan yeterince nasibini almıştır. Yüzlerce hatta binlerce örgüt ve farklı fikirlerin ortaya çıktığını görmekteyiz. İlk ayrılıkların biliyoruz ki Hz. Osman ra döneminde olmuştur. Ardından iç savaşlar ve dahasında meydana gelen fikirler. Ardından oluşan iki kutuplu İslam Dünyası. Şii ve Sünni diye ayrılan bloklar zaman içerisinde de kendi içlerinde fırka, grup ve oluşumlara gittiler.
Dahasında Vahhabi ve Selefiler ardından silahlı örgütler ve birbirlerine zıt fikirler ve son olarak da İslam adını kullanan terör örgütleri. İnsanlığın fıtratında olan bir dinin insan öldüremeyeceğini Rabbi’miz emrediyor zaten. İnsanların kendi kafalarına ve zihin yapılarına göre oluşturdukları oluşumlar sonucu meydana getirdiği olaylarda katledilen insanlar sözde İslam için oluyor. Ve bilfiil Batı dediğimiz dünyanın egemen güçleri olan Emperyalizm ve Siyonizm gibi akımların kucağına düşmüş oluyorlar. Ve en işlevsel takımlara bürünüyorlar. Bunların zaman içerisinde kendi içlerinde de hesaplaşmalar ile zıtlaşmaları yeni bir savaşa zemin hazırlıyor. Sünni deyip Şii ve Vahhabi oluşumları dışlamak aynı zamanda Şii ve Vahhabi’lerin de birbirlerini dışlamaları da en büyük problemlerin başında gelir. Aynı zamanda öldürmeleri İslam ile hiç bir şekilde bağdaşmaz.

Sonuç ve çözüm odaklı bir düşünce gerçekleştirmek ve meydana getirmek istiyorsak öncelikle iletişim kuracağız. Ama üstünlüklerimizi ortaya koyarak değil ortaklıklarımızı öne sürerek. Örneğin en büyük ortak noktamız Allah Sübhanehu ve Teala. Ardından İslam, Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed Sav. Biz bunların dışında ırk, mezhep, cemaat ve parti bazlı konuşmaya devam edersek, Şii, Vahhabi, Sünni, Arap, Kürd, Türk, Fars vb tüm ırklar ve mezhepler asıl düşmanımız olan grup ve kişiler tarafından öldürüldüğü gibi öldürülmeye de devam edeceğiz. Sonuç nedir dersek: Allah’ın ve Peygamber sav’in İslam dininin üstün olarak kabul edilip diğer tüm şeylerin dünyevi olduğu gerçeğini idrak ederek fikir birliği yapmak gerekir. En büyük fikir birliği de her zaman dile getirilen İslam Birliği ve başında Halife olacak siyasi, dini ve ictimai bir birlikteliktir.

Rabbim bizleri hak ve hakikat çerçevesinden ayırmasın.

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikDüşün’ce
Sonraki İçerikEZELİ MAĞLUPLAR

CEVAP VER