Düşünce Hayatımız

0
424
reklamlar
Yazı arası Reklam

Bismillahirrahmanirrahim
Yeni başlangıçlara da Bismillah Fikriyyat Dergisi’ne ilk yazımız için de Bismillah
Değerli dergi yöneticisi Muhittin Bey şahsında tüm dergi yöneticileri ve emeği geçen herkese selam ve sevgilerimi sunarım bu bağlamda Bismillah dediğim yazılarımızı okuyacak olan değerli okurlarımızı da sevgiyle saygıyla selamlıyoruz… Allah’ın selamı üzerinize olsun.
DÜŞÜNCE HAYATIMIZ
Bazen farkında olmadan sürdürdüğümüz hayatın içinde ki anlamı yakalamak için bilinci kuşanmak kaliteyi yaşamak için ne kadar önemli olduğunu üzerimizdeki gereksiz yükleri bırakınca anlarız.
Hayat akıp giderken onu durdurmak mümkün değil buna gücümüz de yetmez zaten. Bir yanda hayat akıyor bir yanda da düşüncelerimizin hayat içinde şekil alması ve rolünü gerektiği gibi oynayarak hayatı anlamlı kılmaya çalışıyor. Akan hayata karşı düşüncemiz bir duruş sergiliyor. Aslında her bireyin hayata kattığı düşüncenin Ahsen-i takvimleştiği ya da esfel-i safilinleştiği bir etkisi var.

İmtihan hayatın anlamıdır;
Hayatımızın anlamı imtihan ise, biz hayatın her anında yaptığımız her eylemde imtihan içindeyiz demektir. İnsanlar yaşadıkları topluluklarla birlikte kültürel olsun, siyasal olsun, dini olsun birbirlerini etkileyerek şekillenirler bu kaçınılmaz bir olgudur.
Aksiyoner bir hayat ancak düşüncenin yönlendirmesiyle anlam kazanır. Her aksiyoner hayatın pozitif anlam kazandığını söylemek pek mümkün değil. Bu bağlamda düşüncenin hayata etkisini ikiye ayırmalıyız. Birincisi pozitif düşünce. İkincisi ise negatif düşünce. Kime göre neye göre pozitif veya negatif olabilir bu soru akla gelebilir…. Bunları tasnif ederken de belli ölçülerimiz olmalı elbette kuru bir iddiada bulunmamak adına.
Esasen ben bu konuda şöyle düşünmenin hayatımızda negatif yada pozitif olması bakımından anlamlandırmak istiyorum. Pozitif değerlerin ve bunun hayata etkisini tanımlarken şu ibareyi kullanmak istiyorum; İnsanlığın faydasına karşılık gelen düşüncenin eyleme dönüşmesidir pozitif düşünce. Negatif düşünce ise insanlığın zararına karşılık gelen düşüncenin eylemleşmesidir.
Bu tasnifi yaptıktan sonra belki kafalardaki soru işaretlerini gidermek adına birkaç örnek vermek uygun olur sanırım…
Bu örnekleri verirken bizi en iyi tanıyan yaratıcımızın bize olan tavsiyelerinden örneklendirmek istiyorum.
-Sevdiğiniz şeylerden( Allah yolunda ) harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz (ali imran92)
-Onlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar öfkelerini yutarlar insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.( Ali İmran 148)
Rabb’imizin buna benzer bir çok ayetleri kitabında zikrediyor. Bu iki ayetle yetinmeye çalışalım. Maksat düşüncenin pozitif yönünün toplumda hayat bulmasını açıklamak. İstedik ayetlere dikkat edersek yapacağımız eylemin iyilik normunu belirleyenin Allah olması ve toplumda bu iyiliklerin yapılması durumunda sulh ortamının olacağını vaat etmesi manidardır.
İnsanlara karşı iyilikte bulunulması sabredilmesi öfkelenilmemesi affedici olunması bir bireyin duruşu ahlakı olmalıdır böyle bir karakter için Allah ona muhabbet ve sevgi beslediğini de söylemektedir . Düşüncenin merkezine Allah’ı ve rızasını koymak gerekir. Mümin tolum için bu olmazsa olmazdır aksi halde nefsinin kölesi olur insan…
Olumlu düşüncemize destek olan yol gösteren Allah aynı zamanda aklımızı kullanıp kalbi mutmainlikle pekiştirmemizi sağlayarak huzur ve güven duygusunun da yerleşmesini istemektedir.
Kalpler ancak Allah ı zikretmekle mutmain olur. (Rad-28)

Allah düşünce merkezimizin bağlı olduğu yörüngeyi yine kendisine bağlanıldığı taktirde huzur ve mutmain olunacağını vaat ediyor. Şöyle açıklarsak; Burada zikretmek kavramını şöyle yorumlarsak yanlış olmaz; Allah için yapılan her eylem ibadettir ve aynı zamanda Allah’ı zikretmek anlamındadır. Namaz kılmak bir zikirdir, oruç tutmak bir zikirdir, yolda kalmışa yardım etmek bir zikirdir, Allah için sevmek bir zikirdir, Allah için uzak durmak bir zikirdir, bu bağlamda bu örnekleri çoğaltabiliriz…
Bu açıklamaları yaptıktan sonra kalplerin Allah’ zikretme meselesi belki daha iyi anlaşılmış oldu sanırım . Yani, sözle yapılan zikirlerin eylem bölümü yoksa zikredilen bir şey yok aslında. Bu da düşüncenin hayat içinde aksiyoner olmadığı taktirde bir anlamı olmadığını gösterir.
Bir tarafta la ilahe illallah diyeceksiniz; Allahtan başka hayatınıza yön verecek hiçbir düşünceyi otoriteyi kabul etmeyeceksiniz öte yandan Allah’tan başka her tür şey hayatınızı işgal edecek ve siz la ilahe illallah deyip Allah’ı zikrettiğinizi iddia edeceksiniz bu şuursuzca söylenmiş bir iddia olur Allah şuurlu bireylerin olmasını istiyor. Hz Muhammed a.s bu konuda güzel bir anlayış niteliğinde söz söylemiş ‘’bu din akıl dinidir. Aklı olmayanın dini yoktur’’ aklın şuurlu bir şekilde kullanılması konusunda rabbimizin de k kerimde bizi ikaz eden yönlendiren ayetleri de bizi desteklemektedir.
Örneğin ‘’ onlar kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı vakit onun üstünde sağır ve kör olarak kalmayanlardır. Furkan73
De ki: göklerde ve yerde gaybı Allahtan başka kimse bilmez onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamıyorlar. Neml 65
Düşüncenin hayatımızda hep canlı olması şuurlu bir şekilde aksiyoner olması düşünce hayatımızın anlamlı hale gelmesine neden olmaktadır.
İşte hayatımızda ki olumlu düşüncelerin genel felsefesi böyle olduğu taktirde refah toplumları sulh toplumları oluşur. Örnek nesiller gelir. Evimize, sokağımıza ,mahallemize, şehrimize, ülkemize ve dünyamıza huzur gelir.
Yani bireyden topluma uzanan ahlak ve davranış indirgemesi böylece olumlu seyrederek müspet bir düşünce hayatımız olur. Geçmişte bu nitelikte toplumların yaşadıklarını, örnek öncü nesiller yetiştiğini tarih bize bildirmektedir.
Yine düşünce hayatımızı olumsuz olarak etkileyen zihinlerimizi işgal eden harici ve dahili bir takım sinsi oyunların olduğu ve bu düşüncelerinde toplumların sokaklarında evlerinde hayat bulduğunu ne yazık ki üzülerek söylemeliyim. Bu olumsuz diye nitelediğimiz düşünce hayatları daha çok bireysel hazzı merkeze koyarak tamamen benlik duygularını parlatarak karakterler sunar.

Bu yöndeki düşünce müntesipleri nefislerini ilah edinirler nefislerini ilah edinenlerin daha sonraki aşamalarda ilahları çoğalır. Makamı ilah edinir parayı ilah edinir kadını ilah edinir çocuklarını ilah edinir modernizmi ilah edinir teknolojiyi ilah edinir. aslında ilah edindiğine aynı zamanda da köle olmuş olur zihni kurguları tamamen benliğin önderliğinde çalıştığı için bu tarz karakterler iyiye doğruya yönlendirmeye çalışanlara karşı kulakları kapalı gözleri kör basiretleri bağlı bir şekilde davranırlar onlara çok ağır gelir ve rahatsız olurlar. Bu tarz olumsuz düşüncelerin hayata hakim olması aynı zamanda anarşist oluşmasının da kaçınılmaz olduğunun ilkesini de farkında olmadan ortaya koyuyor. Hakikate kulakları kapalı gözleri kör bireylerin topluma sunacağı ne olabilir ki. Sadece tüketen bir toplum doyumsuz bir toplum kültürü oluştururlar belki etrafımıza baktığımızda neden bu toplumların istekleri bitmiyor sorusunun cevabı da burada yatıyor sanırım değerli dostlar.
Fikrin önderliğinde vahyin kılavuzluğu altında düşüncesini hayata katanlar olmak dileğiyle kalın sağlıcakla
Necdet TOPCU

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBir Kelime Daha
Sonraki İçerikAHLAKİ MESELELER

CEVAP VER