Kabuk ve Öz misali…

0
709
reklamlar
Yazı arası Reklam

Müslümanlık geniş kapsamlı bir konudur. Kuran ve Sünnete uygunluk esasında hayatın her alanına mühür vurur. Eğitim, kariyer, aile, çocuk eğitimi, ev düzeni, yaşama sanatı, sağlık, kişisel bakım, finans, aşk, sosyal çevre, insani ilişkiler, siyaset, sanat, dinlenme, eğlence, ruhsal dünya, vs… örnekler çoğaltılabilir.
Bu vechile bakıldığında İslam bir devlet sistemi ve yönetim sanatıdır. Birey önce kendisini, Ezelden Ebede süren hayat yolculuğunda, dünya ve ahiret dengesinde ‘’İnsani Kâmil’’ mertebesine yükseltmelidir. Aşağıdaki hadisi şerifi düstur edinerek, psikolojik ve sosyolojik gelişimlerini dikkatli düzenlemelidir.
“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201)

Bu imtihan yurdunda her daim kemalata doğru adım atmalı, vefat anında ulaşabildiği en zirve noktayı yakalayabilmelidir. Diploması o vakit tescillenecektir. Değişim ve gelişimi; ilmen, fikren, ruhen ve kalben devam etmeli ve kişisel hayat planı her yönden zengin bir içerikle dolu olmalıdır. Attığı her adımın, verilen her nimetin sorgu ve sualinin sorulacağı bilincinde basiret ve ferasetini kullanarak, tefekkür zenginliği ile ömrünün nefeslerini kullanabilmelidir. İç mihenk ölçüsü ‘’ilahi ente maksudi ve rızake matlubi’’ dönüşleriyle devam etmelidir.
Sonrasında ailesini ve evlatlarını da, İslam’ın ve çağımızın güncelliğinde, rızayı Bari’ye uygun kaliteye getirebilmelidir.

Sosyal çevresini, akraba ilişkilerini, komşuluk, dost, arkadaş çevresini de seçerken ölçüsünü iyi ayarlamalıdır. Ülkesini ilgilendiren her konuda da bilinçli olmak durumundadır. Siyasetten uzak duran bir Müslüman sömürge ile yönetilmeye aday demektir. Neme lazım diyemez, nerede bir tasallut, tecavüz, zulüm olursa karşısında dik durmasını ve adalet ile hareket etmesini bilmelidir. Velev ki zulmeden en yakınları bile olsa…
İslam içinde olup birçok konuda ifrata tefrite kayanlar olduğu gibi muhafazakârlık içinde de aynı tehlikeler söz konusudur. Belli kalıplar içine sıkışır. İslam içinde olduğunu iddia eden Kur’an bana yeter deyip, hadisleri, tasavvufu ve hatta tesettürü reddeden fertler bulunmaktadır. Muhafazakârlık içinde de ilmi gelişmeleri, siyaset ile uğraşmayı reddeden ‘’bir lokma bir hırka bana yeter’’ zihniyetinde olan fertlerde bulunmaktadır. İki zıt kutupta sıkıntılıdır. Orta yolu bulmak bize Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) öğüdüdür.
(İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buhari]
(Hayr-ül-ümûr evsâtuhâ = İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemi, Beyheki]
(Orta yolu tutun, istikâmetten ayrılmayın.) [Müslim]

Kuran ve sünnet bütünlüğünde, tasavvufu da reddetmeden, dışıyla İslam’ın tüm emirlerini değerler, inançlar, hukuki vazifeler v.s..hakkıyla yerine getiren, iç aleminde de ahlakıyla, akaidiyle, salih niyetiyle, içi dışı bir Mümin/ Mümine olmalıdır. İslam ve muhafazakârlık birbirinden ayrı değil ‘’Bir’’dir. Kabuk ve öz misali… Bir binanın dışı sağlam ve güzel olduğu gibi, içi de tüm teçhizatıyla donanımlı olmak durumundadır. Bir meyvenin kabuğu sağlam ise özünün korunması da o denli kolay olur.

Müslüman iki kanatlı kuş gibidir. Hem zahir, hem batın ilimlerini ve hem dünya, hem ahiret ilim ile yaşantısını hayatına uygulamak mecburiyetindedir. Allah’tan korkmayan bir bireyin her daim ayağının kayması mümkündür. Ahiret âleminde, nüfus kâğıdımızda ‘’İslam’’ ibaresi olması yeterli olmayacak, İslam’ın özünü ne kadar içselleştirdiğimiz ve hayatımıza özdeşleştirdiğimize göre değer bulacağız. Bu minval üzere yeri geldiğinde muhafazakâr olmak durumunda kalabiliriz. İslamın yasakladığı dikkat etmemizi istediği kırmızı çizgili duraklar da, maneviyatımız güçlü ise fren yapabiliriz, aksi takdirde tehlikelere düşmek zor olmasa gerektir.

Mü’mine olmak deyince şu konuyu işlemeden geçemeyeceğim. Günümüzde mahremiyet bilinci de büyük ölçüde darbe yedi. Aile içindeki özel muhabbetler, akşam ev halleri ve dahi niceleri gerek sosyal medya gerekse reel hayatta serbestçe sergilenir oldu. Allah (C.C) tesettürü emrederken ziynetlerinde gizlenmesini emretti. (Nur/31. Ve Ahzab 59. Ayet) bu konuya da özelikle dikkat edilmesini tavsiye ediyorum. Hayatımızın her alanında devamlı terakki halinde olup, eksik ilim ve ameli parçalarımızı tamamlayıp, Mevla’mızın sevdiği ve razı olduğu kullardan olabilmeyi kendimize düstur edinmeliyiz.

Maneviyatımızı dikkatle koruyan, gönlümüzde ilahi Aşkı her dem taşıyan, İslam’ın özünü kaybetmeden hayatını idame ettiren Mü’min ve Mü’minelerden olmamızı, Mevlam hepimize kolaylaştırsın…
Saygı ve Hürmetlerimle

Mihrican Uymaz Ulupınar

Yazı altı reklam

CEVAP VER