Hayat

1
3373
reklamlar
Yazı arası Reklam

Hayat çok ince bir çizgi… Ölüm ve yaşam.. Sevgi ve korku.. Hayaller ve yıkılan düşler.. Ümitler ve umudu kaybolanlar… Düşlere sarılıyor tüm duygular.. Umudunu bağlıyor kurulan hayallere.. Bir sevinç var yürekte, birde korku.. Lütuf olunmuş bir hayat var, birde onu mahveden bir yaşam.. Uzun bir çizgi hayat, sonu olmayan ama hep sonundan korkulan.. Biteceğini bildiğimiz ama bunu hiç akletmediğimiz.. Bir ömür var bir yanı alabildiğine karanlık, bir yanı güneş ışıltısı gibi aydınlık.. Korkuyoruz.. Hayatı yaşamaktan.. Ömrü hunharca tüketmekten.. Sadece korkuyoruz, hiç düşünmüyoruz.. Ömür boyunca başımıza gelenlerden ve gelecek olanlardan sadece korkuyoruz.. Susuyoruz birde.. Korkularımız çoğaldıkça kesiliyor nefes, susuyor ses..Öyle bir sessizlik ki birçok çığlığa bedel…

Çırpınırcasına bağırıyor korkularımız.. Durup bakmıyoruz başımıza gelenlere, ibret almıyoruz anlatılanlardan , yaşanılmış hayatlardan…Hayata kırılıyoruz.. Bu kırılma, ilk korkuyu getiriyor sonra derin bir suskunluğu… Tek bir duygu yetiyor hepsini toplamaya aslında.. Tek bir duygu anlıyor sadece tüm kalan duygu yoğunluklarını.. Ama ne biz kendimizde bulabiliyoruz o duyguyu ne de başkalarından bize aksediyor..

Derin bir yara var, yaraya merhem olması gereken bir ilaç..
Zifiri karanlık bir ömür var, bu ömrü aydınlatacak bir yaşam..
Büyük bir korku var, bu korkuyu çoğaltan bir suskunluk..
İnce bir hayat var, birde bu hayatı koparan duygular..

Sessiz çığlıklar var, yaşantıda dağlar gibi iken yürekte yok olan çığlıklar. Haykırmak istiyor kalp bazen tüm iç alemi… Lal olup susuyor dil, edemiyor kelam… İç alemdeki yangın alevleniyor, küllerinden tekrar tekrar coşuyor ama, yangın alevleri pürme-lal olmuş. Ne sönüyor, ne de büyüyor…

Edemiyorsa dil kelamını, kalp bu serzenişi saklamak zorunda mı? Duyun artık çığlıkları..! Can acıtıcı, iç yakıcı çığlıkları duyun artık..! Duyun şu yaşamdaki sancıları…
Yaşamaktan korkmamızın sebebi, dilimizin kelam edemediği çığlıkları bastırmamızdır.. Her yaşantıda daha çok acı ile karşılaşıyoruz. Anlatamıyoruz kimseye.. Anlatılınca anlaşılmıyor yada anlaşılacak kadar önem görmüyor…

Bu serzeniş ve çığlıkların arasında kayboluyor insan… Bir yol var sonu zifiri karanlık.. Yolda hep engeller var, her adımda daha çok artan.. Bir yere bakıyoruz, birde göğe.. Yerde yaşanılanlar, gökte de umutlar var. Yaşanılanlarda kaybolduğumuz için bulamıyoruz umutları, hayal edemiyoruz mucizeleri.. Yaşamaktan korkuyoruz, göğe yaklaştıkça artan umutları artık göremiyoruz.. Sessiz çığlıklarımızı haykırmak istiyoruz belki de göğe.. Kimse duymuyorken gökteki umutlarımız duyar mı haykırışlarımızı ? Yardım eder mi kanayan yaralarımızı sarmaya ? Yoksa o da herkes gibi anlamadan geçer mi?

Velhasıl-ı kelam… Acılarımız, sancıları doğuruyor. Yaşadıklarımız, korkularımızı arttırıyor. Suskunluklarımız çığlıklara dönüşüyor. Korktuğumuz yolda yürümek bizi bize kaybettiriyor.
Kendimize varmak için çıktığımız yolda, kendimizle kaybolmak…
Korktuklarımızdan kaçarken, en korkulanın ortasında kalmak…
Haykırarak söylemek istediklerimizi biriktirirken, daha fazla sessizleşmek…
Dünya denilen karanlık alemde yaşamaya çalışırken, kendimizi uçurumun kenarında bulmak…
Alem-i deryaya geçip yoklukla kaybolmak isterken, dünya varlığının zincirlerine takılmak…
Ya yaşamdan vazgeçmek..
Ya da vazgeçene kadar yaşamak….
Bundan sonra sadece Sessiz Çığlıklar kaldı geriye, haykıranın dahi duymadığı…

Beyza Nur Öztürk

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikKENARI YANIK SATIRLAR
Sonraki İçerikEdeb’iyat

1 YORUM

CEVAP VER