Medya Bize Neyi Tükettiriyor?

1
1057
reklamlar
Yazı arası Reklam

Tüketim, genel geçer ihtiyaçlarımız ve asli unsurlar dışında olan şeyleri kapsamaktadır zannımca. Bir şeyler asli ihtiyacımız ve geçimimizi sağlamaya yarayan nesneler veya maddeler ise bunlar tüketilen şeyler değildir. Medya ve toplum her zaman iç içe olan unsurlardır. Toplum hiçbir vakitte medyadan soyutlanamadı medya da toplumdan. Bu sebepledir ki medyanın bizlere sunduğu her zaman kabul görmezse de toplum nezdinde zaman içerisinde toplumun asli değerleri arasındaki yerini almaktadır. Medya sadece reklam veya bir takım bilgileri bize aktarmak için değil çoğu zaman küresel aktör dediğimiz ülkelerin kültürlerini başka ülkelere ya da toplumlara aktarmak için kullanılan bir araçtır.

Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi’nden sonra kapitalist dünya argümanı olan para/madde unsurları arasına maalesef insan da girdi. İnsan her zaman çalışan olarak algılandığı Sanayi Devrimi’nden önce sadece çalışmaya ve bir şeyler üretmeye tabi tutulmuş varlıktı. Devrimden sonra düşünürlerin ve para sahiplerinin ortaya koyduğu bir takım savlar vardı. Bunlardan biri de işçinin sadece üretici değil aynı zamanda bir tüketici de olabileceğidir. Tüm çalışmalar bundan sonra insanın işçi ya da üretici değil de aynı zamanda tüketici olması üzerine değiştirildi. İnsan en iyiye ulaşmak için bedensel ve ruhsal doyuma ulaşmalı. Bunun da yolu daha fazla sahiplenme ve daha fazla önemsenmeyle olur. Zaman içerisinde oluşturulan piyasalarda insanların artık daha çok tükettiği ve tüketmek için de daha çok muhtaç olduğu bir sistem oluşturuldu. Fabrikalar ya da para patronları artık tek üründen tek model yerine bir çok farklı ürün ve bir çok farklı modeller üretmeye başladılar. İnsanların bunu benimsemesi tabii ki uzun bir süreç gerektirdi. Fakat bu konuda elde bir şey vardı. Basın, TV, reklam ve fuar gibi çalışmaların tümünü kapsayan bir kavram ya da çalışma olan Medya önemli bir oluşumdu. Bunu zaman içinde genişletip farklı kültürlere ardından küresel bir güç ve pazar haline getirdiler.

Medya bildiğimiz üzere her türlü reklam, haber, gösteri ve aktarılması istenilen şeylerin toplumun zihnine yerleştirmek için telkin ve bilinçaltı dediğimiz psilolojik evrelerle bir çok şeyi kabul ettirmekte güç olarak kullanıldı. Toplum, kendisi gibi konuşan kendisi gibi hareket eden insanların kendileri için daha fazla zaman ayırdığını ve daha fazla tüketime yöneldiği için geniş bir zaman zarfında toplumda karşılık bulmaya başladı. Çok değil bundan 10 yıl gibi kısa bir süre önce Türkiye toplumunda AVM kültürü diye bir şey yoktu veyahut yok denecek kadar az bir karşılığı vardı. Daha önce insanların birbiriyle karşılaştığı, görüştüğü sohbet ettiği parklar, mesire alanları kıraathaneler ve kütüphaneler vs yerini AVM ve eğlence merkezlerine devretti. Tüketimin bir eğlence haline geldiği günümüzde sıkılan genç kızlar ve ev hanımları soluğu AVM vb yerlerde genç erkekler ve babalar ise eğlence merkezlerinde almaya başladı. İsraf ve ihtiyaç dışı tüketimin günah sayıldığı toplumumuzda artık bunun adını stres atma, gezmek ve daha nice kavramlar almış durumda. Psikolojide buna alışılmış çaresizlik de denilebiliyor.

Medya bizlere sadece ürünleri tüketmek için mi telkin ve mesajlar veriyor? Sadece ürün mü tüketiyoruz? Bunu binlerce soru ile sorabiliriz ama özetle tek soruda toplayıp soruyu şu şekilde sormakta fayda görüyoruz: Medya bize neyi tükettiriyor?

Bunun cevabını geniş bir şekilde ele almak yerine daha somut söylemlerle ortaya koymak en iyisi olacaktır. Zira medyanın tükettiği en büyük davranışlarımızdan biri de okumaydı. Uzun ve fikri yazılar okumanın bizleri sıktığı lakin 3 saatlik mesnetsiz ve içeriği kaale dahi alınamayacak dizileri ailemizi ihmal etme pahasına izlemeyi de benimsetmiştir. Evet, medyanın ve daha doğrusu tüketimin bu yönünden gitsek dahi bizlere milyonlarca örnek çıkarabilecek ve aynı zamanda bu örneklerin toplumumuzu ne kadar yıktığı görülecektir.
Tüketim Kültürü(çılgınlığı) böyle bir kavramın da artık analizi ve tartışması yapılıyor. Tüketimden ziyade aslında ‘Kaybettiğimiz Kültürel Değerlerimiz’ adlı bir çalışma olsa daha gerçekçi bir çalışma olacaktır. Medya bize neyi tükettiriyor sorusuna gelecek olursak; gençlik, aile hayatı ve toplumsal bir çok değerler…

Tükenen en önemli şeyler arasında aile var, gençler var, çocuklar var. Medya bizim toplumumuza boşanmanın ve kapitalist algının insan üzerindeki en büyük sorun olan ürettiğin kadar tüket anlayışını aksettirdi. İnsanlar özgürlük dedikleri kapitalizmin kafesine kendilerini daha çok elbise alarak daha fazla ayakkabı alarak ve gücünün ötesinde tüketmeyi bir davranış ve kültür olarak aşıladı. Ailelerin ayrılma sebepleri, çocukların düşünce eğitimini alamaması ve eğitim kurumlarımızın birer tüketici konumuna düştüğü toplumda öğütülmeyi bekleyen bir buğday tanesi olmuşuz dünyada.

Sayısızca kredi kartlarımızın, hesapsızca masraflarımızın, tüketime dayalı bir aile yapımızın olduğu bir toplumsal düzende ne fikir sahibi genç yetişir ne de aile kavramımız bir birkaç nesil sonrasına aktarılabilir. Daha çok kıyafet ve daha çok tüketmek yerine daha çok düşünmek daha çok okumak ve daha çok gelişmek düsturuyla hareket etmeliyiz. Aksi durumda medya ve tüketim kültürü bir kıyım makinesi gibi toplumu ve içinde bulunan aile değerlerine kıyıp geçecektir. Ardında kimsesiz, aile nedir bilmeyen ve değerler anlamında tv kanallarında yer alan diziler ve sinemalar üzerinden bir yaşayış tarzını benimsemiş gençlik kalacak.
Bunlar kalacak fakat insanlık dediğimiz adalet, merhamet ve sevgi-saygı hislerini kaybetmiş bir kültür olan ‘Tükenim Kültürünü’ algılayarak yaşamak zorunda kalacağız.

Tükenim Kültürü sadece tüketmek değil aynı zamanda öldürmek için en iyi kullanım aracıdır. Duyguların, hislerini ruhsallığın ve aile bağlarının tümünün bitip tükendiği bir sonuç doğuracaktır.

İdrak ve istifade etme temennisiyle…

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikTesettür
Sonraki İçerikSusunca