HOŞGÖR BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ

0
156
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dünya yaratıldığı günden beri, hep var olabilme kendi düşüncelerini hâkim kılabilme, üstün hale gelebilme çabasını gösteren insanoğlunun mücadelesine sahne olmuştur. Kıyamet kopana kadarda bu mücadele devam edecektir. Adı, yeri, şekli ve savaş tarzları değişiklik gösterse de hep aynı sahneler gerçekleşmiştir.

Aslında geniş ve imkânları fazlası ile yeterli olan dünyamızda, hoşgörü ile kavgasız, savaşsız ve bir hayatı tamamlamak olmalıdır. Fakat bu tarihin hiçbir döneminde gerçekleşmediği gibi bundan sonra yaşanacak süreçte de gerçekleşmeyecek görülmektedir.

Her kez aynı düşünce ve hayat tarzını sahip olmayabilir. Ama insanı diğer yaratılmışlardan ayıran en büyük özellik akıl sahibi olmasıdır. Bu cümleden devam ile gerek aileden başlayan bir toplumsal hayatta gerekse ulusların birbirleri ile ilişkilerinde hoşgörü dediğimiz çizginin gözetilmesi birçok meselenin çözülmesine yardımcı olacaktır.

Birçok inanç sistemi mevcuttur, bunların ana temellerinde tek yaratıcı inancı taşıyan dinler olduğu gibi, sapık düşünceler ile insanların duygularını sömürmek ve kendi ideallerini yürütebilmek için uydurulmuş dinlerde mevcuttur. Allah son din İslam, son peygamber Muhammed (s.a.v.) ve son kitap Kuran’ı Kerim ile insanlığın yönetilme ve inanma sistemini nihayete erdirmiştir.

Burada iki türlü hoşgörü kavramını ele almak gerektiğini düşünüyorum. Birincisi dinimizi tebliği etmede izlenecek yol, ikincisi ise iman edenlerin yani Müslümanların birbirlerine karşı sergileyecekleri tavır.

Efendimiz a.s. hayatını çok iyi izlememiz ve hadiseler karşısında verdiği tepkileri çok iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Gerek beşeri münasebetlerimizde, gerekse devletlerarası ilişkilerde ilk göze çarpan çözümün “Hoşgörü” kavramının olduğunu görmekteyiz. Bu kavram tamamen durumu kabullenmek değil, sadece başka çözüm yolları olup olmadığını ortaya konması için gerekli bir yaklaşımdır.

Yıllar boyu dünya üzerinde hâkimiyet kurmuş ulusları adalet ile yönetmiş atalarımız bu sistemi çok güzel tatbik etmişler ve bu sayede birçok inancın birbirlerinin sınırlarını muhafaza ederek hayat sürmelerine ortam sağlamışlardır.

Yazımın sonunda bu düşünceler ile kaleme alınmış bir şiirimi sizler ile pay etmek isterim. Selam dua ve baki muhabbetlerimle.

“Yardımlaşma, komşuluk, adalet, saygı,
Huzur, saadet, mutluluk, komşu için kaygı.”

NEREDEN GELDİK?
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Geçen güzel günleri, masal gibi dinliyoruz,
Torunlara geceleri, ninni diye söylüyoruz,
Geri gelsin o günler hasretle özlüyoruz.

Yardımlaşma, komşuluk, adalet, saygı,
Huzur, mutluluk, komşu için kaygı,
Hep geride kaldı, büyüğe saygı,
Oldu hepimize şimdi, dünyalık kaygı.

Filmlerde var hep kavga ve vahşet,
Gazetelerde boy boy, hep kötü manşet,
Çocuk parkında bile ürperti ve dehşet,
Kalpleri bürüdü kötü bir haset.

Çocuklar kimi örnek alacak?
Doğru yolu bilmem nasıl bulacak,
Bilmediğini kimden, nasıl soracak?
Aldığı cevapla nasıl adam olacak.

Doğruyu ve yanlışı,
Bir kitaptan bulmalı,
Yarınlar için söz sahibi olmalı,
Yanlış gördüğünün önünde durmalı.

SADETTİN TURHAN

Yazı altı reklam

CEVAP VER