İlim İlim Bilmektir

0
504
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dilimize pelesenk olmuş bir takım sözler var: “ bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”, “beşikten mezara kadar ilim öğreniniz”, “ilim müminin yitik malıdır nerede bulsa alır”, ilim kendin bilmektir”… Bunları çoğaltmak pek tabi mümkün. Geleneğe dair her şeyin reddedilip, yönlerin Batıya çevrildiği uzun süredir ekip de meyvesini aldığımız kişi sayısı bir elin parmağını geçmez. Medreselerin kapandığı zamandan beri eğitim çarkının içinde öğütülen öğrenci sayısına mukabil, elle tutulur alim sayısı hasıl olmadığından sistemde bir hatanın olduğunu düşünmek her iz’an sahibinin yapabileceği bir şeydir. İş bu raddeye gelince hata nerede sorusu zihinleri karıştırıyor. Eğitimde eksikliğin sebebi anne-babalar mı, eğitimciler mi, yoksa öğrenciler mi? Bu vesile ile size genel hatlarıyla bahsetmek istediğim bir kitap olacak. Müellifi Burhaneddin Zernuci olan Talimü’l- Müteallim yani İslam’da Eğitim Öğretim Metodu.
İlim lalettayin bir mesele değildir ki gelişi güzel icra edilsin. İlim talep edilen konudan, hocanın durumuna, talebenin yeyip içtiğinden, ebeveynin ibadetine kadar herkesi etkileyen bir silsiledir ilme talip olmak. İşte İmam Zernuci bu konuları tasnif ederek detaylı bir şekilde incelemiştir. Öncelikle ilmin kıymetini ve neden talep edildiğini bilmek lazımdır. İlim talep eden kişi İslam’da hangi konumdadır öğrenmek gerekir ki hem ilim sahibine hem de talibine yeterli hassasiyet gösterilsin. Ardından ilme talip olan öğrenci, nasıl ciddi bir iş yaptığının farkında olmalı ve kendisini küçük düşürecek hal ve sözlerden sakınmalıdır. Aynı zamanda edep ve iffetini korumalı midesini haramdan, dilini yalandan sakınmalıdır. İslam, ilmi çalışmalara özellikle İslam ilmiyle ilgili çalışmalara o denli kıymet vermiştir ki, öğrencinin not aldığı kalemin mürekkebine kadar dikkat etmiştir. Öğrenci yaptığı ilme saygılı olmayı kendisine şiar edinmeli ve kitaba doğru ayaklarını uzatmaktan bile edep etmelidir. Günümüzde ilimdeki zafiyetin birinci sebebi yapılan ilme kıymet vermemek, o ilmin hocasına saygı göstermemektir. Zira öğrencinin hocasına muhalefet etmesi bir marifet sayılırken muhalefette kullanılan dil ve stil hem hocayı hem öğrenciyi dibe çekmektedir.
Öğrenci derse başlamaya niyetinin tam olduğundan emin olmalı ve onu tamamlama konusunda gayretli olmalıdır. Allah Rasulü Çarşamba günü başlanan işlerin muhakkak tamamlanacağını müjdelemişti. Öğrenim esnasında Allah’a yakın olmak, günahlardan sakınmak ve takva sahibi olmak için çaba vermek öğrenilen ilmin hem bereketini artırır hem de öğrenmeyi kolaylaştırır. Yine dünyalık sıkıntılardan ve rızık endişesinden uzak olmak, faydasız üzüntüleri terk etmek ilim öğrenme konusunda öğrenciye destek olacak davranışlardır.
Kendi kulvarının en iyilerinden olan kitaptan kabaca bahsetmiş olalım ve diyelim ki eğer derdiniz ilimse muhakkak bu kitaba ulaşın. Gelelim günümüzdeki muhtelif sıkıntılara. Yukarıda saydığımız inceliklerden beri olan günümüz ilim talebeleri ve hocaları birbirlerinden istedikleri verimi alamamaktadırlar. Özellikle akademik çalışmalarda öğrenciler hocalarını yetersiz bulurken, hocalar öğrencilerini isteksiz bulmaktadır. Ülkemizde ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimle ilgilenen tüm kurumların gereksiz prosedürleri, yanlış işleyişleri öğrencilere çelme takarken, öğrencilerin sabırsızlığı, ilmi kariyer sağlamak için bir basamak ve geçim şartlarını iyileştirmek için vesile bilmeleri de ilmin itibarını yerle yeksan etmektedir.
Ayrıca işin erbabının bilinmemesi, daha da tehlikelisi işin erbabı olanlara verilmemesi de ciddi problemler oluşturmaktadır. İlahiyatlar örneğinden gidecek olursak farklı fakülteden mezun bir öğrencinin ilahiyatta akademik çalışma yapabilmesinin önü ilahiyatları sözüm ona zenginleştirmek için sonuna kadar açıkken ilahiyat kökenli bir öğrenci aynı özeni görememektedir. Böylelikle kökeni tam oturamadan akademinin üst düzeyine gelmiş farklı bölüm mezunu ilahiyatçı sitem içinde hoca olarak anılır olmuştur. Ortaya şu an ekranlarda gördüğünüz sakalsız hocalar(!), sünnet reddeden akademisyenler, evrimi savunan ilahiyatçılar çıkmıştır. Gerçek ilim sahipleri modern ilimlerden uzak olmakla suçlanırken, sözüm ona aydın ilahiyatçılar bilinçsiz, çoğu zaman bilinçli olarak genç dimağları bulandırmanın peşindedir.
Su tesisatçısına elektrik tesisatını emanet edemeyen zihniyet, beşikten mezara ilme talip olan zihinleri işinin erbabı olmayan, yetisiz ve yeteneksiz öğreticilere teslim ederken, ilimle uzaktan yakından alakası olmayacak kişiler gerçek ilim sahiplerini oyalar oldu. Fıkıh öğretecek öğretmenin matematik bilmesinin peşine düşen sistem ilmi derinliği aramaktan ziyade oturum başına alacağı ücretin derdinde olduğu sürece ne hoca tam hoca olur, ne de öğrenci bir şey öğrenebilir.
İlk emri “oku” olan ve dahi akledebilmeyi insan-ı kamil özelliklerinden sayan İslam dininin bir müntesibi olarak demek lazımdır ki ilim, her hayrın başıdır. Rasul sünneti Ehl-i Beyt emanetidir.

Handan Yıldız Bayrak

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBoyutsuz
Sonraki İçerikAhlak Eğitimi

CEVAP VER