Eğitim

0
238
reklamlar
Yazı arası Reklam

İlkokula başladığımız yılları hatırlayalım. İlkokulda öğretmenlerimiz bizim için bir örnekti. Onlar her şeyin en iyisini bilir, daima bize yol gösterir, bizim eksiklerimizi tamamlar ve bize yeni bir şeyler öğretebilmek için uğraşırlardı.

Daha sonra ortaokul yıllarımızda ise öğretmelerimizin bazı konularda eksik olabileceğini düşünmeye başladık ve bazılarının hata yapabileceğini, bize söylediklerinin (tamamının) doğru olmayabileceğini anladık. Kendimize göre arkadaş grupları kurduk ve kendimizi ispatlamak için hayatın içine girmeye başladık. Projelerimizin, düşüncelerimizin görülmesini ve değer verilmesini bekledik.

Lise dönemlerine geldiğimizde artık birçok şeyi öğrenmiş ve kendi yolumuzu çizer hale gelmiştik ve öğretmenlerimizin bize öğretecek çok şeyinin olmadığını düşünmeye başlamıştık. Artık kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyor ve kararlarımızı kendimizi verebiliyorduk. Dışardan gelecek her hangi bir desteğe ihtiyacımız yoktu.

Ama okul hayatı bittikten sonra şunu anladık ki gerçekten eğitim hayatı boyunca çok şey öğrenmişiz ve öğretmenlerimiz bizi hayat üniversitesine hazırlamışlar.Başımızı iki elimizin arasına alıp düşündüğümüzde aslında öğretmenlerimiz bize Öğrenmeyi öğretmiş.hayatımız geri kalan kısmında kendimizi yol çizebilmek için gerekli donanımları vermiş, önümüze yeni ufuklar açmış.

Eğitimcilik, gerçekten çok zor bir iş, bir düşünün çocuğunuzun ilkokula başladığı dönemleri. Evden çıkıp okul hayatına başladıklarında yaşadığınız o çatışmaları. O minicik çocuklarımıza bir şeyleri öğretmek ne kadar zor. Aslında biliyoruz ki çocuğumuz gösterilen şeyleri rahatlıkla yapabilir. Hatta birçoğu okul öncesi eğitimlere gitmiş, anaokulunda bazı temel eğitimleri almış. Ama buna rağmen okula gidince tüm bildiklerini unuttuğu gibi, çok basit çizgileri bile yapamaz hale gelmiş. O aileden ayrılıp toplu halde bir şeyler yapma psikolojisine bir türlü alışamamıştır.

Akşam eve geldiğinde öğretmenin verdiği ödevleri yaptırmak için ne kadar çok uğraşıyoruz. Bazen baba, anneye atıyor bu görevi yâda tam tersi. Evin büyük çocukları varsa onlardan yardım etmesi isteniyor.

İstediklerimizi yapmayınca ne kadar çok sinirleniyoruz. Hâlbuki o çocuk bizim çocuğumuz ve sadece birkaç saat onunla ilgilenmek zorundayız. Bu manzarayı görünce öğretmenlerimiz aklıma geliyor. Onlar bütün zorluklara rağmen canla başla hiç yılmadan usanmadan bizim canlarımıza bir şeyler öğretebilmek için çalışıyorlar. Bütün bir sınıf öğrenciye hem annelik, hem babalık, hem öğretmenlik yapmaya çalışıyorlar.

İlk emri “oku-İKRA” olan dinin temsilcileri olarak bizde ömrümüzün her anında öğrenmeye, ondan sonrada yaşayarak ve örnek olmaya gayret edelim.

Sadettin Turhan

Yazı altı reklam

CEVAP VER