Ahlak Eğitimi

0
569
reklamlar
Yazı arası Reklam

İnsan Batılı anlayışa göre “düşünen hayvan” olarak tanımlansa da maddî ve manevî yönleri olan “yaratılmışlar arasından en güzel surette ve en son yaratılan, Allah’ın sıfat ve isimlerine mazhar olan, kendi yaratıcısını bilen veya inkâr edebilen, yaptıklarından sorumlu canlı” (Ayverdi, 2005, 1416) olarak tanımlanmaktadır. “İnsan, vücut ve ruh olmak üzere iki parçadan telakki edilir.” (Carrel, 1997, s.51). Kalp, ruh, nefis ve akıl sahibi olan insan maddi yönü vurgulanarak tanımlansa da çök yönlü bir varlık olduğunu kendi fiilleriyle ortaya koymaktadır. Örneğin maddi olarak her istediği ve umduğuna erişen insanların iç huzursuzluğundan kurtulamaması veya tam anlamıyla tatmin olamaması insanın farklı yönleri olan bir varlık olduğunu hatırlatmaktadır. Gazali (2004) insanın mahiyetini açıklarken Allah’ın insanı biri karanlık, yoğun ve bozulan, topraktan oluşan, başkalarına ihtiyaç duyan cisim; diğeri ise cevher tabiatlı, nurdan, idrak eden, hareket etme ve eşyayı ikmal eden nefisten yarattığını belirtmiştir. Doğu medeniyetinin insan tanımı dikkate alındığında insanın tek yönüyle değerlendirilmesinin yanlış olduğu görülmektedir. Nitekim insanın eğitiminin de aynı bağlamda değerlendirilmesi gerektiği ve insanın sadece maddi boyutuna yönelik eğitimin tam olarak hedeflerine ulaşamayacağı açıktır.
Günümüz eğitim anlayışında özellikle 19 ve 20. yüzyıllarda insanın bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerileri, tek yönlü ele alınmış ve eğitim de tek yönlü sürdürülmüştür. Ancak mutsuz ve tatminsiz insanlar üreten bu anlayış son yıllarda ahlaki eğitimin gerekliliğini kabul etmiş ve değer eğitimi çerçevesi çizilerek eğitim programları yeniden yapılandırılmıştır. Günümüz eğitim anlayışında da kabul gören değer eğitimi yüzyıllar öncesinde nefis terbiyesi ve ahlak eğitimi başlıklarıyla zaten vardır. Geçmişte nefis terbiyesi olarak ifade edilen değer eğitiminde ahlak kavramının her toplumun kendi dinamiklerinden kaynaklanan orijinal tanımları mevcuttur.
Kendi toplumlumuza bakıldığında ahlak, “Arapça, hulk kelimesinden türetilen ve huy, tabiat, karakter anlamında kullanılan…,insanın iyi ya da kötü olarak nitelendirilmesine neden olan özellikleri ve gerçekleştirdiği irâdîdavranışların sonundaki nitelendirilmedir.” (Zengin, 2016, s.5). “Ahlak, direkt yaratıcıyla ve yaratılışla irtibatlı bir kavramdır.‘Hâlık’, ‘mahlûk’ ve ‘ahlak’ aynı kökten türemiş kelimelerdir. Etimolojik akrabalıktan hareketle ahlak,yüce yaratıcının yarattığı insan üzerindeki markasıdır,etiketidir denilebilir.”(Yalçın, 2015, s.7). Kısaca “Ahlak doğru ve yanlış davranış pratiğidir.” (Arıcan, 2015, s.11). Bütün dinlerde ve toplumlarda ahlak iyi insanı diğerlerinden ayırıcı bir özellik olarak görülmektedir. Hadis-i Şerifte “Müslümanların iman yönünden en olgunu, ahlâkı en üstün olanlarıdır.” (Buhârî, edeb 38, 39; Ebû Davud, sünnet 1) diye buyrulmaktadır. Ahlak insanın dünya imtihanında davranışlarını kontrol etmede din ve toplum tarafından veya bireyin kendisi tarafından oluşturulan normlara uyum ve bu uyum soncunda ortaya konulan yargı olarak nitelendirilebilir. Ahlak ve ahlaki davranışın her toplum için öznel yargıları vardır ve bu yargılara dıştan kontrol olmaksızın uyum ahlak olarak nitelendirilebilir. Olduğu gibi görünmek, doğruluk, yalan söylememek, kötü söz ve fillerden uzak durmak, kendine ve çevresine yararlı olmak, sorumluluk bilincine sahip olmak, mutlu olmak, yaratılış gayesine uygun davranmak ahlaki davranış olarak nitelendirilmektedir. Sıralanan bu davranışlar hemen hemen bütün toplumların yetiştirmeyi amaçladıkları insanda görmek istediği ve eğitim programlarının istendik davranışları arasında yer almaktadır. Dolayısıyla ahlak eğitimi başka bir ifadeyle değer eğitimi İslami literatüre göre nefis terbiyesi, eğitim programlarının önemli bir bileşeni olmalıdır.
Peki, ahlaklı insan nasıl yetiştirilir veya ahlak eğitimi nasıl olmalıdır? Belki de “İnsanın doğuştan sahip olduğu temiz duygular ve fıtratı formel veya informel eğitimin tahribinden nasıl korunur?” sorusunu sormak daha yerinde olacaktır. İslam inanışında insan dünyaya temiz gönderilmektedir. İnsan kendi davranışlarının sorumluluğunu yüklenecek yaşa geldikten sonra yapıp ettiklerinin iyi veya kötü davranışlarının sonuçlarından sorumlu tutulmaktadır. Herhangi bir ahlaki eğitim almaksızın yetişen ve toplumun sosyal kontrolünden etkilenmeyen insanların davranışları, çevrelerindeki çeşitli çeldiriciler nedeniyle ahlaki normların aksine şekillenmekte ve kendi davranışlarından yine en fazla kendileri olumsuz etkilenmektedirler. Bu durumun önüne geçmek için eğitim programlarında değer eğitimine yer verilmeye başlanmıştır. Ahlaki değerlerin insanlara kazandırılmasına yönelik çalışmalar önemli hale gelmiştir. Bu çalışmalar tabii ki ahlaklı insan yetiştirmedi önemli birer adımdır. Ancak sosyal kontörlün olmadığı ve çeldiricilerin çok fazla olduğu bir ortamda kendi sorumluluklarının sonuçlarıyla yüzleştirilmeyen insanlara yönelik ahlak eğitiminin olumlu sonuçlar vermesi ne kadar gerçekçi olabilir?
İnsan sosyal bir varlık olarak ait olduğu toplumun normlarına uyma eğilimindedir. Yapacağı olumsuz davranışlarının toplum tarafından kabul edilmesi ve onaylanması hoşuna gider. Ayrıca ilk eğitiminde kendi davranışlarının kontrolünde dışa bağımlı yetiştirilen bireyler toplum yargısına daha fazla önem vermektedir. İç kontrolünü sağlayamamış dıştan kontrollü insanlar ait oldukları sosyal çevreden uzaklaşıp farklı bir sosyal çevreye dâhil olduklarında toplum kontrolünü yitirmekte ve yeni çevrenin normlarını hiçe sayma eğilimi göstermektedirler. Bu çağda bireylerin çevrelerinin değişmesi ise doğal bir durumdur. Dolayısıyla yapılacak ilk iş erken dönem eğitiminde içten kontrollü, kendi davranışlarını kontrol edebilen insanlar yetiştirmektir. Bunun içinde çocuk yetiştirmeye yönelik anne-baba eğitimlerinin gerçekleştirilmesi, okulöncesi eğitiminin kişilik eğitimine odaklanan etkinliklere yönelik gerçekleştirilmesi ahlak eğitiminde önemli bir adım olabilir.
Ahlak eğitiminde bir başka değişken de çevresel çeldiricilerdir. Dijital çocuk oyunları, reklamlar, sosyal medya, görsel medya, yaşanılan mahalle, arkadaşlar çevresel unsurlardan bazılarıdır. Özellikle sosyal ve görsel medya organlarının çocuklarının ahlaki eğitimine uygun amaçlar doğrultusunda açık veya örtülü mesajlarını düzenlemeleri ahlak eğitiminin başarısı için olmazsa olmazlardandır.Çocuk oyunlarının değer eğitimi amaçları doğrultusunda hazırlanması, sosyal medyada değer eğitimine yönelik kasıtlı etkinliklerin yapılması gününü bilgisayar karşısında geçiren neslin ahlak eğitimine katkısı büyük olacaktır. Bunlar yapılamıyorsa özellikle küçük yaşlardaki çocukların sosyal ve görsel medyaya harcadıkları zamanın sınırlandırılması bir nebze ahlaki yozlaşmayı azaltacaktır.
İnsanlar davranışlarının sonuçlarından etkilenmektedir. Öğrenme kuramlarından Edimsel Koşullanmaya göre insanlar ödüllendirilen davranışları tekrarlama, olumlu karşılık alınmayan davranışlardan uzaklaşma eğilimdedirler. Dolayısıyla küçük yaşlardaki çocukların iyi ve güzel davranışlarını ödüllendirerek, olumsuz davranışlarının sonuçlarıyla da kişiliğini zedelemeyecek şekilde yüzleştirilerek ahlaki eğitimin temelleri atılabilir. Ayrıca toplumda sağlam bir adalet sistemi oluşturularak mağdurların vicdanını rahatlatacak, adalet terazisini bozmayan cezaların uygulanması da ileri yaşlardakiler için caydırıcı bir önlem olacaktır.
Yukarıda ifade edilenler toplumsal yapıyı da içine alan ahlak eğitiminin birer unsuru olabilir. Formel eğitime gelince aile, okul, öğretmen, arkadaş, eğitim programı, öğretim durumları ve değerlendirme boyutuyla tam bir işbirliğinin gerçekleştirilmesiyle ahlaki eğitim başarıya ulaşabilir. Ailesinde şiddet gören bir öğrenciden merhamet beklemek nasıl gerçekleşmesi zor bir beklenti ise herhangi bir normu olmayan öğretmenden ahlaki eğitim beklemek de yanlıştır. Ahlaki amaçlara öncelik tanıyan bir eğitim programı, anne ve baba olmanın idrakine varmış, çocuğuna sevgi ve ilgisini eksik etmeyen ebeveynler, ideal ahlak düzeyine yakın bir ahlaki anlayışa sahip ve bu anlayışı davranışlarıyla örnekleyen öğretmenler, ahlaki her davranışı ve anlayışı destekleyen bir okul yapısı (fiziki ve manevi), güzel davranışlarıyla öne çıkan arkadaş grupları, ahlaki amaçlar doğrultusunda planlanmış öğretim durumları ve değerlendirme süreçleri formel eğitimle ahlaki eğitimi başarıya ulaştırabilir.
Bütün bunları da içine alan, Mehmet Akif Ersoy’un aşağıdaki dizelerinde ifade ettiği gerçek, ahlak eğitiminin esası: Allah korkusudur.
“Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;
Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfıYezdân’ın,
Ne irfânın kalırte’sîri, kat’iyyen ne vicdânın” (Ersoy,1993).
Evet, kendisini yaratan biri olduğuna, yaratıcısının onu hiçbir istisna olmaksızın görüp gözettiğine, iyi veya kötü her ne yaparsa bir kibrit çöpüne varıncaya kadar hesap vereceğine inanan insanlar ahlaki normları güzeller amellere dönüştüreceklerdir. Bunun aksi bir durum varsa zaten insan kalbini kontrol etmelidir. Dolayısıyla gerçek anlamda iman ve ihlas güzel ahlakı gerektirmektedir. İnanan, ihlaslı insanlar yetiştirmek ahlaklı insan yetiştirmenin kendisidir.

Yasemin KURTLU

KAYNAKÇA:
Arıcan, M. K. (2015). Ahlak, etik ve ahlak felsefesi, (Ed. Arıcan, Musa Kazım ve diğ.) Eğitim ve Ahlak Şûrası “Mehmet Akif İnan Hatırasına” (s.11-23) içinde, Ankara: Eğitim-Bir-Sen.
Carrel, A. (1997). İnsan denen meçhul, İstanbul:Hayat Yayınları.
Ersoy, M. A. (1993). Safahat. İstanbul: İFAV
Gazâlî,(2004). Ledün Risalesi, (Çev. Serkan Özburun, Yusuf Özkan Özburun), İstanbul: Semerkand Yayınları.
Misalli Büyük Türkçe sözlük, (2011). Kubbealtı Lugâti, (Ed. İlhan Ayverdi), 4. Baskı, İstanbul.
Yalçın, A. (2015). Takdim, (Ed. Arıcan, Musa Kazım ve diğ.)Eğitim ve Ahlak Şûrası“Mehmet Akif İnan Hatırasına” (s.7-9) içinde, Ankara: Eğitim-Bir-Sen.
Zengin, Z. S. (2016).İslam, ahlak ve etik. (Ed. Sula,İsmail Erkam), İslam’da ahlak ve etik, Kavramsal ve Kuramsal Tartışmalar Seminerleri – 2 (s.5-11) içinde, Ankara: ULİSABÜLTEN.

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikİlim İlim Bilmektir
Sonraki İçerikEğitimden İrfana

CEVAP VER