‘Medet Ya Hu’ Kitabı Tahlili

0
672
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dergimizin, sizlerin huzurunda sizler için istifade edeceğiniz şekilde sürekli olarak yenilenme/inovasyon çalışmaları yapılmaktadır. Bilindiği üzere ilk olarak 6. Sayımızdan itibaren ‘Kitap Bülteni’ adında yeni çalışma başlattık. Bu kitap bülteninde sizlerle yeni kitapların tahlilini paylaşmak ve yaşantınızda sizlerin de istifade edebileceği şekilde çalışmalara yer veriyoruz. İkinci çalışmamız yazarlarımzıdan Sadettin Turhan Bey’in 3. Kitap çalışması oldu. Kendisine dergi yönetimi ve sizler adına hayırlı olmasını dileklerimizi iletiyoruz.
Buyurun, sizleri kitabımızla başbaşa bırakalım.

MEDET YA HU
Medet Ya Hu eseri (Rahmet damlaları) serisinin 2. Olarak okuyucu ile buluşmuştur. İlki Efendime ismi ile Kâinatın Sultanına hitapların ve yakarışların olduğu bir çalışma. Bu ise Rabbe olan duaların kısa birer sayfa olarak arz edilmesi ve halin beyan edilmesi olarak tarif edilebilir.

Kitabın editörü kaleminden;
Medet Ya Hu adlı eserde, kalbe yolculuk var. Medet Ya Yahu adlı eserde, akıl kervansarayında dinle(n)mek var. Okuyucu kitabı okurken, kalbine giden yolda nasıl tökezlediğini, tökezlerken aklında nasıl dinlendiğini görebiliyor. Baktığı varlığında ruhunu görebilecek kadar kana kana o sözleri içebiliyor. İçtiği kadar hasret kalıyor varlığın tek sahibine, hasret kaldığı kadar koşabiliyor o kalbe. Okuyucu kendini bulabiliyor bu eserde, bulduğu varlık üzerinde hayatı anlayabiliyor. Anladığı her halde “Medet ya Hu” diyebiliyor.
Müslüman bu dünyayı zindan olarak bilir, Ahireti ruhun hürriyeti olarak görür. Hürriyetin anahtarı Resul’ün (s.a.v.) yoludur, o yolda gitmektir. Yazar o yolu, sefa bahçeleriyle değil, cefa dikenleriyle anlatıyor. Yazar yolun sonunda, sefanın başlangıcını dile getiriyor.
Yazar, kitabında “Güzel görmeyi, kaderimizle barışık bir şekilde sana gelmeyi, nasip et.” sözünü söylerken, insanın iman gücünün âlemde ne kadar acziyet içerisinde olduğunu, tek gücün Allah’ta olduğunu ve Allah’ın yardımıyla ona giden yolda niyetin sahih olmasından bahsediyor. Varlık tek başına bir hiçken, varlık Allah ile bir mana sahibi olduğunu sunuyor insanlara.

Çamura saplanan insanın ruhunda mutluluk aranmaz, illa derman o çamurun içinden çıkacak olan bir gülde saklıdır. Yazar çamur bataklığında o güle giden yolu dile getiriyor naif sözleriyle.
İmtihan dünyasında her ruhun yükü, varlığı taşıyabilecek kadardır. Ne bir fazlası vardır o imtihanda ne de bir eksiği. Kar yığını kadar küçük olan bir derdi, büyük bir çığın kaderi keder edecek kadar geldiğini sanan okuyucuya, derdi ve dermanı yaratan Allah’a sığınmanın yollarını gösteriyor yazar.
İnsan aleminde yaratılan her canlı ölümü tadarken, insan ölmeden önce ölüm insanın yaşamı olmalı diyen yazar, “Canın kalbin temizliği, zikri iledir.” sözüyle zikri ölüm gibi yaşamayı anlatıyor.
Dualarla, umutlarla, çileli yolda saklanan huzurla, kalbin zikri ile, aklın Allah deyişiyle, Resul’e dair aşk ile, Allah’a mutlak bağlılık ile, kardeşe sevda ile, düşmana ahlak ile giden yolları bir bir anlatan yazarın, kaleminden her düşen her harf, insana yazılmıştır.
Yazarın ön sözünde söylediği gibi: Bu eser aciz, günahkâr nefsimize ithafen yazılmıştır. İnsan denen en şerefli yaratılmışın sorun ve çözümleri de hep aynıdır. Her bir satırda sizlerde kendinize ait bir bölüm bulacak ve belki de bu güne kadar üzeri örtülü kalmış soru ve problemlerimize çözümler bulacaksınız.
Problem olmadan çözüm var olmaz; kalp ile akıl buluşmadan Medet Ya Hu denilemez.

Yazarın dilinden ;
Merhaba kıymetli okuyucularım, yayınlanan (Seccadem ıslanmıyor, Hayata Aşk Penceresinden Bakmak, Efendime) eserlerimizden sonra Rabbime sonsuz hamd olsun Medet Ya Hu eseri ile tekrar sizler ile bir araya gelme fırsatını bana bahşetti.
Bu eser ile, nasıl bir makamdan bir dilekçe yazdığımızda önce kendimizi arz eder ve sonrasında taleplerimizi iletir ve neticesini beklersek. Rabbe olan dualarımızda da aynı metodu kullanarak, hepimize ait olan sorun ve sıkıntıları arz ederek onun sonsuz hazinesinden bir parça talep etmek oldu.
Dualarımızın sadece kendimize değil, tüm iman eden kardeşlerimize ve insanlığa olması gerektiği bilinci ile ellerimizi ve dillerimizi Mevla ya açmamız gerektiğine bir örnek olmasını istedim.
Bu vesile ile tüm dostlarıma selamlarımı ve muhabbetlerimi iletiyorum. Rahman ve Rahim olan Allah’a emanet olunuz.
SADETTİN TURHAN
Dua ile;
RAKİPLERİN SÖZÜNÜ TUTMA, SAKIN AHDİNİ UNUTMA!
Ümitler insanın tesellisidir. Kederler bizlere birer derstir. Allah’ı anmak, Peygambere salât ve selam eylemek müminin vazifesidir. Mümini bunları işlemekten alıkoyan; şeytan lanet bir düşmandır. Azılı bir saldırgan, oyunları çok olan bir rakiptir. “Rakiplerin sözünü tutma, sakın ahdini unutma, Rabbim kapından reddetme mümin kulunu”.
Senin bir rakibin varsa, sana destek veren, seni her an görüp gözeten, sana sen den daha yakın, ezeli ve Ebedî olmayan, sonsuz kudret ve kuvvet sahibi Rabbin var. Eğer rakibini biliyorsan, yenmek için aman diliyorsan, çaresizim diyorsan. Kapan secdelere, karanlıklarda yaşlı gözler ile yalvar Rabbine. Seni, beni, bizi ve bilinen bilinmeyen âlemleri yaratan Rabbin asla seni yalnız bırakmayacak.
Rabbim bizleri, mahzûn ve yalnız bırakma. Çaresiz ve kimsesiz bırakma. Güçsüz ve dermansız bırakma. Sensiz ve efendisiz bırakma. Sen her şeyi duyan, bilen, gören ve dualara icabet edensin. Rahmet, merhamet, güç ve kuvvetini üzerimizden eksik etme. Şeytan ve dostlarına karşı bizleri muzaffer eyle. Nefislerimizi “emmâre” den çıkartıp senin rızana uygun hale getir. Senin her şeye gücün yeter. Sana, çaresizliğimizle yalvarıyoruz.
KULUNU KULUNU
Komşu ile hitap kesme,
Secde deyip basit geçme,
Ocağına haset dikme,
Affet kulunu kulunu

Dünya hep senin mülkün,
Çok mal oldu ağır yükün,
Yoksa ise her an şükrün,
Bahşet kulunu kulunu,

Basiret ver, her an gören,
İsmin ile lokma yiyen,
Doğruyu her an diyen,
Mümin kulunu kulunu,

Sultanımı bana sevdir,
Kalbimi deryalarda gezdir,
Bir bir kötüleri sezdir,
Ya Rab kulunu kulunu,

Sadettin Turhan

Yazı altı reklam

CEVAP VER