Irkçılık ve Tefrika

0
500
????????????????????????????????????????????????????????????
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dünya, imparatorluklar devri sürecini yavaş yavaş doldururken, Batı Hristiyan dünyasında da kilisenin otoritesi sarsılmaya yüz tutmuş hatta feodal devletler oluşmaya başlamış, toprak ve insan gücüne dayalı küçük krallıklar meydana gelmiştir. Batı dünyası, kilise yönetimini sorgulamaya başlamış, daha çok hak ve özgürlükler için dini liderlere karşı duruşlar sergilemeye başlamışlardı. Batı, büyük ihtişamını kaybetmek üzere. Bölgesel sorunlarla boğuşmaya çalışan Batı, ilk defa Fransa’da yapılan ırklara dayalı hak ve statü kazanma girişimlerini tüm Batı’da yaymaya çalışırken sanayinin de gelişmeye başladığı dönemlere denk düştüğü için daha çok insan gücüne ve ham maddeye ihtiyaç duydukları için Afrika ve diğer kıta topraklarına seferler/savaşlar düzenlemeye başladılar. Daha önce Batı’nın düzenlediği Haçlı Seferleri’nden farklı olara bu sefer Batı’ya hem ihtiyaç duydukları madenleri hem de insanları köle olarak götürmeye başladılar. Batı sanayi anlamında yükseliyordu. İslam Coğrafyası zayıflıyordu.

İslam Coğrafyası da, 17. YY’dan sonra özellikle de Sanayi Devriminden bu yana Osmanlı’nın da zayıflama ve dağılma sürecine girince merkezi bir devlet haline gelmeye başladı. Bu da Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile bağlarının zayıflamaya bilhassa da Güneydoğu Asya ile ilişkilerinin bitmesine sebep oldu. Tüm bunların meydana gelmesi Müslümanları zayıf ve kimsesiz bırakmıştır.
İlk olarak Batı’da kopmalar yaşandı daha sonra Kuzey Afrika’da Mısır ve Libya topraklarında çıkan ayrılıkçı isyanlardan sonra Osmanlı iyice zayıflamış ve yönetim politikalarını değiştirmeye başlamıştır. Ümmetçilik, Osmanlıcılık, Turancılık ve son olarak da Laik yönetim sistemini benimsemesi İslam Coğrafyasıyla bağlarını tamamen koparmıştır. Geniş bir Coğrafya ve farklı milletlerin bir arada yaşadığı Osmanlı, onların hepsinin bir arada yaşayabileceği bir toplumu meydana getiremedi son yıllarında. Önce Batı toprakları sonra Arap Coğrafyasındaki ayrılıklar derken artık iyice yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Abdulhamid Han’dan sonra da İttihad-i Terakki taraftarlarının yönetimi ele geçirmesi ve Laiklik sisteminin uygulanmaya başlaması akabinde İslam Coğrafyasından tamamen bağlantısı koparılan Türkiye, Batı’ya yönünü çevirdi. Kendi öz değerlerinden uzaklaştırılan ülke, her alanda Batıyı örnek almaya başladı.

Kültürel, Siyasi ve ekonomik alanda yapılan çalışmalarda kendi imkanlarından öte Batı Dünyasına bel bağlamış ve her alanında onlara bıraktı her şeyi. Batı, kendi emperyal ve yozlaşmış kültürünü bizlere dikte etmek için tüm çalışmaları yaptı. Bu konuda ülkede yönetimin tek parti olduğu dönemlerden çok partili parlementer sisteme geçilen tarihe kadar ki tüm süreçlerde ülkeyi güç kullanarak yönetmiştir.

Müslümanlar’a ait olan tüm ülkelerde bu şekil dikte rejimlerle halkı kontrol ve baskı altında tutmaya çalışan Batı, gün geldi oradaki halkların nefretinde patlamalara sebep oldu. Arap Baharı dedikleri ve çocukların tek tek toprağa düştüğü Hazan Mevsimi de yine Batı güçleri tarafından o insanların kendilerini yönetemeyecek duruma getirilmeleri için bir tezgahtı.

Sonuç olarak tüm bunlardan yola çıkarak yediğimiz en büyük darbenin aslında siyasi veya askeri olmayıp tamamen kültürel bir darbe olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Zira askeri ve siyasi darbeler ölüm, kültürel darbeler de yozlaşı getirir. Ölenlerin de kalanların da heba edileceği tek şey, kültürel darbedir. Müslümanlar’a ait tüm mekanların yok edilip talan edilmesiyle başlayan sürecin ahlaki bir çöküntüyle son bulduğu günümüzde elbetteki maddi değil manevi ve ruh dünyamıza sirayet eden hastalıkları, darbeleri görüp onlara göre çözüm üretmeliyiz. Tek çözüm ise Batı’nın değil Allah’ın ipine sarılmaktır. Zira Efendimiz sav öyle buyurmuştur; ‘Size iki şey bırakıyorum, Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim ve Resulullah’ın sünneti. Bunlara sarıldığınız müddetçe sapıtmazsınız.
Rabbim bizleri hak olan yoldan ayırmasın. Batılın yoluna sevk etmesin. Bizleri bilenlerden değil akledenlerden, şuur sahibi ve idrak eden Müslümanlardan eylesin.

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam

CEVAP VER