Bir De Ne Gördüm…

0
448
reklamlar
Yazı arası Reklam

“Yaşasııın! Parka gidiyoruz.” Arkadan bir sesle bölünmüştü sevgi çığlıklarım “ama parkta oyun oynamayacaksın başka bir şey yapacağız”. “Ne yapacağız ki?” “Gidince görürsün.” Gidene kadar bir sürü sormama rağmen dedem tek kelime etmedi.
Sonunda gelmiştik parka. Dedem ilk olarak “çevrende ne görüyorsun” dedi. Bende baktım” ağaçları başka insanları, bankları, çiçekleri, çimenleri…” “Başka” dedi dedem yine. “Kuşları, biraz uzaktaki kediyi, sahibinin elinde gezen köpeği demiştim.” “İşte bende bunu istiyordum. Peki, başka hayvan yok mu çevremizde sadece bunlar mı?”
Dedem ne demek istemişti ki şimdi. Düşündükten sonra “yok, olsa görürdüm” demiştim ki dedem “bakıyorsun görmüyorsun sen şuan dedi bana. Gerçekten görmek isteseydin şuradaki karıncaları, çiçek çiçek dolaşan arıları, papatyaların üzerindeki uğur böceğini görürdün mesela.” Evet, dedem haklıydı. Çevremde ne kadar çok canlı vardı oysaki. Bakmıştım sadece görmemiştim.
Dedemle birlikte karıncaların yolunu takip ettik, nereden nereye kadar gidiyor. Ne kadar çok yol alıyorlardı. Yiyecekleri nerede olursa olsun yuvalarına getirmek için birlik içinde gidip geliyorlar. O da ne birazı ölmüş hem de biz insanlar üzerine bastığı için. Sanki orada yaşayan tek canlı bizmişiz gibi bakmadan yürümüşüz… Acaba günde kaç tanesi bizim yüzümüzden ölüyor? Dedem geldi yanıma içimden söylediklerimi duymuş gibi “maalesef ki dikkat etmiyoruz onlara” dedi.
Arıların yanına götürdü beni. Çiçek çiçek nasıl dolaşıyorlardı ? ”
“Çiçekler o kadar güzel ki arılar bile hangisine konacağını karar veremiyor demişim. ” Dedem de” onlar bize bal yapmak için bu kadar geziyor” dedi bu sefer. O da ne? Çocuğunun yanına geldi diye öldürdü arıyı anne? Dede” madem arılar bize bal yapıyor ne diye öldürüyoruz onları?” Dedem bu sefer “sokacak diye öldürmeyi çözüm olarak görüyoruz” dedi.
Birden bir kedi miyavlaması… Ne kadar tatlı bir şeysin sen öyle diye sevmek istemiştim ki elime kan geldi. Sonra kafamı kaldırmıştım ki elinde sopa ile bir çocuk bana sırıtıyor. “O benim oyuncağım” dedi bana. “Sen mi vurdun ona dedim? Evet, kedi benim değil mi istediğim gibi davranırım” dedi. “Ama o bir canlı ben sana vursam hiç hoş olur mu, senin de canın yanmaz mı?” demiştim ki arkadaşının yanına çağırmasıyla gitti dinlemedi bile beni.
Oradan dedem bir amcayla konuşuyor: “Geçenlerde gazete de gördüm köpeğin tüylerini yapıştırıcı ile yapıştırmışlar. Nasıl üzüldüm azizim bilemezsin. Nasıl yetiştiriyoruz bu çocukları biz anlamıyorum.”
Hayvan sevgisi nedir bilmez çocuklar…
Uç uç böceğim, annen sana terlik pabuç alacak… Herhalde en şanslı hayvancık sensin uğur böceği. Diğer hayvanlara bilerek veya bilmeyerek zarar verirken sana şarkı söylüyoruz. Keşke bütün hayvanlara aynı davransak… Keşke bütün hayvanları sevsek… Keşke bütün hayvanlara verilmesi gereken değeri fazlasıyla versek…
“Bugün eğlendin mi bakalım ufaklık? Bu farklı maceramız sana neleri fark ettirdi? Neler öğrendin bugün?” diye sordu dedem bana eve dönerken.
“Hayvanların da can taşıdığını ve buna hiç dikkat etmediğimizi hatta isteyerek bile onlara zarar verebildiğimizi fark ettim” dede. ” Aslında hayvanların da bizim gibi olduğunu kendimizi korumak için bile onlara büyük zararlar verdiğimizi. Bide sevgimizi güzel yollarla ifade edebiliriz onların canını yakmadan mesela.. Bide hayvanlara ilgi elbette göstereceğiz ama bunu yaparken keyfimize göre değil onları rahatsız etmeyecek şekilde seveceğiz. Sevmek, karşıdaki kişinin kalbine dokunmaktır. Karşıdaki kişiye değerli olduğunu hissettirmektir. Sevmek, sevdiği kişinin dışı güneşli iken içinde kopan fırtınaları fark edip dindirmektir. Sevmek, bazen küçük bir buse bazen alınan bir buket çiçek bazense küçük bir gülümsemedir…
“Büyümüşte küçülmüş seni… ” “Yok dede ablamın yazılarını karıştırırken okudum sevmek ile söylediklerimi aklımda kalmış. Yoksa bana ait değil. Ablam sağ olsun yani…”
“Ama hayvanlarla söylediklerim bana ait.” “O zaman aferin evlat sana.”

AYŞE SÜMEYYE KUZ

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBilmem!
Sonraki İçerikBitmeyen Yolculuk

CEVAP VER