Müslüman Kimliği ve Modernizm

0
490

Toplumsal olgu olarak modernlik; içinde yaşanılan çağa ve günlere uygun olma durumudur. Modernizm insan veya toplum profiliyle meşguldür.
İnsanlara altın tepside sunduğu sınırsız özgürlük ve maddeye köle yapan batı ile, Allah’a kul yapan İslam beraber anılması ironi degil midir? Modernitenin kullandığı her kavramda dini kutsallara karşı çıkış vardır.
Modernistler kendilerine itaat etmeyenleri gerici, cahil, yobaz, köylü olmakla ve hayata uyum sağlayamamakla itham ederler. Modernite insana her şeye dünyada sahip olabileceğini anlatır. Onun cenneti bu dünyadadır. Bütün güzellikler dünyadadır. ve burada dünya da yaşanması gerekir. İslam da ise ahiret hayatı ve yapılan her şeyin hesabı vardır. Modernite nin merkezinde dünyadan zevk alma günü gün yaşama anlayışı hakimdir.

Müslümanlar için bir felaket olan bu sistem anlaşılamamış, farklılığı kavranamamış, inananlara vereceği zararlar hesaplanamamış ve örnek alınan sistemler, akımlar fikirler Moderniteyi besleyen düşünce, Müslümanları bu girdabın içine almayı başarmıştır.
Bu olgu, yani modernlik düşüncesi, evrensel bir meşrulaştırma potansiyeli ile din ve gelenekten uzaklaştırılmış, arındırılmış bir dünya kurgusu üzerine var olmuştur.Toplumları tüketim kültürünün, kapitalizmin elinde adeta oyuncak haline getirmiştir.
Dünya’da ki farklı yaşama biçimlerini, kendine özgün şekilde değiştirmiş, Kapitalizm ve modernleşme adı altında tek tip toplum oluşturma çabası içine girmiş ve bunu da teknoloji ve medyayı kullanarak başarmıştır. Tek tip insan modelini, moda kılıfı adı altında sergilemiş ve gayesine ulaştırmış. Ünlü markalar göz önünde olan sanatçılar, bir model tasarlayıp ortaya atıyor ve insanlar da bu tarzı sorgusuz sualsiz kabullenme zaafında bulunuyor. Modernite ve kapitalizmin etkisiyle, insanların kendine has zevklerini neredeyse kaybetmenin eşiğine getirildi.Önceden birinin giydiğini diğeri giymezken, şimdilerde sokaklar aynı tarz giyinen insanlarla dolup taşan bir hal aldı.

İslam’ dan uzaklaştırılmak üzere tasarlanmış bir tuzak olan tesettür modası.Kültür,din ve geleneklere bağlı Müslümanları doğru yoldan sapıtmak için tezgahlanmış oyunlardan sadece biridir. Tezgahlanan bu oyun; örtünmek, giyinmek yerine giyinik çıplaklar meydana getirdi. Tesettür Müslüman kadının kimliğidir ve İslâm, dosdoğru bir kimliktir. Her yerde kendisini gören bir zâtın her an kendisini imtihan ettiği bilinciyle O’nu görür gibi yaşayan bir kimlik. Her yerde, her zaman diliminde, her Müslümanın sahip olması ve hiç değişmemesi gereken bir kimlik: Müslümanlık. “Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Babanız İbrahim’in dininde (de böyleydi). Peygamber’in size şâhit olması, sizin de insanlara şâhit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size ‘Müslümanlar’ adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânız, tek efendinizdir. O, ne güzel koruyup kurtarıcıdır, ne güzel yardımcıdır.” (22/Hacc, 78)

Modernlik; dinin insan hayatından çıkarılması dindar insanların neslini yok etme projesidir, anneleri çalıştırarak çocuklarını kreşlerde sevgiden yoksun bırakan aile düzenini tamamen alt üst etme gayretidir. Çünkü dindar neslin yetiştirileceği yer, evin içidir, ailedir. Batının yahut modernizm gözüyle gözlüğüyle değil, Müslümanların dertlerine Müslümanca bakmak akıllıca olacaktır. Modernizmin kavramlarıyla çözüm aramaya kalkmak büyük bir yanlıştır. Kendi problemlerimize kendi inancımız çerçevesinde çözümler üretmeliyiz üretmek zorundayız.
Batının moderniteye bakışı tamamen profille dış görünüşle, yaşam tarzıyla alakalı,dünyayı gözünüzde büyütme bütün ilahi kanunlardan, kurallardan uzaklaştırma gayretidir. Eğer siz onların istediği profilde değilseniz gerici, çağ dışı, onlar gibiyseniz modern, çağdaş, kültürlü olarak algılanırsınız. Daha önce de söylediğimiz gibi Müslümanlık, İslamiyet bir kimliktir. Müslümanın inandığını yaşaması gerekmektedir. İslam’ın emirleri, uydurma modernizme feda edilmeyecek kadar kutsaldır.

Hz Ömer’in dediği gibi “ İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız. Bir insan özenti ve sempati duyduğu, kimseden düşmanı dahi olsa bir zaman sonra tavizler verip kendini teslim etme zaafını göstermesi kaçınılmazdır. Modernizmin tuzaklarına değil, Cenab-ı Allah’ın emirlerine sımsıkıya sarılmak gerekmektedir.

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz Ali İmrân/ 103

Zeynep Kayabaş Eker

CEVAP VER