Modern Dünyada Müslümanlar Ne Yaptı?

0
285
reklamlar
Yazı arası Reklam

İslam Coğrafyası, özellikle Fransız İhtilali ve Sanayi devriminden sonra dünyadaki gelişmelere ayak uyduramadı. Ekonomik ve siyasal süreçte hep kayıplar vermeye başladı. Özellikle de İslam topraklarının, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan büyük çoğunluğunda savaşlar, işgal ve istilalardan ötürü herhangi bir gelişme sağlanamadı. Osmanlı yıkılışından sonra da İmparatorluk sınırları içerisinde yer alan bölgelerin neredeyse tamamı devletleşti. Artık koca koca imparatorluklar yerine küçük ve kolay yönetilebilen devletler vardı. Siyaset, ekonomi ve toprak olarak kayıplar veren İslam Coğrafyası aynı zamanda ilmi noktada da dünyayla yarışacak zemini bir türlü bulamadı ve gelişme gösteremedi.

Özellikle bilimin Batı menşeili gelişmesiyle birlikte Doğu kaybetmeye başladı. Yani İslam Coğrafyasının da yer aldığı Asya, Afrika büyük ilmi kayıplar vermeye başladı. Yeni devletlerin kurulmasıyla beraber Batı kültüründen alınan Laiklik ve demokrasi adı altından konulan devlet yönetim şekilleri ile beraber her konuda neredeyse Batı güdümüne giren bir hal almıştı. Kendi sorunlarımızı onların dilleri ve bizlere öğrettikleri yöntemlerle çözmeye uğraştığımız vakit tamamen kaybetmiş, üretkenlik durumumuzu tamamıyla kaybetmiştik.

İslam Coğrafyasının en çok ağır bedeller ödedi iki konu ise; Irkçılık ve mezhepçilik… Orta Doğu’da Şii-Sunni Türkiye’de ise Kürd sorunu, Hindistan’da iki kardeş halk olan Pakistan ve Bangladeşli Müslümanların birbirinden koparılması olaylarıyla başlayan büyük kayıplar tüm değerlerimizi yitirme noktasına getirdi. Bu noktada; Pakistan(Hindistan)’dan yükselen Muhammed İkbal akımı, İngiltere igali altında bulunan Mısır’dan Hasan El Benna ve Türkiye’de laiklik sisteminin ilk yıllarda zorla kabul ettirilmeye çalışıldığı yıllarda da Said Nursi, Şeyh Said vb insanların bir halkın kaybolan değerlerine sahip çıktığı görğlmektedir. Bu öncü şahsiyetlerden sonra İngiliz/ABD ikilisinin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve ülkemizde insanlarımız üzerinden oynadığı tavşan kaç tazı kovala oyununu oynadığı günlerden bu yana çözülemeyen yüzlerce sorun meydana geldi. İkinci Dünya Savaşından sonra da bir çok devletin İngilizler güdümünde bağımsız olup kurulduktan sonra artık sekülerizm, laiklik ve Batı Medeniyeti kendini Arap ve İslam Coğrafyasında iyiden iyiye hissettirdi.

Son zamanlar yine devreye koyulmuş iki proje; Irkçılık, Mezhepçilik… Irak-İran savaşı ile başlayan olaylar en son olarak Suriye’de oluşturulan muhalif kitlenin Beşşar Esad yönetimiyle girdiği çatışmalardan sonra hortlamaya başladı. Zamanında İran Irak savaşını başlatanlar şimdi de İran-Suud savaşını başlatmak için çalışıyorlar. Zira şimdi ki aktörler daha da geniş. Ülkelerle değil de terör örgütleri üzerinden süren bir dünya savaşı mevcut. Orta Doğu’da söz sahibi olmak isteyen Batı ve İsrail, önce Irak işgalini sonra da Arap Baharı’nı başlattı!!!

Arap Baharı ile beraber İslam Coğrafyası yeniden bir çıkmaza girdi. Üstü kapatılmış tüm hesaplar görülmeye başlandı. Işid, YPG, Hizbullah, ABD, AB, İran, Rusya ve Esad üzerinden gerçekleşen bir Doğu Batı savaşı vardı. Yani İslam’a karşı açılmış bir savaşın taraftarları değil onların kuklaları savaşıyordu. Hak olan kişilerin tamamen masa dışında kaldıkları bir savaş.

Tüm bunlara karşı olarak işgal altında bulunan ilk kıblemiz de dahil olmak üzere İslam’ın en güzide yerleri ya ırkçılık ya da mezhepçilik belası yüzünden yakılıp yıkıldı. Şam, Halep, Bağdat, Küfe… Karşı bir dil ya da savunma mekanizması oluşturamadığımız yani İslam’ı, bize gelen emirleri yaşamadığımız ve yerine getiremediğimiz için şu an tüm değerlerimiz çiğneniyor ve düşman postalları altnda eziliyor namuslarımız…

Sorumuza dönecek olursak eğer, Modern Dünyada Müslümanlar Ne Yaptı?
Başkalarının ürettiği kavramlar üzerinden kendileri içerisinde bir mücadeleye tutuldular. Var oluş gayesi ve kendilerine ait kavramlarının tamamını yitirdiler. Bir başkası olmaya çalışırken hem kendi öz değerlerinden yoksun kaldılar hem de var olmaya çalıştıkları modernite kültürüne yabancı kaldılar. Ne kendisine verilen yeryüzünün halifelik görevini yapabildiler ne de izinden gitmeye çalıştıkları Batı kültürünün bir parçası olabildiler. Vicdan muhasebesine tutuldukları bir vakitte; ne paradan ne de imandan vazgeçebildiler. Lakin farkında olmadan imani boyutunu yitirmiş birer varlığa dönüşüp tamamen gayri islami bir kültürde hayat sürdürmeye başladılar. Bunu her alanda görmek mümkün, şehir ve ev yapımında olmak üzere yemek, okuma, eğitim ve aile kültürlerinde tamamen Batı taklitçisi oldular.

Bundan sonra nasıl düzelir?

En temel düzeyde bir şeyleri değiştirmekle ve İslami çerçevede insanların birey yetiştirmesine, bu bireylerin bir gün gelip toplumda söz sahibi olacak fertler olacağını göz önünde bulundurarak yetiştirmektir. Aile yaşantımızı, eğitim hayatımızı, dostlarla arkadaşlarla olan ilişkilerimizi ve işlerimizi İslami düzene göre düzenleyip yaşayacağımız bir toplum meydana getirmekle modern kültürle mücadele edebiliriz. Aksi durumda sadece modern kültürün ve egemen Batı kültürünün kodlamaları ve kavramlarıyla her hangi bir şeyin kendi kültürümüze ait olmayacağını bilmek gerekir.

Rabbim bizleri yazdıklarımızla amel eden şuurlu insanlardan eylesin.

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam

CEVAP VER