Dünya Siyaset ve Medya

0
756
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dünya’da ki En Etkili Güç:

Güç: Birisine veya bir devletin başka bir devlet üzerinde egemenlik sağlamak için kullandığı tüm terimlerin geneline denir. Güç sadece askeri bir üstünlük değildir. Teknoloji, eğitim, sanayi, ekonomi ve siyaset bu gücü oluşturan temel araçlardır. Peki tüm bunları dünyaya pazarlamak için ne kullanılabilir, orası daha önemli. Tüm bu gücü dünyaya enjekte etmek ve bunu kullanmak tabi ki istisnasız medyanın elindedir.

Medya: Topladığı görüntü ve yazıları toplumu bilgilendirmek için hizmet eden bir sistemdir.

Güç Medya İle Nasıl Kullanılır?

Dünyanın teknolojik olarak en güçlü ülkelerin başında hiç istisnasız Çin ve Japonya vardır. fakat her iki ülke de genel itibariyle baktığımız vakit başka ülkeler üzerinde her hangi bir güç olgusu değillerdir. Bunun en önemli sebebi de güçlü medyalarının olmamasıdır. Bir çok şeyden yoksun olan Amerika, İngiltere, AB ve İsrail neredeyse dünyadaki tüm ülkeler üzerinden bir korku imparatorluğu kurmuş bulunmakta. Çünkü neredeyse dünyanın her ülkesinde ya kendilerine hizmet eden bir medya ya da kendilerinin bizzat kurduğu bir medya gurubu vardır. Bunlar üzerinden ülke ve bölgelerdeki siyaseti belirlemek için her türlü yayıncılığı yapmaktan geri durmazlar.

Medya, sadece siyasi veya ekonomik bir güç olarak ele alınırsa bir çok noktalarda eksiklikler kalır. Çünkü medyanın en büyük tuzaklarından biri de kültürel çalışmalar ile insanları ve genelde ise toplumları değiştirmeye yönelik çalışmasıdır. Fikri cihette Müslüman fiili cihette ise Avrupalı Medeni! insanlarız. Bizler ahlaki ve terbiye usullerini son yirmi yıla yakındır neredeyse tamamen TV programlarında almışız. Yaşam tarzını bilmem ne dizideki kıza göre aşkımızı ismini zikredemediğimiz ne zevata göre şekillendiriyoruz. Bunca karmaşıklık içinden de kalkıp ahlaklı ve erdemli bir toplum inşasını yapmaktan söz ediyoruz. Sormazlar mı; ‘Bu ne lahana turşusu bu ne perhiz’ diye? İşte bizlerin en başta ahlaki ve irfani yönden değişmesi için toplumdaki en büyük güç olan medyayı düzene koymamız gerekir. Zira ülkede ve toplumda kitap okuma oranları çift haneli rakamlara ulaşamamışken TV izleme ve Sosyal Medya’da zaman geçirme oranları da %80’lerden daha düşmemiş. Ki bir çok ilimizde de bu oran daha da yükseklerde.

Sosyal Medya mı A-Sosyal Medya mı?

Sosyal medya derken bir takım mesajlaşma ve anlık görüntü paylaşımı yapan sağlayıcılardan bahsediyoruz. Gerçeklikten neredeyse uzak bir yaşam biçimi sunan Sosyal Medya bizleri tamamen elektronik bir kelepçe ile kendisine esir etmiş bulunmaktadır. Bir zamanlar komşumuzun yemeğin kokusunu duyup da etkilenmesinden çekinen biz insanlar şimdi yediğimiz hatta yemediğimiz şeyleri bile kalkıp sosyal medyada gönül rahatlığıyla paylaşabiliyoruz. Her hangi bir gezide ilk önce duyuruların sosyal medyaya aktarılması bizleri tamamen sosyallikten çıkarı a-sosyal bir toplum haline getirmekte. Girdiğimiz ortamlarda yaptığımız paylaşımları konuşup, sadece telefon başında zaman geçirerek sosyalleşmeyi(!) amaçlayan bizlerin psikolojimize öncelikle baktırması elzem bir durumdur. Zira insanın birbiriyle hasbihal etmesi geleneği tamamen ortadan kalkmış, var ola asli değerlerimiz olan dostluk ve kardeşlik, toplumda beraber yaşama kültürü tamamen kaybolmaya yüz tutmuş şekilde giderken bizler hala sadece ismi sosyal olan medyadan uzak duramadık.
İnsanların kendilerini başkasına özendirecek şeyler yaptıran sosyal medya! Belli bir zamandan sonra insanların konuşabilme, özgür davranmak ve fikir üretmek gibi bir beynin ve kalbin ihtiyaç duyduğu şeylerden uzak durduğu görülmektedir.

Medyanın toplumsal değişimi hedeflediği gerçeğini herkesin görmesi ve buna önlem alması gerekmektedir. Dergimizin bir önceki sayısında da emperyalizmi ele almıştık. Emperyalizm gerçeğini anlatırken küreselleşme/globalleşme yani dünyanın küçük bir köy haline gelip tek merkezli bir alan haline geldiğini dile getirmiştik. Globalleşmenin en büyük araçlarından biridir medya. Eskiden icat edilen ya da üretilen bir şey ihraç edilirdi. Şimdilerde ise daha çok kültür ihracı söz konusu. Kendi giyimlerini, yaşam tarzını ve örf adetlerini bir başka ülkeye aktarıyorlar. Bunu da tabii ki medya aracılığı ve özelde ise sinema ve dizilerle aktarmaya çalışıyorlar.

TV kanallarımızda oynatılan gayri ahlaki program ve sinema filmleri ahlak yozlaşmasına sebep olan etmenlerin en başında gelmektedir. Bunları engellemenin yolu ise kendi kültürümüzle ilişkili çalışmalar yapıp insanlarımızı onlara muhtaç etmeden medyayı kullanabilmelerini sağlamaktır. Aksi halde ahlaki yozlaşmanın önü alınamaz bir felakete gidecektir.

Dünya Siyaset ve Medya

Bu üç başlık altında değerlendirme şeklinde son cümlelerimizi dile getirecek olursak; Meydanda neyin oynatılacağı medya ile belirlendikten sonra dünyayı yönlendirip ona göre belirledikleri siyasetle o toplumları ya da devletleri kendilerine muhtaç hale getirirler.

Okuduğum bölüm (Halkla İlişkiler) gereği medya dünyasının temelini ve geçmişini halihazırda kimin nasıl ne şekilde kullandığını okuma fırsatı elde ettik. Reklam, propaganda, tanıtım, pazarlama vb çalışmaların temelinin Yahudi ticaret kanunlarına göre şekillendiği ve dünyadaki en büyük kanal ve gazetelerin onlara ait olduğu gerçeği ile karşılaştıktan sonra medya dünyasında daha dikkatli ve yerinde çözümlemeler yapmaya başladık. Medyaya istediği şekilde yön vermeye çalışan ve dünyanın düzenini ellerinde tutmak için her türlü kaos ve siyasi çatışma ve savaş ortamını hazırlamaktan çekinmeyen güçler, bu alanı en güzel şekilde kullandılar ve kullanıyorlar. Zira Afganistan, Irak işgalleri ve Suriye iç savaşını ele alacak olursak ne denli disiplinli bir çalışma sonucu dünya medyasını yönlendirdikleri anlaşılacaktır. Afganistan işgalinden önce terörist faaliyetlerde bulunan kişilerin bu ülkede olduğunu duyurdular tüm dünyaya sonrasında ise tüm dünya medyasını bu yönde kullanıp işgal girişimini en kolay şekilde gerçekleştirdiler. Aynı perspektifle baktığımız zaman Irak işgalinin ardından medyada Saddam Hüseyin ile ilgili çıkan haberler sonucu Iraklılar, Saddam’ı Amerika’ya değiştiler. Sonrasında malumunuz tecavüz ve yağmalamalar…

Ve son nokta ise Suriye iç savaşı. Kimin kime neden ne için nasıl hangi amaç uğruna silah doğrulttuğu bilinmeden herkes bir yerlerin tarafı ilan edildi ve bir savaş başladı. Başladı lakin durmak bilmedi. Binlerce çocuk, yüzbinlerce insan öldü. Evler yıkıldı insanlar göçe zorlandı.

Hulasa: Halihazırda tüm medya organlarının neredeyse hepsinin Yahudiler ve Emperyalistler tarafından kullanıldığı gerçeğini üzülerek ifade etmeliyiz. Sürekli şekilde toplumu bir yerlere sürükleme gayreti içerisinde olan bu güçler, ırkçılık, İslam düşmanlığı ve ahlaksızlığı yaydıkları ve bizlerin de karşı atağa geçip bir şeyler yapmadığımız müddetçe ahlaki yozlaşmanın önü alınamayacak ve tahayyül ettiğimiz bir dünya ve toplumsa düzen oluşmayacaktır.
Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam

CEVAP VER