Medya ve Yıkım

0
367
reklamlar
Yazı arası Reklam

Doksanlı yılların başında ilk özel Tv kanallarının çıkmasıyla beraber toplumsal yaşamımızda ve sosyal halimizde bir takım değişiklikler olduğu aşikar. İlk zamanlar ilgi ve merakla takip edilen diziler zaman geçtikçe bağımlılığa dönüştü ve o zamandan itibaren toplumun rol modelleri genellikle dizilerin karakterleri oldu. Son yıllarda artık televizyonsuz olmak değil, televizyonu hangi amaçla izlediğin konuşulmaya başladı. O artık hayatımızın bir parçası.

Testide ne varsa dışına o sızar mantığıyla baktığımız zaman TV bağımlılığı topluma şekil verir hale geldi. Televizyon başında geçirilen zaman, izlenenlerin de etkisiyle insanların karakterlerini değiştirmeye başladı.
Yakın geçmişe dönük zihnimizi yoklama vakti geldi bence. Kurtlar Vadisi isimli dizinin baş karakterlerinden Polat Alemdar, uzun bir dönem gençlerin gözdesi olmuş, mahallenin ağabeyleri (!) Polat gibi giyer, O’nun gibi konuşur ve O’nun gibi racon(!) keser olmuşlardı. Dizi halk içinde o derece içselleştirilmişti ki Memati Baş dizide ölünce insanlar gerçek hayatta taziye ilanları yayınlamış, cenaze namazını kılmıştı. Dizinin şiddet unsuru toplumun şiddete meylini körüklemiş ve yaralama, cinayet gibi suçlarda artış olmuştu.

“Fatmagül’ün Suçu Ne?” isimli dizi hakkında çok da fazla konuşmaya gerek duymuyorum. Zira adını çok iyi hatırladığımız Özgecan Aslan olayının faillerinin bir gün önce diziyi izlediklerine dair sosyal medyada paylaşım yaptıkları ortaya çıkmıştı.

Aşk-ı Memnu dizisinin yayın hayatına girmesinden sonra, amcasının hanımı olan yengesiyle münasebetini açıklamaktan herhangi bir utanç duymayan Behlül karakterinin ardından, aile içi çarpık ilişkilerin arttığı gözlemlenmişti.
Aslına bakılırsa bunlar kurmacadan ibaret deyip geçmek kolay geliyor. Fakat bir süre önce şiddetle tepki verdiğimiz şiddet, zina, tecavüz gibi sapkın hareketler dizilerde seyrettirilerek insanların gözünde normalleştirildi. Bu kanıksama hali mayasında iman olan halkın mayasını bozmaya yönelik gizli bir savaştan başka bir şey değildi ve savaşı kazandılar!
Sadece diziler değil yarışmalar, sakın ha evlenmeyin imajını veren evlilik programları, moda yarışmaları ve onlardaki yarışmacılar… kasıtla seçilmiş, aklı kıt ve ahlakı az insanları seyrede seyrede bireyler öz kimliklerinden uzaklaşarak farklı kimseler haline dönüşüyorlar.

Sadece Tv’yi suçlamak olmaz. Son yıllarda revaçta olan sosyal medya ilk olarak yediğini içtiğini paylaşan ama ekmeğini paylaşmayan insanların durağı oldu. Bir süre sonra sosyal medya insanların tanıştığı bir alan olmaya başladı ve bir çok aile bu gereksiz yakınlaşmalar yüzünden yıkıldı. İnternette tanıştığı kişiyle buluşmaya gidip canından veya namusundan olanları da görmemezlikten gelemeyiz. Oysa biz yabancı erkek ve kadının ilişkisini İslam’ın çizdiği bir toplumduk. Anadolu’da annelerimiz hala komşu bile olsa yolda yürürken erkeklere selam vermezler fitneye meyil vermemek için. Bu ince bir sınırdı. Medya/ sosyal medya bu sınırı yok eden en büyük etken oldu.
Akit Gazetesi yazarlarından Serdar Demirel’in dediği gibi: “ülkeyi harici bir düşman işgal etseydi, bu dizilerin yaptığı yıkım kadar zarar veremezdi.”

Handan Yıldız Bayrak

Yazı altı reklam

CEVAP VER