Şehrimiz ve Sakinleri

0
503
reklamlar
Yazı arası Reklam

Şehrimiz, ideal insan ve toplum tipini oluşturmayı hedefleyen inanç ve düşünce sistemimiz ile varlık ve hayat anlayışımıza göre şekillenmiştir. Şehrimiz, insanın bütün istidatlarını ortaya çıkarıp geliştirmeyi sağlayacak zemin ve ortamı sağlar. Şehrimiz,bireyin kendisine ve çevresine yardımcı olacak kimliğini inşa etme sürecinde her türlü yol göstericiliği yapar… Yaşamını şekillendirecek olan vahyî prensipleri ve erdem umdelerini bir bütün olarak öğrenebilmek ve öğretebilmek, yaşayabilmek ve yaşatabilmek yolunda ihtiyaç duyulan mekânları, şartları, imkânları sunmak amacıyla inşa edilmiştir.

Saygın insanların yaşadığı, bu insanların birbirlerine hürmet ve nezaketle muamele ettiği mahaldir şehrimiz. Sakinleri tarafından dillendirilen istemler, karşısındakine müjde buketi sunumunda, uyarılan konular ise, karşısındakini zarardide olmaktan alıkoyan mahfaza formatındadırlar.
Adaletin hükümferma olduğu yerdir şehrimiz; burada haksızlığa yol verilmez, verilmeme azmi gayreti içinde bulunulur; kimsenin mazlum olmasına göz yumulmaz, kimsenin zulüm uygulamasına izin verilmez ve zalim tipolojiyi yetiştirecek, zulmün neşvünema bulacağı zeminin et-kemik bağlamasına imkân tanınmaz.
Şehrimiz, güven iklimi, itminan atmosferidir; orada kandırılma, orada kaybolma ve tedirgin olma yoktur; şehir mühendisleri, Emin Olanın (s) talebeleri, aklın, makulün ve akilin temsilcileri ve tilmizleridir. Şehrimiz, yapısı, idaresi ve sakinleri ile birlikte tam bir huzur adasıdır. Orada haksızlığa uğranılmaz, orada hak yenilmez.
Şehrimizdeki evleri teşkil eden bütün duvarlar, evleri birbirine bağlayan bütün caddeler, evler ve caddelerin meydana getirdiği bütün mahalleler, insanları haram ve kötülüklerden korumak, iyi ve iyiliğe/sevaba yönlendirmek üzere tasarlanmış,şehir sakinlerini vahyin öngördüğü nezih ve örnek yaşam standartlarına kavuşturmak amacıyla inşa edilmişlerdir. Şehrimizin cansız olan bu mütemmim cüzleri, canlı olan sakinlerinin hissen, ahlaken ve fikren terakki ve tekâmülüne yardımcı olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Nerde bir kaçak, nerede insana ve meşru faydasına zarar verecek bir delik, bir hata varsa anında tespit, müteakiben müdahale edilir ve insanı mevki-i muallasına çıkarmaya yardımcı olacak şekilde tamir ve tekmiledilir.

Şehrimizi meydana getiren unsurlar, sadece üstü çatılarla örtülü taştan-betondan binalar ve metalden vasıtaların üzerinde yürüdüğü ziftten caddeler değildir. İnsanların günün yirmi dört saati rahat nefes alıp verebildikleri, diğer canlıların da korkusuz bir şekilde yaşamlarını sürdürebildikleri ağaçlık ve yeşil alanlarda meskenlerimizle birlikte yaşam alanımızı nasıl gövdesini teşkil eder, bu yeşillikler kuşağı şehrimizi bir baştan bir başa donatırlar. Şehirlerimizin etrafı tabii parklar ve verimli tarlalarla çevrilidir; bu parklar kanatlı-kanatsız birçok çeşit hayvanla, bu tarlalar ihtiyaç duyulan birçok çeşit sebze ve meyvelerle doludur. Bu hayvanlarave arazilere zarar verilmez, yaşam ve üreme alanlarına müdahale edilmez.
Şehirlerimizin kurulduğu yerler coğrafi ve stratejik olarak korunaklıdır; tabii afetlere maruz kalmayacak mevkilerde, dış saldırılara maruz kalmayacak konumlardadır. Şehir, sakinlerinin gıdasını karşılayacak kadar verimli arazilere sahiptir. Şehrin üzerinde kurulu bulunduğu alanlarda su kaynakları vardır ve bu içme suları her türlü kirlilikten korunmuştur. İster tabii olsun isterse yapay, insanların ve hayvanların istifade ettiği temiz sular kirletilmez; kirlenmesine veya kurutulmasına izin verilmez. Şehrimize temiz bir hayat sunduğu gibi, içinde ve etrafında yaşayan hayvanat ve nebatata da ayrı bir canlılık takdim eder bu sular. Şehir halkının kullandığı atık suların içme sularına karışmaması için gerekli tedbirler alınır ve halkın bu kirli suları kullanmasının önü alınır; lüzumlu bütün altyapı tesisleri eksiksiz bir şekilde döşenir.

İdare merkezi görevini gören hükümet konağı ve merkez camii şehrimizin merkezinde bulunur; bütün yollar ve caddeler, bu kurumların bulunduğu meydana çıkar. Yollar ve meydanlar çok fonksiyonlu olup her zaman halkın yararını sağlayıcı ve ihtiyacını karşılayıcı temizlikte ve genişliktedir.
Doğruya eriştirmek ve yanlıştan uzaklaştırmak amacıyla şehirlere gönderilen peygamberlerin o şehirlerin halkından olmasından ilhamla, şehrimizin mürşid ve rehberleri de şehirden, şehir halkındandır. Şehrin kurallarıyla şekillendikleri ve ilham kaynakları şehrin değerleri olduğu için, düzeni sağlayıcı prensipleri onlar vazeder, insanların faydasına ve huzuruna yarayacak davranış modellerini onlar gösterirler.
Şehrimizin havası temizdir; sokak ve caddelerinde kir yoktur; zira şehrimizde kirlenmeye yol açacak sakinler yoktur. Tamamı eğitimli olan şehrimiz sakinleri atıklarını tasnif eder, geri dönüşüm yolunda gerekli poşetlemeleri yaparak adeta belediyelerin ilgili birimleriyle beraber çalışır, onlara yardımcı olurlar; varsa şehrin temizliğine faydalı olacağına inandıkları farklı fikirleri, geciktirmeden ilgililere sunarlar ve onlardan gelen bilgililerden istifade ederler.Caddelerimiz ve mahallelerimizin etrafı ağaçlarla süslüdür; üzerlerinde kuş cıvıltıları duyulur. İnsanlar her sabah tabii bir senfoni sesiyle uyanır, her akşam ayrı bir nağme ile uyur şehrimizde.
En büyüğü merkezde olacak şekilde şehrimiz mescitlerle donatılmıştır. Bu mabedler, etraflarındaki eğitim, sağlık ve yardım kuruluşlarıyla birlikte bir bütünlük, bir yerleşke teşkil ederler ve şehrin akan hayatına bilfiil katkıda bulunurlar. Bu müesseseler ve buralarda uygulanan müfredatlar,bilimsel ve düşünsel alanlarda meydana gelen yeniliklere ve gelişmelere açıktırlar ve onlara paralel şekilde periyodik bir şekilde gözden geçirilir ve böylece buralarda kültlerin, tabuların ve dar düşüncelerin neşvünema bulmasının önü alınır.
Şehirlerimizi oluşturan önemli birimlerden biri de sportif faaliyetlerin icra edildiği alanlar ve mekânlardır. İnsanlarımız, buralarda sergiledikleri farklı aktivitelerle bedenlerini dinç tutar, sıhhat ve afiyetlerini muhafaza ederler. Gerek dar gerekse geniş alanlardaki spor faaliyetlerinde başarı göstermek yolunda, şehrimizdeki bu yapılar her türlü altyapılarla desteklenmiştir.

Şehirlerimizi oluşturan meskenlerimiz birbirine bitişik değil, sakinlerin birbirlerinin mahremiyetlerine muttali olamayacakları bir şekilde aralıklıdır ve rahat bir hava sirkülasyonunu sağlayacak bir mesafede ve uzaklıktadır.
Şehir sakinlerinin davranışlarını belirleyen ana unsur, erdem ve takvadır. Enaniyet, cah, mansıb veya menfaatçilik onların bakışlarını bulandırmaz, eylemlerini yönlendirmez. Erdemi her şeyin üstünde tutar bu insanlar, Allah rızasını kazanmayı asıl maksat yaparlar.
İnsanlar, faziletlerle yoğrulmuş olan şehirlerini yükseltmek yolunda birbirlerine sadakatle bağlıdırlar. Neye niçin inandıklarının farkında, neyin yolunda nasıl sadık olunacağının bilincindedirler. İyiliğin, adaletin, erdemin ve insaniyetin korunması, ileri götürülmesi ve mahrumların da bu atmosfere eriştirilmesi yolunda birbirlerine bağlı halde, hep aktiftirler.
Hayat tecrübelerinden, karşılaşılan zorluk ve kolaylıklardan, elde edilen zafer ve başarılardan sağlanan veri ve materyallerden en iyi sonuçları çıkarabilecek ve bu sonuçlar üzerinden de tutarlı öngörülerde bulunabilecek kadar basiretlidirler şehrimiz sakinleri…

Şehrimizin sakinleri mutedildirler. Hayata bakışları ılımlı, olaylar karşısında hüsn-ü zan içindedirler. Uçlara savrulmazlar; yaklaşım ve davranışlarında vasata talip, adilane yolun yanındadırlar. Savrulma ve uyuşmaya kapılmamanın yolu olarak itidalli davranmayı bilir ve her daim itidal-idemi yeğlerler.
Buranın insanları bencilliği, sadece kendileri için olmayı aşmış, başkalarına da hizmet etmeyi becermişlerdir. Bu yaşam tarzı sadece söylemde değil, bütün veçheleriyle eylemde de tebarüz eder. Bu insanlar sadece kendilerinin değil, başkalarının haklarını da koruma ve savunma yolunda cesaret sahibi ve fedakârdırlar.
Bu şehrin sakinlerinin vasf-ı mümeyyizleri adil olmalarıdır. Haklıya hakkının verilmesini, adaletin her mesken ve caddeye, her mahalle ve şehre üfülüfül esmesini sağlarlar bunlar. Başkasına yapılan herhangi bir haksızlık onlara yapılmış gibi teessüre yol açar ve onları bu yanlışlığın düzeltilmesi yolunda harekete geçirir. Dicle’nin kenarındaki koyuna kurtların musallat olma ihtimalinden mustariptirler hep.

Herkesin hakkını vermek adalet ise, kendi hakkından özveride bulunarak muhtaçlara verebilmek de cömertliktir. Cömert insanlar ancak kendilerine ait olandan verebildiklerinde hakkıyla sevebilirler. Çünkü gerçekten verebilmekte, paylaşabilmektedirler. Cömertler, hem bu tarafın övülenleridir, hem de öte tarafın…
Merhamet, şehrimiz sakinlerinin en belirgin hususiyetlerindendir. Merhamet, ıstırap çekenin acısını paylaşmak, herhangi bir ayırım gözetmeden gönlü kırıkların yanında gönlü kırık olmaktır. Merhamet sadece acıma şeklinde tezahür etmez şehrimiz sakinlerinde, acıyı sona erdirme, acıya yol açan sorunu giderme ve mustaribi sevinçlere eriştirme yollarını arama eylemleri olarak da belirginleşir. Şehrimizin numune simalarından M. Akif, vurdumduymaz hale gelmiş olan kendi kuşağına seslenirken “merhametin yok diyelim nefsine, merhamet etmez misin evladına” derken,merhametin tam da bu derinliğini ifade etmektedir.

İnsanımızın güzel hasletlerinden biri de affediciliktir. Bir öfke anında ya da his yoğunluğu sırasında sergilenen yanlış bir davranışı, ya da serdedilen çiğ bir sözü bağışlamak demektir affedicilik. Bu davranış, sadece yanlışa düşen şahsı affetmektir; yoksa yanlışa ve haksızlığa hoşgörülü olmakdemek değildir. Affedicilikle nefsin katılaşmasının ve kabarmasının önü alındığı gibi, insanların kabiliyetlerini sergileyebilmelerine de imkân tanınmış olur. Affedicilik sergilenirken, bu her şeyi görmezden gelme, içtimaî hayatın ahengini bozucu eylemlere göz yumma şeklinde anlaşılmamalıdır.
Tevazu, bizim yamaçlarımızın gülüdür. Şehrimizi baştan başa saran tevazu gülünün kokusudur. Bu mefhum, bi’setten bu tarafa süzüle süzüle gelmiş, şeytaniyetin birçok bozguncu planını akamete uğratmış nadide bir erdem şahikasıdır. Tevazu, şehrimizin içtimai hayatını zehirleme potansiyeline sahip kibrin ve enaniyetin burnunu yere sürtmek suretiyle, denkliğin ve kardeşliğin hükümferma olduğunun nişanesidir.
Sadedir şehrimizin insanı, sadeliği yaşam tarzına dönüştürmüştür… Tekellüf ve cafcaflardan uzaktır. Bir vazife tevdi edildiği zaman, ifaya amadedir. İsterse en üst mertebeden bir yönetici olsun, kendini sadece insanlardan bir insan bilir. Dünyanın hazineleri bir direktifine amade iken, o, Hz. Ömer gibi oğluyla münavebeli olarak elbise giyecek kadar, dünyadan uzaktır.

Şehir halkımız yalanın oldukça çirkin ve bir lafz-ı küfür olduğunu bilir ve onu istimal etmekten imtina eder. Doğru sözlü olmayı yaşamlarının ana bestesi yaptıkları için, şehir halkımız doğruyu söyler, doğruyu yapar ve doğruyu tavsiye eder. Burada erdemli olmanın, ötede felaha ermişlerin içinde yer almanın gereği olarak isterse aleyhlerine en ağır sonuçları doğursun, her zaman sözün doğrusunu söyler, eylemin hak olanını yaparlar.
Dürüsttür şehrimiz insanı ve herkesi kendisi gibi dürüst bilir; itimad edilecek bir insandır ve herkese gönül rahatlığıyla itimad eder. Saftır, masumdur şehrimizin insanı; kandırmama cehdi gayreti içinde oturup kalkarken, bu prensibinden taviz vermeme adına çoğu kez kandırılmayı göze alır ve vukuu durumunda da mütevekkilane karşılar. “Biz ki Kürdüz, aldanırız; fakat aldatmayız” vecizesinde dışa vuran durum, tam da bu saflık, bu kalenderliktir sanırım. Yalnız, bu safiyet ve itimadın hüsn-ü zan ve adem-i itimad prensibiyle yoğruluve sınırlı olduğu unutulmamalıdır.
Şehrimiz insanı kaba saba değil,peygamberlerinden tevarüs ettikleri üzere hilm sahibidir, yumuşak huyludurlar. Göktekiler tarafından alkışlanan bu davranışı yerdekilerden esirgemez, günün başından sonuna kadar müsamaha ile hareket ederler. Uğradıkları yerler müsamaha açar, el attıkları yamaçlar hilm vesilmle çiçeklenirler.
Düşünce ve eylemlerinin tamamı, iyi niyetlerinden ilham alır insanımızın. Niyetler rıza-ı Bari’yi kazanmak, amaçlar erdemi yaşamak ve yaşatmak olunca, o yolda yaşanan kahırlar, maruz kalınan sıkıntılar hoş olmakta, sunulan lütuflar, ikram edilen güzellikler de teşekküre ve cömertliğe yöneltmekte… İyi niyet, nefsin kirletemediği bir menba olup enaniyetin, menfaatin, şöhret ve makamın el atamadığı yüksekliktedir…
“Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır” prensibine göre hareket ederler… İnsanımızın sahip olduğu bu perspektif, olayların hep iyi, hep güzel tarafını görmeye ayarlıdır. Bu zaviye, materyal veya hadisenin sadece görünen veçhesini değil, herkes tarafından görülmeyen, sezilmeyen, fark edilemeyen buutlarını da görür ve gösterir. Bu yüzden şehrimiz sakinleri, bakış açılarını ve duruş yerlerini her zaman hadiselerin iyi taraflarını görecek şekilde ayarlar.

Şehrimiz insanları, üzerinde yaşadıkları zemine, zemin üzerinde bulunan varlıklara ve bu varlıklar etrafında cereyan etmekte olan hadiselere mana-yı ismîyle değil, mana-yı harfî ile bakarlar. Güzelliği taşıyana değil, güzelliği verene odaklanırlar. Tablacıdan daha çok kerim olan asıl Sahibe teşekkür ederler. Maddeden daha çok, madde üzerinden verilen mesaja yoğunlaşırlar. Hadiselerin görünen sebep ve sonuçlarının yanında görünmeyen buuduna da dikkat ederler.

Şehrimiz insanları, birbirleriyle olan muamele ve münasebetlerinde hep mütebessimdirler. Konuşurken mütebessim, dinlerken mütebessim, alıp verirken hep tebessüm halindedirler. “Lütfun de hoş kahrın da hoş” şuuru içinde hadiselere güler yüzle bakar, musibet dahi olsa gelen, tebessümle karşılarlar. Zira bilirler ki tebessüm sadakadır /yardımdır; bilirler ki tebessüm belasavardır… Bilirler ki itfaiye memurunun ateşi söndürdüğü gibi tebessüm de belaları tebeddül edip söndürür ve nihayetinde ortadan kaldırır.
Aşkla her şey yapılır bu şehirde… Yük kaldırılırken aşkla omuza alınır, indirilirken aşkla indirilir… Nefes aşkla alınıp verilir… Dışarıdan misafir gelen insanlar, dünyaya misafir gelen yavrular aşkla karşılanır…Evden uğurlanan misafirler, dünyadan ayrılıp insanlar aşkla özlemle yolculanır… Yaşam bir aşktır ve aşk da bir yaşamdır onların his ve eylemlerinde… Semavî fermanla verilen vazifeleri hakkıyla yapabilme, onlarda bir tutkuya, bir aşka dönüşmüştür… Vatan-ı asliye olan ötelere müteveccih aşk, öteler sahibinin Ulağına (s) olan aşk ve bilinmek için bizi bu bilinmezler ve şifreler deryasına gönderen Şifreler Sahibine(c) olan aşk, şehrimiz insanının elinden tutar, kalp ve iradesini, ef’al ve ahvalini, akval ve etvarını insaniyetin ufku olan ala-yı illiyyine ve sidretü’l müntehaya tevcih ettirir.

1) H. İ. Hasan, Dini Siyasi Kültürel Sosyal İslam Tarihi, Çev.: Heyet, İstanbul, 1985-6, III, 190.
2) “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin”den mülhem Bkz.:Buharî, İlm 12, Edeb 80, Müslim, Cihad 6,7, (1732-1733)
3) “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da yetmezse kalben buğzediniz”den mülhem. Bkz. Tirmizi, Fiten,11; İbnmace, Fiten, 20.
4) Güven ve huzuriçin bkz.:2:126, 14:35, 16:112 vs.
5) Şehir ve yeşillikler için bkz.: 7:58.
6) Ali Şafak, “İslam Hukuku Açısından Şehircilik ve Aile Meskeni Problemi”, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Erzurum 1982, 8. Makalenin tamamı: s.1-23)
7) “Sakın sizden birisi akmayan suya işemesin; sonra ondan su alıp yıkanır”den mülhem. bkz.:Buhari, Vudu’ 68.
8) Yusuf Suresi, 12/109’den mülhem.
9) “Yolların temiz tutulması sadakadır” hadisinden mülhem. Bkz.: Buhari, Mezalim, 24; Ebu Davud, Edeb 163.
10) Geniş bilgi için bkz.:Ahmed Çelebi, İslam’da Eğitim-Öğretim Tarihi, Terc.: Ali Yardım, Damla, İstanbul, 1983, 97-98.
11) Doğru sözlülük için bkz.: Yusuf 12:82.
12) Tebessümün faziletiyle ilgili bkz.:Camiü’s-Sağir, 4/1513, 2/503, 2/661, 2/500; Müslim, Birr, 144; Tirmizî, Et’ime, 30.

Mehmet Baran

Yazı altı reklam

CEVAP VER