Tecellisi Huzur Veren En Yüce Erdem: Adalet

0
580
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dünyadaki düzenin sağlanmasında ki en vazgeçilmez etken, bu günlerde ihtiyacımız olan en önemli erdem.” adalet”.

Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamında bir terimdir. Adalet duygusu, çocuklara aşılanması gereken en önemli hususlardan biridir. Anlamının ve ehemmiyetinin iyice öğrenilmesi, hukuka riayet eden bir kişilik gelişimine yardımcı olur. Adalet mutlak eşitlik değil; hak edene, hak ettiğini vermektir.
Bireyde bulunan adalet duygusunun, toplumda bir arada yaşama konusunda gerekliliğinin tartışılmaz bir gerçeğidir. Adalet duygusu, bireyde çocuk yaşlardan itibaren gelişir. Adalet erdemi bu duygu insanın bencilliğini bastıran dengeye sokan, toplumda ki ilişkilerinin düzenlemesinde yardımcı olur. Adaletin yalnızca eşit dağılım değildir. Adalet erdemine paylaşım, hak, dürüstlük, eşitlik, cömertlik, doğruluk, hoşgörü gibi diğer kavramlar da eşlik etmektedir. Gerçek adalet anlayışının, bu kavramları da bünyesinde barındıran bir anlayış olduğu unutulmamalıdır. Çocuk yaşta öğretilen bu bilgiler bütün hayatına yön verecek olan kazanımlardır. Çocuklar böyle kazanımları yaşayarak öğrenirler. Adalet erdeminin öğretilmesi ebeveyn, eğitimci ve çocukların etkileşim aldığı kişiler tarafından özümsenmesiyle ve yaşanmasıyla oluşacaktır.

Adaleti sadece insani bir kavram, bir duygu değildir. Böyle değerlendirilmesi de yanlış olacaktır. Havyanlar üzerinde yapılan bir deney , adaletsizliğin nelere yol açtığının güzel bir örneğidir. Deneyde iki maymun seçiliyor ve ilk başta ikisine yiyecek veriliyor. Daha sonra birine yiyecek diğerine ise taş veriliyor. Taş verilen maymunun sinirlendiği ve şiddete başvurduğu gözlemleniyor. Adaletin olmadığı yerde kötülük gelişir. “En yıkıcı, en öldürücü yara haksızlık yarasıdır. İnsanlar yaşadıkları haksızlıklar karşısında şiddetle çözüm üretme yolunu seçerler. Bu durum toplumda kaosa , gerginliğe ve huzursuzluğa yol açar. Bunu engellemek ise adalet kurumlarının görev alanıdır. Ülkemizde ve dünya da adaleti sağlamak amacıyla çalışan kurumlar vardır. Bu kurumların başında Adalet Bakanlığı gelir ve diğer bütün kurumlar ona bağlı olarak çalışır.

Toplumda en büyük güveni adalet sağlar. Adaletin olmadığı yerde anarşi, kargaşa, huzursuzluk baş gösterir. Dünya üzerinde ki adaletsizlik güçlünün, güçsüz olanı ezmesi, sömürmesi bu durumun başlıca sebebleridir. Günümüzde adalet yerini güçler savaşına bıraktı. Dünyayı gizli bir güç kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor. Kendi menfaatleri uğruna şavaşlar çıkarıyor, insanları hiç gözlerini kırpmadan öldürebiliyor. Hem de bunu yaparken acımasızca çocuk, bebek, kadın, yaşlı genç demeden orantısız güç kullanarak yapıyor. Üstte de bahsettiğim gibi güveni sağlayan adalet olduğuna göre ve güvenli bir toplumda yaşama arzusu çoğunluğun tercihi olduğuna göre her bir birey kendi üzerine düşeni yapmalıdır diye düşünüyorum. Bir benim yapmamla , söylememle ne olacak diye düşünmeyelim. Gördüğünüz bir haksızlık adaletsizlik karşısında tavır almıyor iseniz sizde bu haksızlığa ortaksınız demektir. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de adalet konusunda bir çok ayet vardır. Bunlardan sadece biri Bakara Suresi 282 ayetidir.

Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah’ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve her biri yazarken Rabbi olan Allah’tan korksun da haktan bir şey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramayacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağrıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın.

Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Eğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah’tan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.

Hiç kimse zannetmesin ki bu dünyada haksızlıkla, adaletsizlikle elde ettiği çıkarların, menfaatlerin hesabı yok. En yüce adalet Mahkeme-i Kübra (Ahiret gününde Allah’ın huzurunda kurulacak olan mahkeme) dır. Buradan kaçış yoktur. İnsanlar dünyada yaptıkları iyilik yahut kötülüklerin karşılığını burada hiç şüphesiz alacaklardır.

Hukukun emirleri şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarar vermeye sebep olmamak , herkesin hakkını vermektir ve bunlar aslında insan olmanın da gereğidir. Adaletin olmadığı yerde ahlaktan, haktan, hukuktan bahsedilemez.
Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış sayılır. İnsanların başkalarına yapılan haksızlık adaletsizlik karşısındaki duruşu; bana değmeyen yılan bin yaşasın hikayesi gibi olmamalıdır. Bugün yılan size değmedi diye yarın değmeyeceğine kimse garanti veremez. Çünkü adaletten yoksun şahsiyetler çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Bugün başkasına yapan yarında sana aynı tutum içinde hareket edebilir. Bu sebeple Müslümanlar olarak bizim duruşumuz mesela, bir kötülük, bir haksızlık görüldüğünde onun el ile, olmazsa dil ile önlenmesi, o da olmazsa kalben o işe karşı olmakla mukabele edilmesi Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) tarafından tavsiye edilmiştir. Bu hadis-i şerif şöyle açıklamışlardır: Münkeri yani kötülüğü el ile engellemek devletin ve yetkililerin görevidir. Dil ile engellemek ise alimlerin, bilgi sahibi olan uzman kişilerin görevidir. Elinde bir yetki olmayan, o kötülüğü dil ile önleyecek ilim gücünden de mahrum bulunan kimseler ise kalpleriyle buğz edecekler, yani o kötülüğe kalpleriyle karşı çıkacaklardır. Bir haksızlığa maruz kalındığında bunun düzeltilmesi için yetkili makamlara müracaat etmek, o kötülüğü önleme gücüne sahip kişiler varsa onların devreye girmesini sağlamak gerekir. Bütün bunların bir sonuç vermediği hallerde ise kişinin o hakkını alması mahşer meydanındaki büyük hesap gününe kalmış demektir. Rabbimiz bizleri adaletle hareket eden, adaletsizlik karşısında tavır alabilecek mümin kullarından eylesin.

Adaletin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamak umuduyla…

Selametle kalın

Zeynep Kayabaş Eker

Yazı altı reklam

CEVAP VER