Sevmek

0
259
reklamlar
Yazı arası Reklam

İlk okunduğunda insanın içini ısıtan ama bir duraksadıktan sonra irkilten bir kelime.

Ardından binlerce sorunun gelebileceği, ucu ölesiye açık olan.. Aşk gibi kör edici değil, uzundan uzuna gecelerin efkârını çayın dumanıyla dağıtan bir şey. Arada bir iç çekiş, bir uzaklara dalış, belki çayı da o ara unutmak gibi. Buralara yazmakla anlatılamayacak, en güzel boyaların ve en maharetli ellerin sanata dönüştüremediği kadar güzel. Türkülere, belki arada arabeske gark edecek kadar doldurur insanı. Sevmek… Acılara gardını almak mıdır, yoksa mazoşistler gibi kendini savunmasız bırakmak mı? Söyleyeceğini iki defa düşünmek. Alınmasın, incinmesin, aman ha ben üzüleyim, yeter ki o üzülmesin. Bazen bir çocuk misali. Büyümesini beklemek sevdanın. Önce emeklemesini, sonra yürüyüp koşmasını, ardından büyüyüp de vefânın yol arkadaşlığı ettiği bir şey. Şey diyorum, çünkü inan ki adını koyamıyorum. Bence gizemli kalsın ya da su misali her kaba girsin ama yine de adı olmasın.

Sevmek…

Duyguları emanet edebilmek ne kadar kolay? Ya da en zoru emanet alabilmek mi? Sahi, hep sevilelim ister insan. Bana iyi baksın, her an düşünsün, sâdık olsun, iyi olsun, hoş olsun… Biter mi? Bitmez. Belki klişe olacak ama haklılığına inandığım bir söz var: “Hz. Fatma gibi bir eş istiyorsan Hz. Ali gibi olman gerek”
Öyle büyük bir referansa götürüyor ki bu sözler; Kâinatın Efendisi’nin (sav) gülü, yani gülün gülleri gibi olmak. Zaten Kur’an-ı Kerim’in ölçüsü de Allah dostları yolunda olmak değil mi? Misal; Hz. Ali, Hz. Fatma’nın kalbini kırmışsa o gece elini hiç bırakmazmış, affetsin yeter ki diye elinden geleni yaparmış. Neden? Sadece Efendimiz’in (sav) kızı diye mi? Elbette bu büyük bir sebeptir ama onu Hz. Ali yapan, onun kişiliğiydi. Rabb’in inayetiyle bir insanı vâr eden canlı olan kadının nasıl kalbini kırsın? Dininin diğer yarısını tamamlayan, o dört duvarı “ev” yapan, kendisine en büyük güzellik olan evlatları veren, dünyanın aldatmacasından sığındığı yer olan, gönlü ona akmış birinin, âhirette birlikte olmayı dünyada kabul etmiş birinin, dünya yükünü birlikte yüklendiği birinin kalbini kırmak… Okurken bile içinizin ezildiğini hissediyorum. Aslında insan olmak da burada gizli.
Tüm bunları belki bilip de “insan” olmanın verdiği nisyana düşmek elbette hayatın seyrinde bir şey.
Bunun farkına varıp da af edilene kadar o eli tutmak da Ali’lerden olmak gibi bir şey.

Yoksa inanın; insan dediğimiz zaten toprak.

Ve gidenin ardından o toprağa sarılmak; ölüp de ölmemek gibi bir şey…

Siret-i Lal

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBİR KUTUP YILDIZIDIR ADÂLET
Sonraki İçerikDur

CEVAP VER