Huve

0
327
reklamlar
Yazı arası Reklam

Şair soruyordu; ‘kırdılar mı, incittiler mi Sen’i ?’ Kainat hatırına yaratılmış, var olunuş sebebi bir Peygamberi, kendi öz yurdundan edecek kadar haince planlar, pusular… Geriye dönüp ‘bana en sevimli şehir, mecbur kalmasaydım…’ nidalarıyla hayran hayran bakılan bu şehre veda. Veda ki canını, malını, en sevdiklerini dini ve Rabbi uğruna veda. Bir Hicret ki Mevla’nın emri ile… Hicret zorluktan kolaylığa. Her gün hicret, her an hicret. Hicret bir fetih, hicret yeni bir kapı… Gidilen yere götürülen ve orada edinilen yenilikler. Gittiğin yere taşıyabileceğinden fazlasını götüremezsin. Oysa buldukların getirdiğinin fazlasıdır.

Resulallah Kuran ahlakı ile dinin son tamamlayıcısıydı. O s.a.v. ahlak peygamberiydi. Gittiği her yerde El-Emin’di. Her yere güzel ahlakı taşıdı. Hicret bir fetih kapısıydı. Yeni gönülleri fethe giden bir kapı.
Resul s.a.v. ümmete hicreti tavsiye etti. Asırlar geçti, ümmet değişti. Din baki iken, hicret kolaya ve güzele iken ümmet zora ve olumsuza yürümeyi seçti. Bizim hicretimiz neye oldu, neyi fethettik?
Çağlar geçti, tabiun geçti…
Ümmet olarak en büyük ahlaki hicreti gerçekleştirdik son yıllarda. Bize uymayan ne varsa aldık, kabul ettik, sindirdik. Bize büyük geldi çoğu zaman. Ama üzerimizde kocaman duran ahlak giysilerini bir tarz kabul ettik.
Enkaza aileden başladık. Vefayı, özveriyi, saygıyı kaybettik. Sevmeyi unuttuk belki de. Modern bir aile oluşturacağız derken, kopmuş bir aileye imza attık. Babamızla baba-evlat olamadan arkadaş olmayı seçtik. Eşimizle hanım-bey olamadan kanka olmayı.

İki odalı, sobalı sıcak evlerden şikayet edip, çok odalı kombili, evleri seçtik. Sobanın başında ısınırken kurduğumuz iletişim ağını, petekli odalarımızda elimizde telefonlarla sanal iletişimlere bıraktık. Yan yana olmanın, samimiyetin kokusunu unuttuk. Uzaklaştık. Birbirinden kopan aile üyeleri, evden koptular zamanla. Sanal dünyaya dalıp odalara kapananlarda bir kısmını oluşturdu güruhun. Hepsine toptan ahlaki yozlaşma dedik ve geçtik. Oysa neleri yitirdik. Göremedik. Gençler bir toplumun geleceğiydi. En çok gençleri kaybettik. Sanal alemde bir hayat çizip konuşmayı unuttu bazısı. Hayatını 300 kelime ile sürdürür hale geldi. İletişim kuramayan, kendini ifade edemeyen gençler türedi etrafımızda. Fıtrat ile uyuşmayan bu haller zamanla daha fazla içe kapanmayı getirdi. Kelimelerle yada dokunarak dile getirilemeyen duygular madde kullanımı olarak kendini gösterir oldu. Mahallenin madde kullanan genci öncelerde saklandı. Sonrasında öyle bir yol katedildi ki sokaklarda ‘zombi’ diye adlandırılan gençler çoğaldıkça o, kendini saklama isteğini de bastırdı. Artık o, mahallenin ‘zombi’ çocuğuydu. Sonra biri, biri, biri daha derken mahalle sakinlerinin tamamen içselleştirdiği ‘zombi’ gençler sardı etrafı. Bu hali de yadırgamaz hale geldik.

Çok değil, 8-10 yıl önce araştırmalara bakıldığında ahlaki hicret (yozlaşma) konusunda yazılan makaleler; ses yükseltme, babanın yanında bacak bacak üstüne atma, büyüklere yer vermeme, sigara kullanma vb. konulardan bahsedilirken bugün ebeveynler bunları yapan çocuklarını baş üstünde taşıyacak konumdalar. ‘ Yeter ki yanımızda olsun, varsın sigara içsin, varsın bize saygı duymasın.’

Peki ne oldu? Bize ne oldu da bu hale geldik? Ne oldu da kaybettik ümmet sıfatımızı? Ne oldu da ‘dayanışmayı’ , ‘hüznü zannı’ , ‘yardımlaşmayı’ , ‘hoşgörüyü’ , ‘sevmeyi’ konuşamaz olduk? Ne oldu da hep sorunları konuşur olduk? Ne oldu da hiç bizden olmayan kavramları dert edindik?

Kendimize birkaç beden büyük bir davayı içimize alıp ahlakımızı yitirdik. Gençliği kaybetmek, geleceği yad ellere uğurlamaktı. Hiçbir şey için geç kalmadık. Aileyi – yuvayı kurtardığımızda geleceğe ciddi bir zemin oluşturabiliriz. Evliliği ayakta tutacak, eşleri birbirine bağlayacak politikalar geliştirebiliriz. Yuvalarda sevgi kavramını yeniden canlandırdığımızda çok büyük bir adım atacağız. Sevgi ve ilgi ile çözeceğiz sorunlarımızı. Her şey sevmekle başladı. Kainat aşk üzerine oluşturuldu. O halde sevgi anahtar kavramımız bizim. Severek ilerleyeceğiz. Eğitimler alacağız, kitaplar okuyacağız. Gençlik merkezleri kurup gençlere mümin ocaklar edineceğiz.

Hicret edeceğiz Resulallah’ın tavsiye ettiği gibi. O’nun s.a.v. gibi seveceğiz gençleri, fethedeceğiz gönüllerini. Sevgi tohumu ekeceğiz yüreklerine. Şimdi gençliği kucaklayacak bir Medine lazım bize. Hepimiz ensar olmak için yarışacağız. Hepimizin dilince ‘hoş geldin’ olacak. Medine’nin sevgisi, sakinliği ve kucak açışı olacak hepimizde. Hicret edeceğiz ki ‘ahlak’ kavramı ümmetle ve bizle hiç olmadığı kadar özdeşleşecek. Gençler Ümmeti Muhammed ahlakının parmakla gösterilecek neferi olacak. Seveceğiz biz. Sevip başaracağız ve hicretimiz Asr-ı Saadetteki gibi hep iyiye ve güzelliklere olacak İnşaALLAH.

Merve Diken

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikDur
Sonraki İçerikKüçük Bir Muhasebe

CEVAP VER