Çözüm İçin Ne Yapmalı?

0
197
reklamlar
Yazı arası Reklam

Bir gün müritleri Hz. Mevlana’nın huzuruna gelirler. Ve derler ki:
– Ya Mürşidimiz sana Şems ne katmış olabilir ki? Sen zaten O gelmeden öncede büyük bir âlim, Sultanlarımızın akıl hocasıydın. Bizlerse yine senin talebendik. Söyle bize Şems sana ne kazandırdı ki?
Hz. Mevlana derin bir nefes alıp, usulca bırakarak cevap verir;
-O gelmeden evvel ben dedi . Ben…Bir tas çorbayla doyar, bir battaniye ile de ısınabilirdim. O bana öğretti ki; eğer dünyada bir kişi üşüyorsa senin ısınmaya hakkın yoktur ve eğer bir kişi aç uyuyorsa sen tok yatamazsın. İşte dedi; Şems bana bunu öğretti.

Hani hep bildiğimiz ve söyleyegeldiğimiz bir hadis-i şerif vardır . Rabbim bir kulunu severse onu meleklerine , kullarına tüm varlık camiasına da sevdirir. Ben de hep düşünürüm Hz. Mevlana’yı dünyanın öbür ucundan, Çin’den, Ukrayna’dan, Afrika’dan ve Amerika’ dan insanlar kalkıp ziyaretlerine geliyorsa demek ki çok sevmiş Rabbim bu kulunu ve tüm insanlığında sevmesini murat etmiş. Peki neydi bu kadar seven ve sevilen olabilmenin kuralı? Neydi En sevgilinin dostu olmanın sırrı? Ebediyen yaşamının metodu? Sonra her derdin dermanını yaratan Rabbimin, her sorunun da cevabını halk ettiğini hatırlıyorum . Ve zannımca diyorum ki bu kadar bilinip; sevilen , ırk, renk ve dil ayrımını ortadan kaldırıp büyük coğrafyalarda nam salan bir alim olabilmenin tek bir cevabı vardı: “Hissedebilmek…” Öyle bir his ki bu varlıktaki her hareketi iliklerinde hissetmek . Güneşin ısıtıp hiçbir zaman yakmadığını, namaz kılarken huzurda bulunduğunu , oruçluyken aslında ruhunun özgürlüğe kavuştuğunu, sadaka verirken de bereketin vermekte olduğunu hissedebilmek. Öyle bir his ki bu bir çocuk düştüğünde de kendi bacağına vurulduğunu hissetmek. Acıyı kanayan avucunda hissetmek. İşte sanırım arayıp da bulamadığımız, kovalayıp yakalayamadığımız huzur ve kabul burada saklı. Demek Hakk katında hüsnü kabul görmek ve gerçek huzura erenlerden olmak istiyorsak bu altın kuralı başımıza taç etmemiz gerekmektedir. Şimdi aynayı kendimize çevirmenin , takkeyi ise önümüze almanın zamanıdır. “Bir” olan Rabbimizden yardım dilemektir. Acıyı kendine reva görmektir. Bir insan evladı suçsuz yere ölürse, kendi evinde yas ilan edebilmektir. En başta dediğimiz gibi tüm varlığı kucaklayarak kainatta olagelen her şeye önce kendi nefsinde hissedebilmektir. Madem Hz.Mevlana ile başladık onun tavsiyesiyle bitirelim yazımızı:
-Ya Allame-i Cihan de bakalım bize bu dünyada neden kaçalım, neyi okuyalım neyi bilelim?
-Çok şey bilmene gerek yok Abdullah ; Haddini bil yeter…
Ve Peygamber duası; Allah’ım Sen Bizleri Haddi Aşmaktan Koru….

Selametle…

Öznur Özdemir

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBismillah
Sonraki İçerikÖlüm

CEVAP VER