BİR KUTUP YILDIZIDIR ADÂLET

0
157
reklamlar
Yazı arası Reklam

Sıcak mekanımda, tok karnımla ne kadar anlatabilirim bilemiyorum ama evvelen nefsime ithâfen, adalet yerini bulsun temennisiyle VİRA BİSMİLLAH…

NİSÂ-135:” Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.)”

Daha kelime manasıyla içleri ürperten ve işin ciddiyetine dikkatimizi celbeden Adalet; insaf ve hakkaniyettir; âlemin nizamı ve ahengidir. Bütün insanların hukuk karşısında eşit olmalarıdır. Adalet; ‘adl’ kökünden türeyerek başına gelen eklerle birbirine hilaf manalara gelmektedir. Genel kullanımı her şeyin tam hakkını vermek,ifrat ve tefrit arasında orta yolda ilerlemek, hak yol üzerinde dosdoğru olmak gibi manalara geldiği gibi tam hilaf manalarından olan meyletmek, hak yoldan ayrılmak gibi manalara da gelmektedir. Demek ki baştan sona imtihan olan şu dünya hayatında olmazsa olmazımız adalet bizde ya lehimize veyahut aleyhimize bulunmaktadır.Ya Hakk yol üzere olunarak Âdil vasfı taşınılır (Allah,Âdil olanları sever. Maide42).Ya da hak yoldan küfür yoluna meylederek zâlim vasfı taşınılır. İman olan yüreklerde vicdan kulağı sağır kesilmez ve adalet onun (Müslümanlığının) şiârlarındandır. Yine iman dolu yürek; hamâsi duygular içerdiğinden onun ruhunun oksijenidir adalet.

Adaletin Kur’an’da Kullanılan Manaları

Maide 95:Kıymet,Denk,eşit. Bakara 48: Fidye(bir şeyin karşılığı). Enam 1: Şirk (Allah’a ortak koşmak). Nahl 90: Tevhid. Neml 60: Hakk’tan sapmak. İnfitar 6: Düzeltmek

Kur’an’a Göre Adaletin Bahsedildiği Mevzular

1-Enam 152: Sözde 2-Maide 8: Şahitlikte 3-Nisa 58: Yargıda 4-Hucurat 9: Barışın sağlanmasında 5-Bakara 282: Borçlanmada, senet ödemede 6-Ali-İmran 129: Aile hayatında

Adaleti Bize Kaybettiren Nedir?

Maide-8: ”Ey iman edeneler (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah için kavvâmîn olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.”

Ayet halimizi ifşa eder. Irkçılık; sardığı benlikleri adaletsizliğe sevk eder. Halbuki kaynağı Kur’an olan Nebevi ahlakı bize İslam’dan olmasa bile hak sahibine hakk’ını vermeyi öğretmişti. Çünkü adalet; hakkın gözetilmesi ve haklı ile haksızın ayırt edilmesidir. Ne yazık! şu aciz bedenimize ne kadar da çok değer verdik ki; biz her nereden isek orası önem kazanır oldu.

Nahl-76”Allah, iki adamı örnek verdi. İkisinden birisi dilsiz, bir şeye muktedir değil (gücü yetmez). Ve o, Mevlâsı’na (Efendisi’ne) yüktür. Onu nereye yönlendirse (gönderse), bir hayır (fayda) getiremez (sağlayamaz). O, adaletle emreden (irşad makamının sahibi olan) ve Sıratı Mustakîm üzerinde olan kimse ile eşit (müsavi) olabilir mi?”

Ne kadar da gençsin Ey Kelamullah! Sana verilseydi dikkatle kulaklar; açılmaz mıydı gönül kapıları? Ayetlerle yürek fethini gerçekleştirdiğin bu yürekli insanların topraklarında kalır mıydı zulüm? Elbette hayır. Bırakalım kendi toprağımızı Müslüman’ın ahını alan her küffar ordusuna hücum edilmez miydi? Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz raiyetinizden mesulsünüz.”

Bizlerin adalet anlayışı en fazla şu adam kadar olmuş ki; adamın biri Hz. Ali (r.a)’a gelerek öldürülen bir adamı gördüğünü bildirdiğin deHz. Ali (r.a) ”Peki sen niye yardım etmedin?” diyerek adamın gözünün birinin oyulmasına hüküm vermişti. Şimdi nice Müslüman’ın katledildiğini gören şu gözlerin hükmü ne ola? Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: ”Güçsüzlerin hakkının güçlülerden alınmadığı bir toplumu Allah nasıl temize çıkarır?!” (İbn-i Mâce, Fiten, 20)

Peki kâmil adalet nasıl sağlanır sorusuna verilecek cevap: Hakk’la. Hakk’a da ulaşmak için bâtıldan yüz çevirip, nefsâni arzularımızı bertaraf edersek, vicdanlarımız dile gelerek bizi doğru yola sevk edecektir. Adaleti aradığımız tek yer, kendimizin ve yakınlarımızın zulme uğradığında olmamalı. İnsanın bulunduğu her diyarda adalet olmazsa olmazdır. Aksi taktirde insan hakları sağlanamadığından yaşamak kimileri için diri diri mezara gömülmek kadar zor oluyor. Hal bu ki adaletin gerçekleşmesi için risk almak gereklidir. Rasullullah sav’in bildirdiği gibi ‘’haksızlık karşısında susmak; dilsiz şeytan olmaktır’’. Adaletin sağlanması da; ancak ve ancak Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarına göre yaşamakla gerçekleşir. Zira insanı en iyi tanıyan onu yaratan, âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Bu sebepten kuralları koyacak yalnızca Rabbimizdir. Yaratan (yarattığını) bilmez mi? Ve O; Lâtif’tir, Habîr’dir (haberdar olandır). (Mülk suresi-14)
Adaleti sağlayacak en büyük terimlerden biri de empatidir. Rasulullah’ın sav’in de buyurduğu gibi kendi nefsimiz için istemediğimizi bir başkası için de istemezsek zaten adalet yerini bulacaktır. Ve yine Rasulu Kerim sav’in emirlerinde olan ‘’İşçinin hakkını terini soğutmadan vermekte Müslümanın ahlakındandır.’’ Yani Müslüman değil üzerine düşeni yapmamak, ertelemeyi bile düşünmemelidir.
Birinci halifemiz Ebû Bekir -radıyallâhu anh- halîfe seçildiğinde minbere çıkarak büyük bir tevâzû içinde halka şöyle hitâb etmiştir:

“Ey insanlar! En hayırlınız olmadığım hâlde sizin başınıza halîfe seçilmiş bulunuyorum. Şâyet vazîfemi hakkıyla yaparsam bana yardım ediniz. Yanlış hareket edersem bana doğru yolu gösteriniz…” (İbn-i Sa’d, III, 182-183; Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 69, 71-72; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, II, 1181). İşte Müslüman da İslam’ın ilk halifesi gibi ahlak toplumunun önderlerinden olmalı ki halk yanlışları haykırmaktan korkmasın; adalet sağlanabilinsin. Yoksa toplumun ihtiyacı bilinmeden nasıl adalet sağlanabilir ki? Ancak kısır döngü içinde kalınır. Rasulullah sav: ‘’Cihâdın en fazîletlisi, zâlim sultânın karşısında hakkı ve adâleti söylemektir.” (EbûDâvûd, Melâhim, 17; Tirmizî, Fiten, 13)

“Kıyâmet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı ve O’na en yakın yerde bulunanı adâletli idârecidir. Kıyâmet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevimsiz olanı ve O’na en uzak mesâfede bulunanı da zâlim idârecidir.” (Tirmizî, Ahkâm, 4/1329; Nesâî, Zekât, 77)

Kızım Fâtıma Bile Olsa…

Asr-ı saâdette bir gün, Benî Mahzûm Kabîlesi’nden hatırı sayılır bir aileye mensup bir kadın hırsızlık yapmıştı. Kadının yakınları, kimi aracı gönderelim ki Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onu affetsin, diye düşünmeye başladılar. Sonunda Peygamber Efendimiz sav’in çok sevdiği sahâbîlerden biri olan Üsâme bin Zeyd’i göndermeye karar verdiler. Üsâme, Peygamber Efendimiz sav’e giderek kadının affedilmesini talep etti. Bu talep karşısında Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek yüzünün rengi değişti. Çok sevdiği Üsâme’ye sitem dolu nazarlarla bakarak: “–Allâh’ın koyduğu cezâlardan birinin tatbik edilmemesi için aracılık mı yapıyorsun?” diye sordu. Üsâme -radıyallâhu anh-: Peygamber Efendimiz sav’in ne kadar üzüldüğünü görünce son derece pişman oldu ve derhal özür dileyerek: “–Ey Allâh’ın Rasûlü; Benim bağışlanmam için duâ et!” dedi. (Buhârî, Megâzî, 53; Nesâî, Kat’u’s-Sârik, 6, VIII, 72-74) Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ayağa kalktı ve halka şöyle hitâb etti: “–Sizden önceki milletler, şu sebeple helâk olup gittiler: Aralarından soylu, makam-mevkî sâhibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezâlandırırlardı. Allâh’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim!” (Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Hudûd, 8, 9)

Ve son olarak Taptuk Emre’nin dediği gibi, adalet; bir kutup yıldızıdır. Herşey onun etrafında dönerken o kendi yerinde durur. Suçu suçluyu aramak değil, sonuna kadar masumiyeti aramaktır. Geciken adalet ise ; adeletsizliktir.

Rabbim cümlemize adalet ile hükmedilen bir yuva ve bir ülkede yaşamayı nasip etsin. Bunların gerçekleşmesi için de dünya’da adaletin sağlanması gereklidir. Duâmızın en büyük bölümünü buna ayıralım.

Vesselam…
HASİBE KIRMACI

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikYitip Giden Değerler
Sonraki İçerikSevmek

CEVAP VER