Adaletin Tecellisi

0
418
reklamlar
Yazı arası Reklam

Güç zulme tekabül ediyorsa nice olur hal,
Güç merhamet iyilikse, yürek konuşur, dil lal..
Güç imtihan ise, işte o zaman düşün,
Ne ad kalır ne san bir gün! Ne ihtişam ne de ün…

Güç ile adaleti bütün kılmak mümkün müdür? Mümkündür elbette. Adalet deyince şüphesiz ilk akla gelen de Hz. Ömer ra’tır. Onun elinde nasıl anlamlı hale gelmiş ise adalet! Sanırım bu soruya muhatap tüm liderler için de geçerlidir bu. Devletin başı, -adil yönetici- birbiriyle anlamlı oldukça adaletin tecellisi mümkün olacaktı…Ve her liderin vasfı bununla anlam buldukça dünya yaşanılır olacaktı, zulüm tellalları, cellatları iş başına geçemeden…
Adaleti düşünürken, herkesi aynı kefede tutanların adaletini değerlendirmek de gerek elbette.
Birçok sistemde, bilhassa eğitim de herkes aynı hizaya geçmek zorunda, aynı sınavlara girmek zorunda, bunu yaşadık hep. Cüssesi minik olan da, uçabilen de, yüzebilen de, adımı öbürünün on katı olan da… Bunu bir karikatürde görmüştüm. İşte adalet ise bu!Aynı sıraya dizilip aynı imtihana tabi olmaksa, dünya adaleti bu kadardır.
Oysa “Güç varsa, gücün varsa altındaki her bireye karşı imtihandasın. Bireysel farklılıklar, zihin yapısı, ekonomik, kültürel doku vs. adalet için tüm bunların tahlili gerekli idi.
Ne büyük ve ne ağır bir yüktü adil olabilmek…

Gücünü halkına karşı iyi kullanmayan bir devlet başkanı, ailesine gereken itibarı vermeyen, çocuklarına, eşine güç kullanan bir baba ya da anne, çalışanlarını gözetmeyen bir amir, işçilerine haddinden fazla iş yükleyen işveren, hastalara surat asan, işlerini aksatan personel, minik bedenlere şiddet uygulayan bir eğitimci vs…
Onlar hakkında acaba Allah’tan ne kadar korkuyoruz. Adalet anlayışımız, hassasiyetimiz ne?
Otorite sahipleri bu gücü kullanırken Allah’ın rızasını ne kadar gözetebiliyor, yoksa koltuk, nefs, amirlik, mülk, zenginlik, lüks galebe mi çalıyor insanı? Adaletli olabiliyor mu bunlarla buluşurken kalbi?
Ben başka ruhları bilmem ama kendi elimin altındakileri iyice bir kez daha düşündüm, düşünmekle de yetinmemeye karar verdim… Eksiklerimi görme adına, haklarını verme adına, adaletli olma adına…
Ailemi, yakınlarımı, yazdıklarımı, konuştuklarımı, öğrencilerimi, elimizin altındaki hayvanları ve bize ihtiyaç duyabilecek, işi düşebilecek tüm varlıkları düşündüm.

‘’Suyunu ekmeğini az mı verdim’’ diye düşündüğüm köydeki kediciğimiz bile yüreğime bir elem verdi veya ‘’bizim yüzümüzden üşüdü mü?’’ acep, dedim. Tavuklara, koyunlara gösterdiğim ihtimamı onlara gösterdim mi? Faydası daha çok olandan yana mı bir tavır sergiledim…
Oğullarıma verdiğim değeri kızlarıma verdim mi?
İki eşli beyler adaletin neresindeler!!!
‘’Ve zalim başkanları düşündüm, güç bende deyip inim inim inlettikleri insanları… Esed gibi, Şaron gibi… Acımadan öldürdükleri nice canları… Adaleti en başta katledenleri
‘’Ve güç elimde’’ deyip, Afrika’yı sömüren ve onları ayakta duramaz hale getirenleri düşündüm…
‘’Ve güç elimde’’ deyip, bir vakitler üniversite kapılarında soğuktan büzüşmüş, serçe kuşları gibi! genç kızlarımızı bekleten, ağlatan rektörleri düşündüm.
‘’Ve güç elimde nasılsa ‘’ deyip, getirdiği üç lokma ekmeği karısının çocuklarının burnundan getiren kocaları düşündüm..

Paranın gücüyle at oynatanları, haksızlık ve haram kokanları…
Ve daha nicelerini sayabiliriz. Hangi güç silinmedi ki tarih sahnesinden. Nice Firavunlar, Karunlar, Ebu cehiller, Saddamlar, Karadziçler, Obamalar… Adalet sözcüğünü ayaklar altına alıp dünyayı inim inim inletenler… Ya sonra?
Güçleri ellerinden alınmakla birlikte bir de adlarının her geçişinde tiksintiyle, gazapla, öfkeyle bakılanlar…
Rabbimiz de bize esmasıyla tecelli etmiyor muydu? Kahhar ve Cebbar esmasıyla her daim terbiye etmez miydi isteseydi? Ve Rab bize mühlet veriyordu. Gerçek adaletin tecellisi içinde.
Güç ki! Boyun eğdirmek, suskunlaştırmak için değil, gönüllere inmek için kullanılmalı değil miydi?
Güç sahibi olmak ki, boynuzsuz koyunun boynuzludan hak alacağı günü düşünmekti, işin çetinlik derecesini anlamaktı. Elimizin altındakileri bir kez daha düşünüp veballerimizi, verilmeyen hakları bilmekti tek tek… Sahip olduğumuz mevki ve makamların, rollerin, otoritelerin getirilerini ve götürülerin düşünelim şimdi. Gözden geçirelim… ‘’Akletmez misiniz?’’ diyen yüce kitap nidası ile.

Güç imtihanlarımız olup bizi sarmasın… Dua ile…

Nilüfer Zontul Aktaş

Yazı altı reklam

CEVAP VER