Adaletin Bittiği Yerde Zulüm Başlar

0
442

İnsanlık tarihinin başladığı günden beri kelime ve kavramların üzerine bina edilmiş bir sosyal yapısı meydana çıkmış. Kanunlar, nizamlar, intizamlar ve hükümler hep bunlara göre dizayn edilir olmuştur, olmaya devam edecektir de.
Adalet ise hep aranılan, beklenilen sonuç olmuştur. Her yapı bunu inşa etmek için çalışır, lakin neye, kime göre sorusu muhakkak sorulur ve cevabı çok önemlidir. İşte bu noktada nedir bu adalet? Sözlük manası ile insaflı ve doğru olmak, zulmetmemektir. Eşit olmak, eşit davranmak, her şeye hakkını vermek, hakkaniyetli davranmaktır.
Aslında her hususta olduğu gibi biz iman edenlerin ilk bakacağı nokta ve sonunda hareket etmesi gereken nokta da yüce kitabımız sonsuz rehberimiz Kur’an-ı Kerimdir. “Ey iman edenler adaleti ayakta tutarak Allah için şahitlik edenlerden olun. Kendiniz, ana ve babanız aleyhinde bile olsa (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakirde olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Adaleti yerine getirebilmek için heva ve heveslerinize uymayın. Eğer eğri davranır veya yüz çevirirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa suresi/135)
Bu cümleden devam ile dünya üzerinde var olmuş her canlı Allah’ın bize verdiği bu emrin muhatabıdır. Kimse kendisine başka bir düzen oluşturma hakkına sahip değildir, bunun karşıtı ise zulüm olur. Maalesef bu kavramı en çok yıpratan insanların kendi çıkarlarını ön planda tutarak işlerini yürütme gayretinde olmalarından kaynaklıdır.[ “Bu benden değil, bu benim gibi düşünmüyor, bu bunu hak etmiyor” gibi düşüncelerin arkasına saklanarak zulüm orduları kuruluyor. ]
Adalet deyince hemen hatırımıza devletler hukuku, dini inançlar arasındaki farklar gibi konular takılı kalmasın. Adalet önce insanın kendisi ile başlar iç dünyasında ruhunu beslemesi gereken şeylerden mahrum bırakması kendisine yaptığı bir adaletsizlik dolayısı ile zulümdür. Vücuduna karşı sorumlulukları ile devam eder, bu konuyu detaylandırarak konunun özünden uzaklaştırmak gereksizdir. Ama saç tellerimizden ayak parmaklarımıza kadar tüm uzuvlarımızın hakları vardır ve dikkat edilmesi gerekir.
Aile yapısı ile devam eder. Eşlerin birbirlerine karşı hal, tavır ve davranışları ile çocuklar arasındaki yapılanlara müdahale, yaptıklarına karşılık verilen tepkiler bu önemli kavramın en çok oturması ve dikkat edilmesi gereken noktasıdır.
Komşularımıza karşı sorumluluklarımız onların hukuklarının muhafaza edilmesi, anlaşmazlıklarda hükümlerin bu doğrultuda verilmesi çok önemlidir.
Akrabalara, eş, dost ve tanıdıklara karşı bu kavramın ayakta tutulması yukarılara doğru oluşacak adalet sisteminin ana iskeletidir. Bu bizdendir dolayısıyla yaptığı her şey bir şekilde kabul edilmeli ve örtülmeli gibi bir yaklaşım asıl meselenin zemininde kaymalara yol açar.
Ve nihayetine geldiğimizde toplum içerisinde oluşan bu adalet ve zulüm bilinci sayesinde devletler hukuku ortaya çıkar ve yüzlerce yıl hüküm süren sistemler kurulur. İşte bu bilinç sayesinde Mekke’de bir kişi ile başlayan bir dava Medine’de devlet olarak ortaya çıkar ve tüm insanlığa huzur ve muhabbet sağlar.

Sadettin Turhan

CEVAP VER