Kültürümüzü ve Benliğimizi mi Yitirdik?

0
806
reklamlar
Yazı arası Reklam

Dilimizden dinimize, kültürümüzden, giyimimize kadar her şeyimiz Batı özentisi, yeni nesile bir bakın. Batı’nın bilimini, teknolojisini almak istedik Fakat onun dışında her şeyi aldık. “Pirince giderken evdeki bulgurdan olduk. Daha iyisini elde etmek uğruna çalışırken elimizdekileri de yitirdik.
İnsanlar kendilerine; yeni bir benlik inşa et¬mek. Kendini güçlü hissetmek, egosunu tatmin etmek ve bu vasıtayla daha iyi bir iş bulmak, daha iyi bağlantılar kurmak. Normal hayatta kendilerini çok iyi ifa-de etmek için sosyal medya kullanıyor. Bunu kendilerini ifade etme aracı olarak kullanıyor. Fakat bilinçli bir şekilde mi yapıyor? Aslına Kazandığımız sandığımız şeyler bize kaybettiriyor mu? Biz mi farkında değiliz? Mankurtlaşmışız adeta…

‘Mankurtlaşma’; bir işkence, kölelik metodudur. Yıllar önce Güney Amerika’da kölelerin kafasına ıslak hayvan derisi geçirilerek, güneş altında tutulup derinin küçültülmesiyle beyinde küçük kanamalar meydana gelerek kişinin hafızasının silinmesidir.
Bu işlemi görenler geçmişini unutup, köleleşir ve etrafına zarar verebilir. Günümüz de bu metoda örnek vermek gerekirse bunu teknolojinin üstlendiğini anlamak hiç zor olmasa gerek. İnsanlar üzerindeki etkisi inkar edilemez. Toplum psikolojisinde yanlış algı oluşturma çabasında olan kişilerin, teknolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullandığına şahit oluyoruz. Bu algıyı oluşturmak için; televizyon ,radyo, sosyal medya, yazılı basın, sinema, tiyatro büyük oranda hizmet veriyor. Fakat bu hizmeti siyasi ve çıkar gözeten kurum ve kişilerin hizmetine gelecek şekilde uygulama içindeler.

Yanlış bilgiler ile halkı uyutan hocalar, tutarsız; özü sözü bir olmayan siyasiler kültürümüzü, değerlerimizi hatta zevklerimizi değiştirme yok etme çabası içindeler.
Üzülerek söylüyorum ki bunu da başarıyorlar. Topluma bakıldığında çocuğu, genci, yaşlısı, tamamen kendi kültüründen, gelenek ve göreneklerinden git gide uzaklaştığını görüyoruz. Bu nedenle göz gördüğüne, kulak duyduğuna, dil söylenen sözlere aşina oluyor. Televizyon, Bilgisayar, cep telefonu karşısında saatlerce oturup ,bize çok katkı sağlamadığını söylemek kendimizi kandırmak olur.

En çarpıcı örnekle; son günler de sadece bizim toplumumuzda değil, dünya da konuşulan konularını sosyal medyanın belirliyor olması, zamanın mankurt sistemin kölesi olmasının altındaki sebeplerden en başlıca kaynak; ‘medya’ olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. İnsanların bundan etkilenmediğini düşünmek yarının büyükleri olan çocuklarımıza en kötü miras olacaktır. Dünyanın küresel bir köy haline gelmesi de, kültürel kayıplara yol açıyor ve hızla tek tip kültüre doğru gidiyoruz. Sonrasında bu kayıpların sadece toplumsal değil, toplumu oluşturan en küçük yapısı olan aileyi de etkilediği ortada, televizyon da yayınlanan ahlaksız dizilerin yol açtığı manevi kayıplar, yıkılan yuvalar, annesiz, babasız yetişen çocuklar toplumdaki bozuk ,çarpık düzenin etkisinin medya olduğu açık ve net olarak ortaya çıkarıyor.
İnsanların sosyal medyada kaybettikleri sadece kültür, gelenek, görenek, manevi değerler değil, zamanı hoyratça harcadığından sevdiklerine zaman ayıramaması ve bunun doğurduğu sonuçlar, telafisi olmayan kayıplar da cabası. İletişim eksiğimizin getirdiği kopuşlar, konuşmak yerine başka yöntemlerin kullanılması (mesajlaşma vs.) aramızdaki sevgi ve saygının kaybına neden oluyor. Sonrasında içine kapalı ,ben merkezli bir toplum ,yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ve bunları çözmek için verilen mücadelede kaybedilen güç ve maddi kayıpların yol açtığı zararlar.
Toplumun ve kültürlerin diğer bir ayağı da dini değerlerdir. Dini değerlerin insan ve toplum hayatında önemli bir yeri vardır. Bu değerlerin kaybı toplumlarının yok olma sebeplerinin başında gelir..
Eğer ‘mankurt’laşmak istemiyorsak; toplumun, insanlığın yok olması için oynanan oyunların farkına varalım. Sisteme ve teknolojiye köle olmak istemiyorsak, Zamanımızı öncelikli olarak yaratılış amacına uygun yaşamaya çalışalım ki o yaratılış amacı;

Kuran-ı Kerim’de şu şekil ifade edilmiştir.
Her şey insana ve onun amaçlarına hizmet için yaratılmıştır. Yine Kur’an’da yer alan; “Sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyorsunuz?” (Mü’minûn suresi, 115. ayet.) ayeti hayatın amaçsız ve boş olmadığını vurgulamaktadır. Dünya hayatı geçicidir ve insanlar, imtihan için yaratılmıştır. Bu konu ile ilgili Allah şöyle buyurmaktadır: ”O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk suresi, 2. ayet.) Diğer taraftan peygamberimizin dünyayı ahiretin tarlası olarak ifade buyurmuştur. İnsanlara, teknolojiye kul ,köle olmak yerine daha açık bir ifadeyle olumsuz etkilerinden kurtulup bize fayda verecek şekilde kullanmaya gayret gösterelim. Olumsuz yönlerini bir kenara bırakıp, bize katkı sağlayacak, ilmimizi artıracak, bizi yüce yaradana yaklaştıracak tercihler yapalım inşaAllah.

Zeynep Kayabaş Eker

Yazı altı reklam

CEVAP VER