Güneşin Altında Karanlıkta Kalmak

0
366
reklamlar
Yazı arası Reklam

Halep, Arakan, Irak, Libya, Afganistan ve daha nice coğrafyalar…

Son zamanlarda dilimizde olan isimler. Uzak coğrafyaların yakın kardeşleri. İslamın neferleri, gülistanda birer çiçek olan yer yüzü meleklerinin katledildiği coğrafyaların isimleri. Kimi bin kilometre ötede kimi bir kilometre ötede katlediliyor. Belki ırkdaşımız belki de soydaşımız. Hiçbir ehemmiyeti yoktu katiller için. Onlar sadece Müslümandı ve katledilmeleri gerekiyordu. Hem de diğer kardeşlerinin eliyle onların gözlerinin içine baka baka yapılıyordu.

Ortak noktaları; Müslüman olmak. Ve emperyal güçlerin hedefi olmak. Kimi petrol kimi doğal gaz kimi de esareti kabul etmediği için katlediliyor. Doğmamış bebekler, kundak içindeki serçeler… Hunharca katledilip beton yığınları arasında çiğnenmiş bir ceset…

Var olan katliamın görünmez isimleri göz önündeki vahşilerle birlikte katlediyordu; Allah’ı bir sayan ve Hazreti Muhammed sav’i onun peygamberi ve kulu olarak görenleri. Kendisinden olmayanları hiç sebepsiz yok ediyorlardı. Ne insaf ne de vicdan vardı. İnsanlık vasıflarının rafa kaldırıldığı bir coğrafyaydı; özde İslam Coğrafyası sözde ise geri kalmış diktatörlerin ülkeleri olan Orta Doğu ülkeleri… diktatörlükle yönetilen diğer ülkeleri görmezden gelinip bir tek geri kalmış, cehalet kültürü ile yönetilen çağ dışı Orta Doğu ülkeleri katledilmeye müstehaktı kan emici vampirler tarafından.

Ülkelerinin isminin ne olduğu pek de önemli değildi. Sadece İslamı seçmiş olmaları yetiyordu. Evlerimizin tepesine çıksak topraklarını göreceğimiz Suriye, ırkdaşlarımızın olduğu Irak ve ümmetin neferleri olan gençlerin bir bir toprağa yakılarak gömüldüğü Arakan…

Yanıbaşımızda Halep; Kürd Mahalleleri, Türkmen mahalleleri, Selahaddin Eyyubi’nin fethiyle şereflenen şehir Abdulhamid Han’ın yaptırdığı çarşının olduğu şehir. Kürdler, Türkler ve Araplar için önemli dönüm noktalarının şehri. İlmin diyarı. Kardeşliğin kenti. İşte o Halep artık tarihte anıları olan yıkıntıların merkezi bir şehir. Cesetlerin merkezi, tecavüze uğrayan kızlarımızın şehri. En kahredeni ise kardeşlerinin gözü önünde olması. İslam coğrafyasının kesişme noktasında olması. Herkesin bir anısının bulunduğu şehir ve kokusu burnumuza gelen belde; Halep…

Çözümü katletmekte bulan Kafir topluluğu en iyi şekilde görevini yerine getiriyor. Biz Müslümanlar ise; Kerbela katliamından bu yana kınama görevini üstlenmiş bulunmakta ve bunu da en iyi şekilde yerine getirmekteyiz. Zaten biz Müslümanlar başka ne yapabilir ki Allah’ın bizlere kardeş ilan ettikleri için.

Birleşmiş Katiller vardı. İnsanların refahını ve mutluluğunu sağlamak için kurulan. En önemlisi de İslam İşbirliği Örgütü vardı; adında islam ruhunda kafirlik ve kapitalizm olan… Öyle bir kuruluş öyl bir örgüttür ki; anne feryatları bastırır oldu sesleri. Çocuk bağrışmaları kahreder oldu onları. Allah’ın almasını yasak kıldığı haram kıldığı canları alırken hepsi sus pus oldu efendilerinin dizleri dibinde. Açlıktan köpek eti yiyen Müslüman kardeşlerinin yanında en şatafatlı sofralar kurulurdu İslam İşbirliği Örgütü(!) için.

Dünyada bilmem ne kadar ekonomik piyasayı kontrol eden Müslüman kardeşlerimiz Suriye’de katledilen canların ölümünü kontrol edemedi. Haksızlık, işkence ve katliam olurken hepsi saklanacak yer aradı.
Kürdler’de eski bir gelenektir: Bitmek bilmeyen kan davaları için savaşlar için kadınlar başındaki örtüyü atıp artık yeter der. Suriye’de başındaki örtüyü atacak kadın kalmadı.
Ne de muhafaza edilecek bir namus, can kaldı.

Halep’te katledilen canlar değil; namusumuzdur. Yitip giden insanlar değil Ümmetin şerefidir. O şerefin gitmesine vesile Müslümanlıklarıyla övünenlerdir.

Bir bir düştü kalelerimiz, çiğnendi namusumuz
Hiçe sayıldı şerefimiz, dillere destan haysiyetimiz
Rafa kaldırıldı Allah’ın ayeti, göz ardı edildi insan şerefi

Bizler; her türlü zevki yaşadıktan sonra Halepli Müslüman çocuk ile aynı cennete gitmeyi hayal edebiliyorsak insanlığımızdan utanıp kahrolmamız gerekir.

Bizler yaşarken her an mutluluğu ve seyrederken sahilde güneşi Halep; Güneşin altında karanlıkta kalmak nedir onu öğrendi

Allah elbet belamızı verecektir; Karanlıklarda güneşi ararken bulacak olan belamızı…

Muhittin Uymaz

Yazı altı reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikBaşlarken Vaziyeti Tahlil
Sonraki İçerikBismillah

CEVAP VER