Hani Kardeştik Tek Çatı Altında Ümmettik

0
328
reklamlar
Yazı arası Reklam

Uzaklardan yazıyorum bu yazıyı. Çok uzaklardan gelen bir sesle…
Öylesine bir ses ki kimsenin anlayamadığı bir dilde…
Herkesin görmezden geldiği, lehine yer almadığı gibi aleyhine taraf tutulan yerden.
Nereden mi sesleniyorum?
Çığlıklarını duyurmaya çalıştığı halde ağzı bağlanmış olan Filistin’den.
Yürek yangınları bir türlü anlaşılmayan Gazze’den.
Müminlerin diri diri yakıldığı Arakandan.
Direniş gösterdikleri için yok edilmeye çalışılan Mısır ve daha nicesi yerden…

Bir başkası bilebilir mi insanın kendi içinde yaşadığı sancıyı. Ya da hisseder mi yürek yangınını onun hissettiği gibi. Anlayamaz, hissedemez, hiç kimse bilemez bu duyguyu. Tıpkı bizi bilmedikleri, bilip de görmezden geldikleri gibi… Yahudi’sini, Hristiyan’ını, Budist’ini veya Ateistini anlarım. Onlar susarlar, onlar sineye çeker bu olanları. Zaten onlardı bu olayların yaşanmasını isteyen veya sağlayanlar… Ben asıl Ümmeti Muhammed’in rahatlığını, suskunluğunu, her şeyi kabullenişini kabul edemiyorum. Katlanamıyorum, katlanmak da istemiyorum. Her şeyin apaçık ortada olmasına rağmen nerede bu Ümmet! Hani nerede eli açıkta bekleyen kardeşinin elinden tutanlar. Cihadı hazır kıta beklememizi söyleyen Peygamberin varisi olarak yardıma koşanlar… Karşı çıkıyorum, Rabbimin vefasız, sözünde durmayan, her şeyi görmezden gelip yutan kullarına! Karşı çıkıyorum dili konuşabilecek, eli kalem ya da silah tutabilecek durumda olduğu halde cihattan geri kalıp bön bön bakarak toprağa çakılı kalanlara… Sinirleniyorum, mümin kardeşlerimizin çektiği onca şeye rağmen gönül rahatlığıyla uyuyanlara…

Kimse duymayacak mı o içler acısı çığlığı? Kimse üstlenmeyecek mi Şeyh Ahmet Yasin’in, İdam edilen M. Atıf Hocanın, Hasan El Benna’nın, Seyyid Kutub’un, Zeynep Gazzali’nin ve benzerlerinin davasını. Kudüs’ün elden gidişini, Ümmetin çirkefleşen halini kimse durdurmayacak mı? Onca evlat yetiştiriliyor eli oyuncak tutan. 13-14 yaşlarında kız (erkek) peşinde koşan! Peki, Roma’yı fethedecek, tekrardan hilafeti getirecek, Kudüs’ü Yahudilerden kurtarabilecek Selahaddin Eyyubiler ve bu Selahaddinleri yetiştirecek anneler nerede? Zincirsiz köle olmak yerine, ölüme koşmaya cesaret edecek gençler nerede? Arşın gölgesinde gölgelenebilmek için Hak uğruna cihat edenler nerede? “Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum. Temennimiz emaneti savsaklayan herkesten kısas almandır” sözüne dâhil edilmemek için; Diri suskun olup kellesi kopacak diye korkanlardan olmaktansa, ebedi suskun olup davası uğruna şehit olmayı tercih edenler nerede?

“BEN” değil “Biz”dik. Dağıldık, dağıtıldık…

En önemlisi de tüm bu olanlara göz yumduk. Benliğimiz asimile edildi. Olması gereken mü’min kimliğimiz gölgeler arkasında bırakıldı! Hani kardeştik, hani tek çatı altında bir ümmettik ya! Tekrar gösterelim bunun böyle olduğunu. Üzerimize serili ölü toprağını atalım ve Ensar – Muhacir ilişkisini yeniden canlandıralım. Artık susmayalım! Sustukça bu hale geldik. Sustukça battık! Sustukça farkında olmadan kendi kuyumuzu kazdık! Devir susma vakti değil, devir kabul etme vakti de değil. Devir birlikle dirlik oluşturma vakti. Devir birbirini tutan tuğladan yapılmış duvar olma vakti. Peki, tüm bunlara rağmen umut var bir mümin olmayı öğrendiğimiz peygamberin ümmeti olarak niye bu pes edişler? Çoğu kimse “Müslümanları ben mi kurtaracağım” diye susarken kendine hiç sordun mu “ben değilsem kim bir şeyler yapacak?” diye. Hiç sordun mu “Şimdi değilse ne zaman yapacağım?” diye. Sen, Müslüman olarak koyun değil çoban olmakla mükellef bir insansın!
Sen, güdülen olmak yerine güden olmalısın! Çünkü sen “Allah’ın Halifesi” görevinden dolayı bu dünyada varsın. İşte bu yüzden kardeşlerini unutmayacak, onlarla birlikte yol alacaksın! Onlar aç karnına yatarken, sen uyumayacaksın. Onlar hiç bir şey bulamadıkları için kedi eti yerken, sen bulduğunu bulandırmayacaksın! Evet, çok zorluklarla karşılaşıp yaralar alacaksın. Evet, hedefin büyük olduğu için düşmanın da büyük olacak. Fakat yine de yılmayacaksın Allah’ın izniyle.

Bileceksin ki tüm düşmanların aynı tarafta da yer alsa, senin daima yanında duran Allah Azze ve Celle…

Allah’ın rahmeti ve bereketi tüm İslam Coğrafyası üzerine olsun…

Foto: karar
Fatma Hacıabdullahoğlu

Yazı altı reklam

CEVAP VER